İran İslam Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Mohammad Hassan Habibullah Zadeh, Türkiye’deki bir konferansta yaptığı konuşmada, bölgedeki savaşı “geçici bir askeri çatışma” olarak değerlendirmenin mümkün olmadığını belirterek, “Mevcut gerilim, hegemonya arayışı ile bağımsızlık mücadelesinin çatışmasıdır” dedi.

Hegemonya ve Bağımsızlık Mücadelesi
Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından düzenlenen ‘Çarşamba Sohbetleri’ konferansına katılan Büyükelçi Zadeh, ‘İran’ın Haklı Savaşı, Bölgesel-Küresel etkileri ve Adil Yeni Bir Dünya’ başlıklı bir konuşma yaptı. Zadeh, uluslararası sistemin en karmaşık ve aynı zamanda en belirleyici meselelerinden biriyle karşı karşıya olunduğunu vurguladı.
Zadeh, “Öyle bir mesele ki, yalnızca bir ülkenin kaderiyle değil, bir bölgenin ve hatta küresel düzenin geleceğiyle doğrudan bağlantılıdır” ifadelerini kullandı. İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı ABD’nin ve Siyonizm rejiminin dayatılan savaşçı politikalarının bölgesel ve küresel sonuçlarını üç düzlemde ele alacağını belirtti.
İran’ın Meşru Müdafaa Hakkı
Büyükelçi Zadeh, konuşmasında meşru müdafaa kavramına dikkat çekerek şunları söyledi: “Uluslararası hukukta temel ilke güç kullanımının yasaklanmasıdır. Ancak bunun bir istisnası vardır ve o da tehdit veya saldırı karşısında meşru müdafaa hakkı. İran’a göre son saldırılara verilen karşılıklar bu çerçevede değerlendirilmelidir. Başka bir ifade ile İran savaşın başlatıcısı değil, fiili bir tehdide karşılık veren taraf olduğunu ortaya koymaya çalışmıştır.”
Zadeh, uluslararası siyasette saldırı ile savunma arasındaki sınırın her zaman tartışıldığını, her aktörün kendi anlatısını meşru kılmaya çalıştığını belirterek, “Bu nedenle bu savaşı anlamak anlatıların savaşını dikkate almadan mümkün değildir” dedi.

ABD ve İsrail’in Rolüne Sert Eleştiri
Pek çok analizin İsrail rejiminin stratejik üstünlüğünü korumak amacıyla bağımsız bölgesel güçleri sınırlamayı veya zayıflatmaya çalıştığını gösterdiğini belirten Zadeh, “Amerika Birleşik Devletleri’nin bu yaklaşımı desteklemesi de iki aktör arasında stratejik bir örtüşmeye işaret etmektedir” şeklinde konuştu.
Zadeh, savaşın jeopolitik rekabetler, güç dengeleri değiştirme çabaları, İran İslam Cumhuriyeti’nin artan bölgesel rolüne yönelik kaygılar ve stratejik baskı oluşturma girişimlerinin birleşimiyle ortaya çıktığını ifade etti. Ancak kritik noktanın, bu yaklaşımın gerilimi azaltmak yerine bir güvensizlik ve istikrarsızlık döngüsünü beslediği olduğunu vurguladı.
Çözüm Yolu: Bağımsızlık ve Bölgesel İş Birliği
İran Büyükelçisi, mevcut durumdan çıkış için pratik çözüm önerilerini de paylaştı. Zadeh, “ABD ve Siyonist rejimin dayattığı savaşçı politikalar istikrarsızlığı besliyor; çözüm ancak bağımsız aktörlerin direnci ve bölgesel iş birliğiyle mümkün” dedi.
Konuşmasında İran’ın son 10 yılda bağımlılık modelinden uzaklaşarak bağımsız bir aktör olma yönünde adımlar attığını ve bölgesel denklemlerde etkin bir rol üstlenmeye çalıştığını belirten Zadeh, bu yaklaşımın özellikle güvenlik ve strateji alanlarında bazı güçlerin çıkarlarıyla çatıştığını ifade etti.
Büyükelçi Zadeh, Batı Asya’da güvenliğin yeniden tanımlanmasının gerekliliğine dikkat çekerek, komşu ülkelerin rolünün ve bölgesel iş birliğinin önemini vurguladı.
