Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır’da yaptığı konuşmada, terörle mücadelede sağlanan başarının ekonomik ve sosyal kazanımlarına dikkat çekti. Yılmaz, “Terörün gündemden düştüğü, huzur ve güven ortamının kalıcı bir şekilde pekiştiği bir dönemde tüm Türkiye kazanacak. 81 vilayetimiz, 86 milyon insanımız kazanacak ama en çok da Doğu ve Güneydoğu Anadolu kazanacak, kalkınması, gelişmesi, ivme kazanmış olacak” dedi.
40 Yıllık Sürecin Ekonomik Maliyeti 2 Trilyon Dolar
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde düzenlenen ‘Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Tarım Gıda ve Sanayi Odaklı Kalkınma Vizyonu Çalıştayı’nda önemli mesajlar verdi. Geçmiş 40 yıllık süreçte terör ve güvenlik meselelerinin yarattığı ekonomik maliyetlere değinen Yılmaz, şunları söyledi:
“Geçtiğimiz 40 yıla aşkın süreçte yaşadığımız ortam, terör ve güvenlik meseleleri maalesef insani kayıplarımızın yanı sıra ekonomik olarak kalkınma bakımından da büyük maliyetler üretmiştir. Doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetlerle ilgili yaptırdığımız bazı hesaplamalarda şunu görüyoruz. Bu da minimum rakam, en az 2 trilyon dolarlık bir kayıptan bahsediyoruz.”
Yılmaz, bu kaynakların bölgenin ve ülkenin kalkınmasına kullanılmış olması halinde Türkiye’nin çok daha farklı bir noktada olacağını vurguladı. En büyük kalkınma kaybının Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşandığını belirten Yılmaz, artık tam tersi bir sürecin başladığını ifade etti.
Güvenlik Ortamı Yatırım Ortamını İyileştiriyor
Cumhurbaşkanı Yardımcısı, terörün gölgesinin çekildiği yerde üretimin canlandığını, şehirlerin nefes aldığını ve umutların büyüdüğünü gözlemlediklerini söyledi. Yılmaz, “Bir bölgenin sadece kamu yatırımlarıyla gelişmesi, kalkınması mümkün değil. Kamu yatırımları işin bir tarafıysa diğer tarafı da özel yatırımlardır. Huzur güven ortamının pekişmesi, yatırım ortamının iyileşmesi demek” diye konuştu.
Yılmaz, özel sektör yatırımlarının güvenlik ortamına çok daha hassas olduğunu belirterek, bir bölgede güvenlik ortamı iyi değilse, o bölgedeki sermayenin başka bölgelere kaçtığını kaydetti. Terörün gündemden düştüğü ortamda ise yatırım ortamının iyileşeceğini ve bölgeye daha fazla özel yatırım geleceğini vurguladı.
Üç Kritik Lojistik Koridor
Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki krizlere karşı lojistikte çeşitlendirme ve alternatif geliştirme stratejisi izlediğini açıkladı. Bu kapsamda önlerinde üç kritik lojistik koridor gördüklerini belirten Yılmaz, bunların üçünün de Doğu ve Güneydoğu ile ilgili olduğunu söyledi:
1. Kalkınma Yolu Projesi: Türkiye’den Orta Doğu’ya inen ve yeni enerji güzergahları açısından önemli bir hat.
2. Zengezur Koridoru: Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye’yi doğrudan bağlayacak ve Orta Koridor’u güçlendirecek çalışma.
3. Türkiye-Suriye-Ürdün-Hicaz Hattı: Modern bir çerçevede yeniden ele alınması gereken stratejik ulaşım ağı.
Turizmde Algı Değişimi
Diyarbakır’ın turizm potansiyeline de değinen Yılmaz, geçen sene kente 1 milyondan fazla turist geldiğini hatırlattı. Güvenlik ortamının oluşmasıyla bu potansiyelin daha da artacağını belirten Yılmaz, “Güvenlik ortamının yansımalarını önümüzdeki dönemlerde daha fazla göreceğiz inşallah. Bunun en hızlı ortaya çıktığı alanlardan biri turizm sektörü” dedi.
Yılmaz, fiziki inşanın yanı sıra zihinsel bir dönüşüme de ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, “Medya üzerinden bu bölgemizin algılanmasının bitmesi lazım. Bu bölgeyle ilgili oluşmuş birtakım algılar var. Bu algıların dönüşmesi lazım. Hem bölgede yaşayan insanların zihninde dönüşmesi lazım, hem tüm Türkiye’de dönüşmesi lazım” ifadelerini kullandı.
Çalıştaya Geniş Katılım
Çalıştaya, Vali Murat Zorluoğlu, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Mehmet Sait Yaz, Suna Kepolu Ataman ile Mehmet Galip Ensarioğlu, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat, AK Parti İl Başkanı Ömer İler ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Terörün gündemden düştüğü, huzur ve güven ortamının pekiştiği bir ortamda demokrasi ve kalkınma perspektifimiz de yeni bir boyut kazanacak, 81 ilimizin 86 milyon nüfusumuzun yaşam standartları yükselecektir. Buna yürekten inanıyoruz.”
