Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin küresel ekonominin ağırlık merkezinin Doğu’ya kaydığı yeni dönemde, küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri haline geldiğini açıkladı. Sakarya’da düzenlenen 15. Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nin (UEZ 2026) ikinci gün açılışında konuşan Bakan Kacır, Türkiye’nin coğrafi konumu, üretim kabiliyetleri ve teknolojik atılımlarıyla önümüzdeki 25 yılda yeni fırsat pencerelerinin açıldığını vurguladı.

Küresel Dengeler Değişiyor, Türkiye’nin Rolü Artıyor
Bakan Kacır konuşmasında, dünyada 80 yıldır süregelen küresel düzen parametrelerinin değiştiğine dikkat çekti. Serbest ticaret ve liberal ekonomi yaklaşımlarının yerini korumacılığa, yerinde üretime ve yeni bir düzene bıraktığını ifade eden Kacır, bu değişimin arka planında Çin’in yükselişi gibi ekonomik dengelerin yer değiştirmesinin olduğunu söyledi.
“Bölgesel olarak baktığımızda Asya’nın küresel ticaretteki payının artmakta olduğunu, Avrupa’nın ve Kuzey Amerika’nın payının ise azalmakta olduğunu görüyoruz. Küresel ekonominin ağırlık merkezi Batı’dan Doğu’ya kayıyor. Türkiye’yi biz, bütün bu yeni denklemde bulunduğumuz konumun getirdiği avantajları dikkate alarak küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri olarak görüyoruz.” dedi.

Milli Teknoloji Hamlesi Kritik Önemde
Kacır, Türkiye’nin önündeki fırsatları değerlendirmenin en önemli koşulunun Milli Teknoloji Hamlesi olduğunun altını çizdi. Son 25 yılda kurulan altyapılar, yetişen insan kaynağı ve istikrarlı kamu tercihleri sayesinde Türkiye’nin üretim kabiliyetlerini Ar-Ge ve inovasyonla taçlandırdığını ve ileri teknolojili ürünleri kendi imkanlarıyla geliştiren bir ülke haline geldiğini belirtti.
Kacır, “Küresel ticaretteki payımızı yüzde 0,55’lerden 1,07’ye, küresel üretim katma değerindeki payımızı ise yüzde 0,69’dan 1,38’e, yani iki misline çıkarmayı başardık.” ifadelerini kullandı.

Sanayide Katma Değer ve İhracatta Çarpıcı Artış
Bakan Kacır, Türk sanayisinin katma değer üretimindeki muazzam büyümeyi rakamlarla ortaya koydu:
- 2002’de 41 milyar dolar olan imalat sanayi katma değeri, 2025’te 246 milyar dolara ulaştı.
- Dünyanın hızıyla gitmiş olsaydık bu rakamın ancak 123 milyar dolar olacağını belirten Kacır, Türkiye’nin performansının tam iki misli olduğunu vurguladı.
- Ürün ihracatı 36 milyar dolardan 273,5 milyar dolara (8 kat), yüksek ve orta yüksek teknolojili ürün ihracatı ise 10 milyar dolardan 112 milyar dolara (12 kat) yükseldi.
- Ar-Ge’ye ayrılan kaynak 1,2 milyar dolardan 20 milyar dolara, Ar-Ge insan kaynağı ise 29 binden 311 bine çıktı.

Pandemi Sonrası Kazanan Ülke: Türkiye
Bakan Kacır, pandemi sonrası dönemde Türkiye’nin Avrupa’nın önde gelen sanayi ülkelerine kıyasla çok daha güçlü bir performans sergilediğini açıkladı. Pandemi öncesine kıyasla sanayi üretim düzeyinin; Fransa’da yüzde 3, İtalya’da yüzde 5,4, Almanya’da yüzde 11,8 gerilerde olduğunu, buna karşın Türkiye’de ise yüzde 31 daha yukarıda bulunduğunu kaydetti.
Danimarka Eski Başbakanı’ndan Türkiye’ye Övgü
Zirvenin ikinci gün açılışında bir konuşma yapan Danimarka Eski Başbakanı Helle Thorning-Schmidt ise, yeni dünya düzeninin inşasında Türkiye’nin kilit aktörlerden biri olduğunu söyledi. Schmidt, “Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında köprü görevi gören kritik coğrafi ve jeopolitik konumu, Türkiye’yi önemli bir merkez ve bu bölgeler arasında bir koridor haline getiriyor.” dedi.

Schmidt, Türkiye’nin üretim, enerji ve ticari bağlantısallığın sağlanmasının yanı sıra bir NATO üyesi olarak bölgede barışın tesisine yönelik sorumluluklar üstlendiğini ve bu rolün Körfez ve Orta Doğu krizlerinde ne kadar kritik olduğunun görüldüğünü ifade etti.

Tera Yatırım’dan İyimser Mesaj
Tera Yatırım Genel Müdürü Emir Münir Sarpyener de yaptığı konuşmada, mevcut jeopolitik kriz ortamında Türkiye’nin hem ABD hem de İran ile doğrudan diyalog kurabilen sayılı ülkelerden biri olduğuna işaret etti. Sarpyener, “Körfez sermayesi yeni güvenli limanlar arıyor ve Türkiye bu sermayeyi çekebilecek siyasi iradeye, altyapıya, insan kaynağına ve kurumsal çerçeveye sahip.” değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası Ekonomi Zirvesi, küresel ekonomi ve siyasetteki dönüşümün masaya yatırıldığı, Türkiye’nin bu yeni düzendeki konumunun ve fırsatlarının geniş bir şekilde tartışıldığı bir platform olarak dikkat çekti. Bakan Kacır’ın açıklamaları, Türkiye’nin sadece bölgesel değil, küresel ölçekte iddialı bir ekonomik aktör olma yolunda kararlı adımlar attığını gösterdi.


