ABD Başkanı Donald Trump, Gazze’de Barış Kurulu’nun kurulduğunu resmen duyurdu. Kurul üyelerinin isimlerinin yakın zamanda açıklanacağını belirten Trump, bu adımın bölgedeki ateşkes sürecinin ikinci aşamasına geçişi temsil ettiğini vurguladı.
“En Prestijli Kurul” İlanı
ABD Başkanı Donald Trump, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Barış Kurulu’nun kurulduğunu duyurmak benim için büyük bir onurdur. Kurul üyeleri kısa süre içinde açıklanacak, ancak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki bu kurul, herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde toplanmış en büyük ve en prestijli kuruldur” ifadelerini kullandı.
Ateşkes Süreci ve İnsani Yardım
Gazze’de ateşkes sürecinin ikinci aşamasına resmi olarak girdiklerini vurgulayan Trump, “Ateşkesin başlamasından bu yana, ekibim Gazze’ye rekor seviyede insani yardım ulaştırılmasına yardımcı oldu ve sivillere tarihi bir hız ve ölçekte ulaştı. Birleşmiş Milletler bile bu başarıyı eşsiz olarak kabul etti. Bu sonuçlar, bir sonraki aşamanın zeminini hazırladı” değerlendirmesinde bulundu.
Yeni Yönetim Desteği ve Hamas’a Uyarı
Barış Kurulu Başkanı olarak yeni bir yönetimi desteklediğini belirten Trump, “Geçiş sürecinde Gazze’yi yönetmesi için, Kurul’un Yüksek Temsilcisi tarafından desteklenen, yeni atanmış bir Filistin Teknokrat Hükümeti olan Gazze İdaresi Ulusal Komitesi’ni destekliyorum. Bu Filistinli liderler, barışçıl bir geleceğe sarsılmaz bir şekilde bağlılar” ifadelerini kullandı.
Bölge ülkeleriyle iş birliği mesajı veren ve Hamas’a uyarılarda bulunan Trump, “Mısır, Türkiye ve Katar’ın desteğiyle, Hamas ile tüm silahların teslim edilmesi ve her tünelin imha edilmesini içeren kapsamlı bir silahsızlanma anlaşması sağlayacağız. Hamas, son cenazenin İsrail’e iadesi de dahil olmak üzere taahhütlerini derhal yerine getirmeli ve gecikmeden tam silahsızlanmaya geçmelidir. Daha önce de söylediğim gibi, bunu kolay yoldan ya da zor yoldan yapabilirler. Gazze halkı yeterince uzun süre acı çekti. Şimdi tam zamanı” açıklamasında bulundu.
Trump’ın bu açıklamaları, Gazze’deki sürecin yeni bir diplomatik ve idari aşamaya girdiğini gösteriyor. Türkiye’nin de adı geçen bölge ülkeleri arasında yer alması, Ankara’nın süreçteki olası rolüne dikkat çekiyor.
