Edirne’nin Keşan ilçesinde, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına tepki gösteren öğretmenler ve öğrenciler, iki günlük iş bırakma eylemi ve oturma eylemi düzenledi. Eylem, ülke gündemini derinden sarsan saldırıların ardından eğitim camiasından gelen en net toplumsal tepkilerden biri oldu.
Sendikalar ve Öğrenciler Meydanda Buluştu
Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarına bağlı öğretmenler, protesto kapsamında iş bırakarak Keşan Alparslan Türkeş Meydanı’nda toplandı. Oturma eylemi ve basın açıklaması yapan öğretmenlere, ortaokul öğrencileri de katılarak destek verdi. Bu dayanışma, eğitim hakkı ve güvenliği talebinin sadece yetişkinlerle sınırlı olmadığını gösterdi.
Eğitim-Sen Temsilcisinden Çarpıcı Açıklamalar
Eğitim-Sen Keşan Temsilcilik Başkanı Asalet Koç, yaptığı basın açıklamasında okullara yönelik saldırıları şiddetle kınadı. Koç, yaşanan son olaylarla ilgili duygularını ve endişelerini kamuoyuyla paylaştı.
“Dün Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıyla beraber tablo daha da iç karartıcı bir hal aldı. Maalesef son saldırıda 10 insanımız hayatını kaybetti. 1 öğretmen ve 9 öğrencimiz. Bu 9 öğrencimiz daha 5’inci sınıf öğrencisiydi. Bu kayıplar hepimizi derinden üzdü. Sadece eğitimciler değil, öğrenciler de hedef alınıyor.” ifadelerini kullanan Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yıllar önce televizyonlarda Amerika Birleşik Devletleri’nde, Kanada’da ve benzeri ülkelerde okul baskınları ve hayatını kaybeden çocuklar, gençler görüyorduk. Bir gün bizim ülkemize geleceği aklımızın ucundan bile geçmiyordu. Ama maalesef başımıza geldi.”
Eğitimde Güvenlik Krizi ve Toplumsal Tepki
Keşan’da düzenlenen bu eylem, son dönemde artan okul saldırılarına karşı eğitim sendikalarının ve toplumun bir kesiminin duyduğu derin endişeyi ve öfkeyi yansıtıyor. Öğretmenler, okulların güvenli öğrenme ortamları olmaktan çıkma riskine dikkat çekerek, yetkilileri acil ve etkili önlemler almaya çağırıyor.
Öğrencilerin de eyleme katılımı, meselenin sadece bir iş kolu sorunu değil, doğrudan gelecek nesilleri ve toplumun tamamını ilgilendiren bir güvenlik ve insan hakları sorunu olduğunu ortaya koydu. Eylem, eğitim camiasının yaşanan acılar karşısında sessiz kalmayacağının ve taleplerini toplu bir şekilde dile getireceğinin açık bir göstergesi olarak kayıtlara geçti.
