Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü yaklaşırken, savaşın kritik anlarına ışık tutan yeni bir tarihi belge gün yüzüne çıktı. İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Öğr. Gör. Dr. Yusuf Ziya Altıntaş, Çanakkale Savaşları sırasında yaşanan ağır cephane kıtlığı sırasında Alman Genelkurmay Başkanı Erich von Falkenhayn’ın Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya gönderdiği telgrafı değerlendirdi. Telgrafta, Türk askerinin cesaretine dikkat çekilerek, “Osmanlı ordusunda cesur askerden bol bir şey yok” ifadeleri kullanıldı.
Stratejik Açmaz ve Cephane Krizi
Birinci Dünya Savaşı’nın en önemli cephelerinden Çanakkale’de 1915 yılı Mart ayında durum kritik bir hal almıştı. Öğr. Gör. Dr. Yusuf Ziya Altıntaş, boğaz savunmasında yaşanan ağır cephane kıtlığı nedeniyle Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın müttefik Almanya’ya sürekli baskı yaparak destek istediğini belirtti. Ancak Almanya’nın önünde büyük bir engel vardı: Sırbistan yolu kapalıydı ve tarafsız Romanya, askeri sevkiyata izin vermiyordu.

Dr. Altıntaş, “Alman Savaş Bakanlığı ve Genelkurmay, teknik ve lojistik bazı yolları denese de, Çanakkale’deki topçu bataryalarının ihtiyacını karşılayacak miktarda mühimmatı cepheye ulaştırmayı başaramıyordu” dedi.
Falkenhayn’ın Diplomatik Telgrafı
Bu stratejik açmazın ortasında Alman Genelkurmay Başkanı Erich von Falkenhayn, Askeri Ataşe Leipzig aracılığıyla Enver Paşa’ya bir mesaj iletti. Dr. Altıntaş’ın aktardığına göre Falkenhayn, telgrafında şu ifadelere yer verdi:
“Çanakkale Boğazı cesurca savunulduğu takdirde kısıtlı cephane ile de ele geçirilemez. Ve Osmanlı ordusunda da cesur askerden bol bir şey yok…”

Övgünün Arkasındaki Gerçek: Lojistik Acziyet
Dr. Altıntaş, Alman Genelkurmay Başkanı’nın bu sözlerinin, Osmanlı askerinin tartışmasız cesaretine bir övgü niteliği taşısa da aslında Almanya’nın içinde bulunduğu lojistik acziyetin ve kendi menfaatlerini koruma çabasının bir yansıması olduğunu vurguladı.
“Enver Paşa’nın mühimmat taleplerine karşı bir nevi ‘moral desteği’ sunan Falkenhayn, maddi destek sağlayamadığı noktada müttefikini manevi bir motivasyonla cephede tutmaya çalışıyordu” diyen Altıntaş, durumu şöyle özetledi:

İstanbul’daki Alman yetkililerin, Falkenhayn’ın telgrafındaki ifadeleri daha diplomatik bir dille Enver Paşa’ya ilettiğini belirten Dr. Altıntaş, “Türklerin gösterdiği üstün çabanın her türlü övgünün üzerinde olduğunu belirterek, olası bir başarısızlığın sorumluluğunun aslında cephane gönderemeyen Almanya’ya ait olduğunu da kapalı kapılar ardında itiraf etmekteydiler” ifadelerini kullandı.
Çanakkale’nin Stratejik Önemi
Dr. Altıntaş, Çanakkale savunmasının Almanya için de hayati önem taşıdığını hatırlattı. Eğer Boğazlar düşer ve İstanbul ele geçirilirse, Osmanlı saf dışı kalacak, İngiltere ve Fransa’nın yardımı Rus Çarlığı’na ulaşacak, henüz tarafsız olan Balkan devletleri İtilaf blokuna katılacak ve Almanya-Avusturya ittifakı tamamen kuşatılarak mağlup edilecekti. Bu sebeple Berlin, 1915 Mart’ının ilk haftalarında İtilaf filosunun artan bombardımanlarını ve cephane krizini büyük bir endişeyle takip etmekteydi.

Bu tarihi telgraf, Çanakkale Savaşı’nın sadece bir mücadele alanı olmadığını, aynı zamanda müttefikler arası diplomatik gerilimlerin ve lojistik zorlukların da sahnesi olduğunu gözler önüne seriyor. Türk askerinin efsanevi cesareti, en zor koşullarda bile düşman karşısında dimdik durmasını sağlamış ve tarihe altın harflerle kazınmıştır.

