Antalya’nın kalbi Kaleiçi’nde yürütülen titiz araştırmalar, Türkiye Selçuklu Devleti’nin en önemli liman kentlerinden biri olan Antalya’nın fethini anlatan ve yüzyıllardır gizli kalmış 45 adet tarihi kitabeyi ortaya çıkardı. Antalya Valiliği’nin destekleriyle yürütülen çalışmalarda, Selçuklu tarihi araştırmacısı Dr. Mahmut Demir ve Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nden Gülcan Acar tarafından tespit edilen kitabelerin tamamı fotoğraflanarak belgelendi ve tercüme edildi.

Duvarlarda Saklanan 800 Yıllık Tarih
Tarihi kaynaklara göre Helenistik dönemde kurulan ve Likya, Pamfilya, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapan Antalya, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hiç şüphesiz dünyanın güzel şehridir” sözleriyle tanımladığı bir kent. Şehrin Türkler tarafından ilk fethinin yıl dönümü kutlanırken, yapılan bu keşif ayrı bir anlam kazandı.
Büyük Selçuklu Sultanı 1. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından ilk fethi 5 Mart 1207’de gerçekleşen Antalya, daha sonra bir fetret döneminde tekrar Rum hakimiyetine girmişti. Türkiye Selçuklu tahtına çıkan Sultan 1. İzzeddin Keykavus, 24 Aralık 1215’te başlattığı kuşatma sonucunda kenti 22 Ocak 1216’da ikinci kez fethetmişti.

Ramazan Bayramı’na Denk Gelen Fetih ve Fetihname
Dr. Mahmut Demir, fetihin hicri 30 Ramazan 612, yani Ramazan Bayramı’na denk geldiğini belirterek, “Bu sebepten Sultan İzzeddin Keykavus bir fetihname hazırlatıyor. Bu fetihname, bilinen en büyük Türkiye Selçuklu Kitabesi. Şiirsel bir Arapça ile kaleme alınmış. Kağıda yazılır gibi taşa yazılmış bir fetihname. 45 parçadan oluşuyor” dedi.
Fetihnamenin Antalya surları üzerine yerleştirildiğini ifade eden Demir, günümüzde surların bir kısmının ayakta olmaması nedeniyle 7 kitabenin kaybolduğunu, 9’unun Etnografya Müzesi’nde sergilendiğini, 29’unun ise surlar üzerinde bulunduğunu aktardı.

Zorlu Araştırma Süreci ve Gizli Köşeler
Kitabelerin büyük bölümünün görünmeyen noktalarda, bina çatılarında, özel mülklerin içerisinde ve çalılar arasında zarar görmüş durumda olduğunu vurgulayan Dr. Demir, araştırma sürecinin zorluklarına dikkat çekti. Demir, “Gülcan hanım tek tek bunları binbir zahmetle fotoğrafladı. Dijital tekniklerle fotoğrafladı. Ben de naçizane bunların tercümelerini ve metinlerini hazırladım. Bu şekilde herkesin göremeyeceği fetihnameyi herkesin görebileceği bir şekilde sergilemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.

“İnanılmaz Estetikti”
Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nde fotoğrafçı olarak görev yapan ve kitabeleri fotoğraflama görevi verilen Gülcan Acar ise ilk başta ne olduğunu tam anlayamadığını ancak surların arasında bu kitabeleri gördüğünde inanılmaz estetik bulduğunu söyledi. Acar, “Bu kitabeleri ayrıca sergi alanında tıpkı duvarda durdukları gibi birebir ve biraz kabartmalı şekilde ve her bir kitabeyi gerçek ölçüsünde burada izleyicinin karşısına getirdik. Benim için müthiş bir işti. Ben inanıyorum ki her gün yanından geçip giderken bir sürü insan bunları görmeden gidiyor. Ama artık farkındalıkların artacağını düşünüyorum” dedi.

Sergi ile Kalıcı Hale Geliyor
Keşfedilen bu tarihi kitabelerin ölçüleri gerçeğiyle aynı kabartma replikalarından oluşan bir sergi hazırlandı. Fetih kutlamaları kapsamında Akdeniz Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi başta olmak üzere çeşitli merkezlerde sergilenen eserler, Antalya’nın köklü tarihine ışık tutuyor.




Bu önemli keşif, sadece Antalya’nın değil, Türkiye’nin Selçuklu dönemine ait yazılı kültür mirasının anlaşılması ve korunması açısından büyük önem taşıyor. Kayıp kitabelerin bulunması ve sergilenmesi, tarih meraklıları ve akademisyenler için yeni araştırma kapıları aralıyor.
