Ankara’da Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından düzenlenen ‘Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu’ panelinde, iki taraf arasındaki ilişkilerin stratejik boyutları, savunma ve güvenlik iş birliği perspektifleri masaya yatırıldı.

Ankara’da bir otelde gerçekleştirilen panele, MİA Başkanı Prof. Dr. Talha Köse’nin yanı sıra Somali, Sudan, Kenya, Etiyopya, Eritre, Nijerya, Mısır, Çad, Güney Afrika, Senegal ve Gambiya’dan üst düzey katılımcılar iştirak etti. İki gün süren programda, bölgesel güvenlik sorunları, savunma sanayi iş birlikleri ve stratejik ortaklıkların geleceği gibi kritik başlıklar ele alındı.
Afrika 21. Yüzyılın Belirleyici Aktörü Haline Geliyor
Panelin açılış konuşmasını yapan MİA Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, Afrika ülkelerinin dönemin yükselen aktörleri haline geldiğini belirterek, “Bugün Afrika’da yaşanan herhangi bir gelişme yalnızca kıta ülkelerini değil; Avrupa’yı, Orta Doğu’yu ve giderek Asya’yı da doğrudan etkilemektedir. Büyük stratejiye sahip ülkelerin neredeyse tamamında Afrika artık merkezi bir konuma yerleşmiştir. Dolayısıyla Afrika kıtası, 21’inci yüzyılda uluslararası siyasetin belirleyici aktörlerinden biri haline gelmektedir. Türkiye’nin Afrika perspektifi de bu zemine oturmaktadır” dedi.

Prof. Dr. Köse, Afrika’nın çoğu zaman büyük güçlerin rekabet sahası olarak ele alındığını, ancak Afrika ülkelerinin özne olma kapasitesinin göz ardı edildiğini vurguladı. Türkiye’nin Afrika politikasının ilkesel bir zemine dayandığını ifade eden Köse, “Türkiye; Afrika’yı bir rekabet alanı, etki sahası ya da kısa vadeli çıkarların yürütüldüğü bir coğrafya olarak değil, Afrika ülkelerini birçok ortak değere sahip, eşit aktörler olarak görmektedir. İlişkilerimizi ‘Afrika’nın sorunlarına Afrikalı çözümler’ ilkesi temelinde inşa ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Türkiye Sahada Somut Sonuç Üreten Nadir Aktörlerden”
Türkiye’nin Afrika politikasının ilkesel, uzun vadeli ve çok boyutlu olduğunu belirten Köse, ilişkilerin karşılıklı egemenliğe saygı, insani sorumluluk ve kazan-kazan esasına dayalı olarak yaklaşık 20 yıldır istikrarlı bir şekilde sürdürüldüğünü kaydetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Afrikalı liderlerle kurduğu kalıcı ilişkilerin bu yaklaşımın somut göstergesi olduğunu söyleyen Köse, şunları ekledi: “Türkiye, sahada somut ve kalıcı sonuç üretebilen nadir aktörlerden biridir. Türkiye, bu yönüyle yalnızca devletler arasında değil, toplumlar arasında da güçlü, samimi ve insani ilişkiler inşa etmektedir.”

Somali Bakanı’ndan Türkiye’ye Övgü: “Afrika’nın Birliğine Saygı Gösteriyor”
Somali Adalet ve Anayasal İşler Bakanı Hassan Moallin Muhamoud Sheikhali ise yaptığı konuşmada, Türkiye-Afrika ilişkilerinin karşılıklı saygı ve ortaklık üzerine kurulduğunu belirterek, son 20 yılda bu ilişkilerin siyasi, ekonomik, insani ve güvenlik alanlarında genişlediğini ve stratejik ortaklıklara dönüştüğünü ifade etti.
Sheikhali, “Bazı dış aktörlerin Afrika devletlerinin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tehdit ettiği bir dönemde, Türkiye Afrika ülkelerinin birliğine ve egemenliğine sürekli olarak saygı göstermiştir. Diğerleri istikrarsızlığı körüklerken, bölünmeleri istismar ederken veya dar jeopolitik çıkarlar peşinde koşarken, Türkiye istikrara katkıda bulunmuş ve Afrika’nın uzun vadeli potansiyeliyle uyum sağlamıştır” dedi.

Somali Bakanı, Türkiye’nin Somali’ye terörizmle mücadelede, deniz güvenliğini artırmada ve uluslararası suçlarla mücadelede verdiği desteğe dikkat çekerek, “Türkiye, özellikle Somali’ye terörizmle mücadelede, deniz güvenliğini artırmada ve uluslararası suçlarla mücadelede verdiği destekle Afrika Boynuzu’nda istikrarlı bir ortak olarak ortaya çıkmıştır” şeklinde konuştu.
Savunma ve Güvenlik İş Birliği Masaya Yatırıldı
Açılış konuşmalarının ardından, moderatörlüğünü MİA Başkanı Prof. Dr. Talha Köse’nin yaptığı ‘Türkiye-Afrika İlişkilerinde Stratejik ve Güvenlik İş Birliği’ başlıklı panele geçildi. Bu panelde Milli Savunma Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı ile Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur konuşmacı olarak yer aldı.

MİA tarafından düzenlenen bu programla, Afrika’nın artan stratejik önemine ilişkin kamuoyunda farkındalık oluşturulması ve Türkiye’nin kıta ile ilişkilerinin politika temelli bir bakış açısıyla ele alınmasına imkan tanıyan kapsamlı bir tartışma zemini oluşturulması hedefleniyor.
