Ortadoğu’daki savaş ve güvenlik krizi, İstanbul Havalimanı’nı adeta bir uluslararası uçak park alanına dönüştürdü. ABD-İsrail ve İran arasındaki gerilimin başladığı 28 Şubat’tan bu yana, bölge ülkelerinin hava sahalarını kapatması nedeniyle rotaları kesilen 11 yabancı yolcu uçağı, 26 gündür İstanbul’da mahsur kaldı.

Hava Sahaları Kapandı, Uçaklar İstanbul’a Sığındı
Olası saldırı riskleri nedeniyle başta Türk havayolu şirketleri olmak üzere birçok uluslararası firma, İran, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve Lübnan’a olan seferlerini askıya aldı. Bu ani kapanma, havada kalan veya rotasını değiştirmek zorunda kalan uçakları İstanbul Havalimanı’na yönlendirdi.

Mahsur Kalan Filo: Qatar Airways Önde
Havalimanı apronunda bekleyen filonun büyük bölümünü Qatar Airways uçakları oluşturuyor. Şu anda havalimanında bekleyen uçaklar şu şekilde:
- Qatar Airways: 7 uçak
- Emirates Airlines: 2 uçak
- Kuwait Airways: 1 uçak
- Gulf Air: 1 uçak
Toplamda 11 yolcu uçağı, bölgedeki güvenlik durumunun normale dönmesini ve hava sahalarının yeniden açılmasını bekliyor.

Türkiye’nin Kritik Rolü ve Havacılık Diplomasisi
Kriz anlarında güvenli bir transit ve acil iniş noktası olarak İstanbul Havalimanı’nın önemi bir kez daha ortaya çıktı. Türkiye’nin coğrafi konumu ve tarafsız hava sahası, bölgesel krizlerde havacılık sektörü için hayati bir güvenlik vanası işlevi görüyor. Uçakların teknik ve lojistik ihtiyaçları havalimanı yetkilileri tarafından karşılanıyor.

Bekleyiş Ne Zaman Sone Erecek?
Yetkililer, mahsur kalan uçakların, ilgili ülkelerin hava sahalarını yeniden açması ve bölgedeki uçuş güvenliği risklerinin ortadan kalkması durumunda İstanbul’dan ayrılabileceğini belirtiyor. Ancak, BM’nin ‘kontrolden çıktı’ uyarısı yaptığı ABD-İsrail-İran savaşının seyri, bu sürecin ne zaman sonlanacağı konusunda belirsizlik yaratıyor.

Bu durum, küresel havacılığın bölgesel siyasi gerilimlerden nasıl derinden etkilendiğinin çarpıcı bir göstergesi olarak kayıtlara geçti. İstanbul Havalimanı, uluslararası diplomasi ve kriz yönetiminde Türkiye’nin üstlendiği rolün bir yansıması olarak, bu bekleyişe ev sahipliği yapmaya devam ediyor.

