Gelecek Partisi İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Meryem Türktekin, İran’da bir kız ilkokulunun hedef alınmasına ilişkin çarpıcı bir açıklama yaparak, bu saldırının bir hata değil, bilinçli bir tercih olduğunu ve uluslararası hukukun çöküşünü temsil ettiğini ilan etti.
Uluslararası Hukukun Son Nefesi
Meryem Türktekin yaptığı yazılı açıklamada, dünyanın insanlık tarihinin en büyük riyakarlık sahnelerinden birine tanıklık ettiğini belirtti. Türktekin, “Gazze’de öldürülen her çocukla aşınan uluslararası hukuk, 28 Şubat’ta İran’da bir kız ilkokulunun doğrudan hedef alınmasıyla adeta son nefesini verdi” ifadelerini kullandı.
Türktekin, Minab’da katledilen çocukların kanı henüz kurumamışken, Birleşmiş Milletler (BM) kürsüsünde ABD Başkanı’nın eşi Melania Trump’ın çocuk hakları üzerine barış nutku atmasını, “hem uluslararası hukukun hem de uluslararası toplumun çöküşünün ilanı” olarak nitelendirdi.
“Bu Bir Hata Değil, Bilinçli Tercihtir”
Açıklamasında saldırının detaylarına değinen Türktekin, “ABD ve İsrail, diplomasi masası henüz açıkken 28 Şubat’ta İran’a karşı operasyon başlattı ve ilk hedef olarak Minab’daki bir kız ilkokulunu seçti. Bugün itibarıyla o okulda katledilen çocuk sayısı yaklaşık 170’e ulaştı, 60 çocuğun bedeninden ise tek bir parça dahi bulunamadı” dedi.
Türktekin, saldırının bir hata olduğuna inanılmasının beklendiğini ancak bunun aklıyla alay etmek anlamına geldiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Aynı gün İran’ın en üst düzey yöneticilerini nokta atışıyla vurabilen bir istihbarat ve teknoloji ağının, bir ilkokulu yanlışlıkla hedef alması teknik olarak imkansızdır. Bu bir hata değil, bilinçli bir tercihtir.”
“Şok ve Dehşet” Stratejisi
Gelecek Partili siyasetçi, bu saldırının askeri literatürde ‘Shock and Awe’ (Şok ve Dehşet) olarak tanımlanan bir stratejinin parçası olduğunu iddia etti. Türktekin, “Bu katliam bu stratejinin bugüne kadar yapılan en karanlık yansımalarından biridir. Shock and Awe stratejisinde sivil altyapı ve eğitim kurumlarının hedef alınması, düşmanın sadece fiziksel gücünü değil, toplumsal moral ve psikolojik direncini felç etmeyi amaçlayan bir stratejik terör yöntemidir” değerlendirmesinde bulundu.
ABD’nin 2003’te Irak’a yönelik operasyonunu ve Gazze’de yaşananları örnek gösteren Türktekin, “Dolayısıyla o okulun vurulması da bir yanlışlık değildir. ABD ve İsrail kız çocuklarını bilinçli olarak hedef almıştır; amaçları, şok ve dehşet yaşatarak İran halkının savaşma azmini kırmaktır” ifadelerini kullandı.
Adalet Bumerang Gibidir
Açıklamasını bir uyarı ile tamamlayan Meryem Türktekin, “Ancak adalet bumerang gibidir; attığınız haksızlık dönüp sizi bulur. Görünen o ki, o savunmasız çocukların katli, İran halkının acıda birleşmesini sağlamış ve direniş gücünü artırmıştır” dedi.
Gelecek Partisi’nin bu sert açıklaması, Türkiye’den İran’daki gelişmelere yönelik önemli bir siyasi tepki olarak kayıtlara geçti.
