Antalya’da 67 yıldır süren ve değeri milyarlarca doları bulan dev arazi davasında, avukatlar ile yargı arasında büyük bir gerilim yaşanıyor. Davanın avukatlarından Necati Yılmaz, davaya bakan üç hakimi, ‘görevi kötüye kullanma’ iddiasıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikayet etti. Ayrıca, söz konusu hakimler ve Adalet Bakanlığı aleyhine tazminat davası açıldığı ortaya çıktı.

67 Yıllık Milyarlık Dava ve Yeni Kriz
Antalya’nın en değerli bölgelerinden Meltem, Bahçelievler mahalleleri ile Konyaaltı Beach Park’ı kapsayan 2 milyon 400 bin metrekarelik arazilerle ilgili dava, 1958 yılından bu yana devam ediyor. Arazi, 2006 yılında Antalya Kadastro Mahkemesi tarafından Arap Süleyman, Hacı Bekirzade Mehmet Ağa ve Hazine adına tescil edilmişti. Ortaya çıkan yeni mirasçı iddiaları ve mahkemelerin tedbir kararları, davanın bazı hakimlerini de şikayet ve dava konusu haline getirdi.
Avukat Yılmaz’tan Çarpıcı Açıklamalar
Hacı Bekirzade Mehmet Ağa ve Arap Süleyman’ın mirasçıları adına 20 yılı aşkın süredir davayı takip eden avukat Necati Yılmaz, yaşanan süreci anlattı. Yılmaz, “Esas mevzu, aslında bu yersiz bir dava.” diyerek sözlerine başladı ve şöyle devam etti: “Yargılamanın iadesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 375’inci maddesinde düzenlenir. 1958’de başlayıp 2006’da biten yargılamada verilen hükme esas alınan Arap Süleyman Ağa’nın verasetinin iptaline ilişkin bir dava açmışlar 4’üncü Sulh Hukuk Mahkemesi’nde. HMK 375’inci maddede ‘O verasetin iptaline karar verilecek, karar kesinleşecek, ondan sonra yargılamanın iadesini isteyebilirsiniz’ deniliyor. Oysa bu erken açılmış bir davaydı. Biz bunu defalarca Kadastro Mahkemesi’nde süren yargılama iadesi sırasında söyledik. Fakat o dönemde karar veren yetkili hakim talebimizi reddetti.”

HSK’ya Suç Duyurusu ve Hızlı Duruşmalar
Avukat Yılmaz, sonrasında yerine başka hakimler geldiğini ve aynı taleplerini ilettiklerini belirterek, “Dedik ki, ‘Bakın, burada yargılamanın iadesi talebinde bulunma koşulları oluşmamıştır henüz. 4’üncü Sulh Hukuk Mahkemesi’nde verasetin iptaline karar verilecek, bu karar kesinleşecek, ondan sonra bu müracaat yapılabilir.’ HMK 379’uncu maddede, ‘Bu koşul gerçekleşmeden açılan davanın usulden reddine karar veriliyor’ deniliyor. ‘Siz de lütfen usulden reddine karar verin’ dedik. BAM 8’inci Hukuk Dairesi kabul etmedi. Kabul etmeyince ben de o dönem, 2019 yılı Şubat ayıydı, bu dosyaya bakan 3 hakimle ilgili HSK’ya suç duyurusunda bulundum.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, bu şikayetin ardından 4 ayda 4 duruşma yapılarak davanın HMK 379 uyarınca usulden reddine karar verildiğini söyledi.

“Yereldeki Hakim İstinafta da Davaya Baktı”
Avukat Yılmaz, yaşadıkları bir diğer sorunu ise şu sözlerle aktardı: “Yerel mahkemede yetkili olarak bu davaya bakan bir hakimin, istinaf incelemesinde aynı dosyaya bakmaması gerekiyor. En azından etik olarak bakmaması gerekir. Biz buna ilişkin bir dilekçe daha verdik. Dedik ki, ‘Hakim, yetkili olarak bu dosyaya bakmıştır. Hatta bizim taleplerimizin de reddine karar vermiştir. Ara karar da kurmuştur. Dolayısıyla yerel mahkemedeki bir dosyaya bakan hakimin üst mahkemede bu dosyanın istinaf yahut temyiz incelemesine katılması doğru değildir. Hukuken doğru olmadığı gibi etik anlamda da doğru değildir.'”
Adalet Bakanlığı’na Karşı Tazminat Davası
HMK 46’ncı madde uyarınca hakimin hukuki sorumluluğuna dikkat çeken Yılmaz, buradaki sorumluluğun Adalet Bakanlığı’na ait olduğunu vurguladı. Yılmaz, “Hakimin verdiği bu zararlardan Adalet Bakanlığı sorumlu. Biz de Adalet Bakanlığı hakkında Yargıtay 8’inci Hukuk Dairesi’nde tazminat davası açtık. 2025/2 esas sayılı dosya ile görülüyor. Karar veren başkan ve 2 üye hakim hakkında tazminat davası açtık. Onlar da davaya cevaplarını sundular. Yargılama devam ediyor.” dedi.

“Dosya Yargıtay’ın Önüne Gitse Çözülecek”
Avukat Necati Yılmaz, BAM 8’inci Hukuk Dairesi Başkanı ve karara katılan 2 üye hakkındaki HSK şikayetinin gerekçesini ise “Çünkü bu görevi kötüye kullanma. Kanun çok açık. Kanunun açık hükümlerine karşı aykırı karar veremezler. ‘Ben bunu böyle yorumluyorum’ diyemezler. Böyle bir hakları yok.” sözleriyle açıkladı.
Yılmaz, son olarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu nedenle bu dava tekrar Kadastro Mahkemesi’nin önüne düştü. Yani dosya bir türlü Yargıtay’ın önüne gitmiyor. Yargıtay’ın önüne gittiğinde bu dosyanın çözüleceğini biliyoruz, görüyoruz. Açtığımız tazminat davası da tazminat almak için değil, dosyanın bir şekilde Yargıtay’ın önüne gitmesini sağlamak için.”

