Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının adadaki varlığına ve haklarına yönelik tarihi bir uyarıda bulundu. Erhürman, Kıbrıs Rum yönetiminin son dönemde imzaladığı anlaşmaları ve İsrail ile iş birliğini sert bir dille eleştirerek, uluslararası topluma seslendi.
“Egemenlik Haklarımız İhlal Ediliyor”
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, panelde yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olduğunu vurguladı. “Kıbrıslı Türkleri hiç kimse bu adada yok sayamaz. Hiç kimse Kıbrıslı Türkler yokmuş gibi karar üretemez” diyen Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının son dönemdeki faaliyetlerini masaya yatırdı.

Erhürman, Kıbrıs Rum yönetiminin İsrail, Yunanistan, ABD ve Fransa ile imzaladığı güvenlik, enerji ve deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmalara dikkat çekti. “Bu anlaşmaların hiçbirinde Kıbrıs Türk halkının iradesi yok. Çok açık söylüyorum, Kıbrıs Türk halkının eşit egemenlik haklarının ihlalidir. Ve bunun uluslararası toplum tarafından da bilinmesi gerekir” ifadelerini kullandı.
İsrail İle İş Birliğine Sert Tepki
Konuşmasında özellikle İsrail ile yapılan iş birliklerine değinen Cumhurbaşkanı Erhürman, son derece sert bir dil kullandı. “Çocukları öldüren bir devletle yapılacak bir anlaşmada, üstüne üstlük o anlaşma Kıbrıs Türk halkının güvenliğini de iradesini de riske edecek bir anlaşmaysa, Kıbrıs Türk halkının iradesi olmaksızın böyle bir anlaşmanın imzalanmasını benim halkım içine sindirmez” dedi.

Erhürman, İsrail’den “çocukları öldüren bir devlet” diye bahsederek, “Çocukları öldüren bir devletle kurulacak ittifak, Kıbrıs halkının iradesini ve egemenliğini ihlal ederek gerçekleştirilirse, ben uluslararası toplumun her tarafına bunu anlatırım” şeklinde konuştu.
“Azınlık Statüsünü Asla Kabul Etmeyiz”
Kıbrıs Türk halkının azınlık statüsünü kesinlikle kabul etmeyeceğinin altını çizen Erhürman, “Bütün mücadelesi de bunun üstünden yürümüştür. Dolayısıyla bugün itibarıyla da böyle bir ihtimal Kıbrıs Türk Halkı için yok hükmündedir” dedi. Erhürman, Kıbrıs Türk halkının 2004 ve 2017’de çözüm iradesini ortaya koyduğunu, bunu Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte yaptığını hatırlattı.

Ancak, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği raporlarında izolasyonların meşru bir gerekçesi olmadığının belirtilmesine rağmen, Kıbrıs Türk halkının hala izolasyonlara tabi tutulduğunu ifade eden Erhürman, “Benim sporcularım hala uluslararası müsabakalarda yarışamıyor. Benim iş insanlarım, benim üniversite insanlarım hala bugün yurt dışına çıkışta, bir yerlerde temsiliyette sorun yaşıyor” diye konuştu.
Yeni Müzakere Süreci İçin Koşullar
Yaklaşık 9 yıldır anlamlı bir müzakere süreci yaşanmadığını vurgulayan Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türk halkını yok sayarak çeşitli ülkelerle anlaşmalar imzaladığını, bunun güveni daha da azalttığını söyledi. Yeni bir müzakere süreci için öncelikle güven artırıcı önlemlere ihtiyaç olduğunu belirten Erhürman, şu öneride bulundu:
“Gel Lefkoşa’da önce geçelim karşı karşıya. Biz hem Kıbrıs Türk halkının hem Kıbrıs Rum halkının hayatını kolaylaştıracak birtakım güven yaratıcı önlemlere dair kararları ikimiz alalım. Lefkoşa’da bir tane yeni kapı, bir tane yeni geçiş noktası açabildiğini ispatlayamayan iki liderin Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümü gibi 60 senedir devam eden bir sorunu çözmesini hiç kimse bekleyemez.”

“Silahlanma Nafile Bir Çaba”
Rum kesiminin silahlandırılma çabalarına da değinen KKTC Cumhurbaşkanı, bu girişimleri gerçekçi bulmadığını ifade etti. “Zannediyorsun ki silahlanma ve bazı büyük devletleri arkana almak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bir askeri denge oluşturacaksın. Çabanın bu olduğunu anlıyorum. Bir kere şunu baştan söyleyeyim. Bu nafile bir çabadır. Realist değildir” dedi.

Erhürman, konuşmasında ayrıca, Kıbrıs sorununun 60 yıldır çözülememesinin temel nedeninin, Kıbrıs Rum liderliklerinin adadaki doğal zenginlikleri ve iktidarı Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istememeleri olduğunu vurguladı. Yeni müzakereler için zaman sınırlaması olması ve müzakerelerin çökmesi durumunda KKTC’nin mevcut statüye geri dönmeyeceğine dair taahhüt alınması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Antalya Diplomasi Forumu’ndaki bu çıkış, KKTC’nin uluslararası platformdaki hak arayışında yeni ve kararlı bir dilin benimsendiğini gösterirken, Kıbrıs meselesinin çözümüne ilişkin beklentileri de yeniden gündeme getirdi.
