Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sındırgı Depreminde Hasarın Büyümesinde Zemin Koşulları ve Yapı Tipi Belirleyici Oldu

Sındırgı depremlerinde hasarın büyümesinde zemin koşulları ve yapı tipinin belirleyici olduğu uzmanlarca açıklandı. Alüvyon zemin ve mühendislik hizmeti almayan yapılar risk oluşturuyor.

Sındırgı depremlerinde hasarın büyümesinde

Sındırgı Depremlerinde Hasar Analizi: Zemin ve Yapı Tipi Kritik Rol Oynadı

Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen depremlerde oluşan hasarların temel nedenleri uzmanlar tarafından açıklandı. Afyon Kocatepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Geoteknik Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Gücek, “Sındırgı’da hasarın büyümesinde zemin koşulları ve yapı tipi belirleyici oldu” dedi.

Sındırgı deprem hasarı zemin koşulları

İki Büyük Deprem ve Artçılar

Sındırgı ilçesinde 10 Ağustos’ta 6.1 büyüklüğünde meydana gelen depremin ardından, 27 Ekim’de aynı büyüklükte ikinci bir deprem daha yaşandı. Çevre illerden de hissedilen depremler sonrasında bölgede çok sayıda artçı sarsıntı meydana geldi. Artçı depremler nedeniyle bölge halkında tedirginlik devam ederken, uzmanlar hasar tespit çalışmalarını sürdürüyor.

Hasarın Ana Nedenleri

Dr. Süleyman Gücek yaptığı açıklamada, depremlerde bina ve yapılarda oluşan ağır hasarın büyük bir bölümünün 2000 yılı öncesi ve mühendislik hizmeti alınmadan inşa edilen yığma yapılardan kaynaklandığını belirtti. Gücek, “İlçede alüvyon zemin üzerinde, mühendislik hizmeti almamış yığma yapıların yoğunluğu hasarı artıran temel unsur oldu” ifadelerini kullandı.

Hasar Tablosu ve Fay Hattı İlişkisi

10 Ağustos’taki depremde yapılan tespitlerde 724 binanın acil yıkılacak veya tamamen yıkılmış durumda olduğunu açıklayan Dr. Gücek, “En çok hasar, fay hattına yakın, alüvyon zeminli bölgelerde ve yığma yapıların yoğun olduğu alanlarda görüldü” dedi.

27 Ekim’deki ikinci depremin ardından yapılan incelemelerde tablonun daha da ağırlaştığını belirten Gücek, “Bu kez 500’ün üzerinde bina acil yıkım ya da yıkık durumda değerlendirildi” bilgisini paylaştı.

Kentsel Dönüşümün Önemi

İlk deprem sonrası yürütülen hızlı ve doğru hasar tespit sürecinin ikinci depremde olası can kayıplarının önüne geçtiğini vurgulayan Dr. Gücek, “Boşaltılan ağır hasarlı binalar, ikinci depremde büyük bir faciayı engelledi. Bakanlığın sahadaki zamanında müdahalesi çok kritik rol oynadı” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye genelinde eski yapı stokunun risk oluşturduğuna dikkat çeken Gücek, kentsel dönüşüm sürecinin gecikmeden hızlandırılması gerektiğini belirterek, “Yeni yönetmeliklere uygun yapılan binalar çoğu zaman depremden etkilenmezken, yanındaki eski yapılar tamamen yıkılabiliyor” uyarısında bulundu.

Zemin Koşullarının Etkisi

Dr. Gücek, Sındırgı özelinde hasarın büyümesinde zemin koşullarının belirleyici rol oynadığını tekrarlayarak, alüvyon zemin üzerinde mühendislik hizmeti almamış yığma yapıların yoğunluğunun hasarı artıran temel unsur olduğunu vurguladı.