İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Birleşmiş Milletler (BM) ve BM Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) gönderdiği resmi mektupta, ABD ve İsrail’in ülkesindeki barışçıl nükleer tesislere yönelik saldırılarının bölgeyi ciddi bir radyoaktif kirlenme riskiyle karşı karşıya bıraktığı uyarısında bulundu.
BM’ye Gönderilen Resmi Mektup
İran Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Bakan Arakçi, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BMGK üyesi ülkelere bir mektup gönderdi. Mektubun bir kopyası aynı zamanda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Grossi’ye de iletildi.
“Ciddi İnsani ve Çevresel Sonuçlar Doğurabilir”
Mektubunda, özellikle IAEA denetimindeki Buşehr Nükleer Enerji Santrali‘ne yönelik saldırılara dikkat çeken Arakçi, bu eylemlerin tüm bölge için büyük bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Arakçi, “Bu yasa dışı saldırılar, tüm bölgeyi ciddi insani ve çevresel sonuçları olan radyoaktif kirlilik tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır ve cezasız kalmamalıdır” ifadelerini kullandı.
Son 9 Ayda 7 Saldırı
İran Dışişleri Bakanı, son 9 ayda ülkesine ABD ve İsrail tarafından iki kez savaş dayatıldığını iddia ederek, 28 Şubat’tan bu yana nükleer tesislerinin toplam 7 kez saldırıya uğradığını hatırlattı. Arakçi, BMGK ve IAEA’nın bu saldırılara karşı etkili bir tedbir almadığını ve hatta kınamadığını belirterek, bu eylemsizliğin saldırganları daha da cesaretlendirdiğini savundu.
IAEA Başkanı’na ‘Bilgi Sızdırma’ Suçlaması
Mektubunda IAEA Başkanı Rafael Grossi’yi de eleştiren Bakan Arakçi, Grossi’nin mart ayında verdiği bir röportajda İran’ın barışçıl nükleer programına dair gizli denetim bilgilerini ifşa ettiğini öne sürdü. Arakçi, “Bu tür bilgilerin düşman taraflarca kötüye kullanılması, koruma altındaki nükleer tesislerimize yönelik daha fazla saldırıyı kolaylaştırabilir” diyerek, IAEA’yı uluslararası sorumluluğa davet etti.
İran’ın bu diplomatik hamlesi, bölgedeki gerilimin yüksek seviyede seyrettiği bir dönemde, nükleer tesislere yönelik saldırıların potansiyel küresel ve bölgesel sonuçlarına dikkat çekmeyi amaçlıyor. Mektubun BM ve uluslararası toplumda nasıl bir karşılık bulacağı merakla bekleniyor.
