İstanbul Ticaret Odası (İTO) 17. Restoran ve Yiyecek İçecek Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Ebru Koralı, gündemdeki yemek yardımı düzenlemelerinin sektörde rekabet eşitsizliğine yol açabileceği konusunda uyardı. Koralı, aynı yemek hizmeti için farklı prim uygulamalarının restoran ve lokanta işletmeleri açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
SGK Priminde Yeni Düzenleme ve Sektöre Etkisi
Ebru Koralı, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesinde yapılması planlanan değişikliğe dikkat çekti. Değişiklik kapsamında, işyerinde yemek verilmesi dışındaki durumlarda çalışanlara sağlanan yemek yardımının günlük 300 TL’ye kadar olan kısmının SGK priminden istisna tutulması, bu tutarı aşan kısmın ise prime tabi olması öngörülüyor.
Koralı, “Restoran ve lokantalarda tüketilen yemeklere getirilen bu prim sınırlamasının hem işverenler hem de yeme-içme sektörü açısından ekonomik etkiler doğurabileceği ifade ediliyor.” dedi ve ekledi: “Yemek yardımı çalışanların iş günü içinde beslenme ihtiyacını karşılamak amacıyla oluşturulmuş önemli bir sosyal haktır. Uygulamanın amacına uygun şekilde korunması gerekir.”
“Uygulama Farklılığı Sektörü Doğrudan Etkiler”
Değerlendirmelerine devam eden Koralı, yemek hizmetinin temin edildiği işletme türüne göre ortaya çıkabilecek farklılıklara vurgu yaptı:
“Yemek hizmetinin hangi işletme tarafından sağlandığına bağlı olarak farklı prim uygulamaları ortaya çıkabilir. İşyerine tabldot veya catering hizmeti verilmesi ile çalışanların restoran veya lokantalarda yemek yemesi arasında farklı prim uygulamaları oluşabiliyor. Oysa verilen hizmetin özü aynıdır; çalışan yine yemek tüketmektedir. Hizmetin temin edildiği işletme türüne göre farklı prim yükü ortaya çıkması sektörde rekabet eşitsizliği yaratabilir.”
200 Bin Çalışan ve Binlerce İşletme Risk Altında
Koralı, restoran ve lokanta işletmelerinin şehir ekonomisi ve istihdamdaki kritik rolünü hatırlatarak uyarılarını sürdürdü:
“Restoran ve lokanta işletmeleri şehir ekonomisinin ve istihdamın önemli bir parçasıdır. Uygulama farklılığı işveren tercihlerinde değişime yol açarsa bu durum doğrudan restoran cirolarına ve sektördeki istihdama yansıyabilir. Özellikle öğle servisine odaklı çalışan binlerce işletme ve yaklaşık 200 bin çalışan bu sürecin etkisini doğrudan hissedebilir.”
Kayıtlı Ekonomiye Katkı ve Sürdürülebilirlik
Restoranlarda yapılan harcamaların kayıtlı ekonomiye olan katkısına da değinen Koralı, şunları söyledi:
“Restoran ve lokantalarda yapılan yemek harcamaları doğrudan kayıt altına alınır. Bu sistem gıda sektöründen lojistiğe kadar uzanan geniş bir ekonomik zinciri destekler. Yemek yardımının gerçekten yemek amacıyla kullanıldığı sistemler hem çalışanların sosyal hakkını korur hem de sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlar. Aynı zamanda harcamaların kayıtlı ekonomiye dahil olmasına destek olur.”
Çağrı: Çalışan Hakları ve Sektörel Denge Korunmalı
Son olarak bir çağrıda bulunan İTO Komite Başkanı Ebru Koralı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yapılacak düzenlemelerde çalışanların sosyal haklarının korunması temel öncelik olmalıdır. Yemek yardımına ilişkin uygulamaların sektörler arasında eşit rekabet koşullarını gözeten bir çerçevede ele alınmasının sektör açısından daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır.”
