AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Avrupa Birliği’ne yönelik sert eleştirilerde bulundu. Çelik, “Avrupa Birliği, bir ekonomik güç oldu ama hiçbir zaman siyasi güç olamadı, bugün de kendi güvenliğini kendi sağlayamayan bir birlik. Aday olan Türkiye’nin etkisini engellemeye dönük bir tutum içerisine girmesi, Avrupa Birliği’nin neden bu halde olduğunu iyi gösteren bir şey” dedi.
MYK Toplantısı ve 25. Yıl Değerlendirmesi
Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken basın açıklaması yaptı. Toplantıda, AK Parti’nin 25’inci yıl dönümü kapsamında yapılacaklara ilişkin bir sunum gerçekleştirildiğini belirten Çelik, “Türkiye Yüzyılı’nın önümüzdeki 25 yılına bakan bir perspektif ortaya koyma açısından Sayın Cumhurbaşkanımızın değerlendirmeleri olacak. 25’inci yılla ilgili hazırlıklara şimdiden başlamak üzere MYK’mız değerlendirmeye almıştır” ifadelerini kullandı.
Çelik, ayrıca dün 27 Nisan’daki muhtıra teşebbüsünün yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, “Bu muhtıra, darbe mekaniği açısından Türkiye’de seçilmiş iradenin, milletten aldığı gücün işlevsiz bırakılması açısından çirkin bir geleneğin önemli enstrümanlarından biriydi. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir başbakan ve AK Parti hükümeti buna direnerek, muhtıra haline getirilmek istenen girişimi bir kağıt parçasına çevirdi” dedi.
Avrupa Birliği Eleştirisi: “Çifte Standart Söz Konusu”
Dış politika gelişmelerini yakından takip ettiklerini dile getiren Çelik, “Birçok ülke arasındaki ittifak çatlarken NATO ile ilgili tartışmalar oluyor. Avrupa Birliği kendi içerisinde çok tartışma yaşıyor, bir bütün olarak hareket edemiyor” dedi.
AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi de içine katan açıklamalarına tepki gösteren Çelik, şunları söyledi:
“AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in çok talihsiz bir açıklaması oldu. Türkiye’yi de içine katarak, bazı ülkeleri zikrederek bunların Avrupa’ya nüfuz etmesinin engellenmesi gerektiğini ifade etti. Bu Avrupa Birliği’nin şu anda niye bu halde olduğunu gösteren çok temel bir açıklama. Türkiye’yi AB’ye aday bir ülkeyi karşıt konumda değerlendirmek, göç ve güvenlik konusunda sürekli kapımızı çalanların kafasının arkasındakini göstermesi bakımından çok önemli. Leyen’e sorulması gereken, ‘Bir AB Komisyon Başkanı olarak bir aday ülkeye dönük, bu çifte standardınızın ideolojik temelleri nedir?’ diye sormak gerekir.”
Çelik, “Avrupa Birliği, bir ekonomik güç oldu ama hiçbir zaman siyasi güç olamadı, bugün de kendi güvenliğini kendi sağlayamayan bir birlik. Aday olan Türkiye’nin etkisini engellemeye dönük bir tutum içerisine girmesi, Avrupa Birliği’nin neden bu halde olduğunu iyi gösteren bir şey” diye konuştu.
İsrail’in Saldırıları ve İnsanlık İttifakı Çağrısı
İsrail’in saldırılarını eleştiren Çelik, “Tamamen bir ideolojik motivasyonla, fanatik bir dini yaklaşımla hareket eden bir yapıyla karşı karşıyayız. Bunların Müslümanların ve Hristiyanların değerlerine hiçbir saygısı yok. O yüzden biz insanlık ittifakı diyoruz. İnsanlık ittifakının topyekün bu fanatizmi durdurması gerektiğinden bahsediyoruz. Papa’nın savaş karşıtı ifadelerinin son derece dikkat çekici olduğunu belirtmek isterim” dedi.
İran Savaşı ve Ateşkes Süreci
Çelik, İran savaşıyla ortaya çıkan tabloyu yakından takip ettiklerini belirterek, “Ateşkes sağlandı ama İslamabad’daki müzakereler istenilen şekilde ilerlemiyor henüz. İslamabad’daki müzakerelerin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi gerektiğini ve ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Kesinlikle savaşa dönülmemelidir, bu savaş haksız ve hukuksuzdur. Daha fazla insanlık trajedilerine yol açılmamalıdır. Uluslararası toplum da ateşkesin tamamen barışa dönüşmesine güçlü bir destek vermelidir” ifadelerini kullandı.
Gazze’deki İnsani Felaket Büyüyor
İsrail’in başka ülkelere saldırarak Gazze’yi unutturmaya çalıştığını söyleyen Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Burada insani felaket giderek büyüyor. Ateşkes çağrılarına rağmen İsrail bunları hiç dinlemeden saldırganlığına aynen devam ettiriyor. Lübnan konusunda da uluslararası toplumun yüksek bir hassasiyet ortaya koyması gerekiyor. Gazze’deki durumu yakından takip ediyoruz. Gazze’de ikinci aşamaya geçilmesi gerekirdi ama İsrail ilk aşamadaki hükümlerini yerine getirmiyor ve ilk aşamayı da tahrip etmek için elinden geleni yapıyor. Bu çerçevede tek taraflı dayatma ve şartlarda bulunuyor. İsrail’in Gazze’de suikastlara, kadın ve çocuk öldürmeye son vermesi gerekiyor. Mutabık kalınan yardımların Gazze’ye ulaşması, Refah Kapısı’nın açılması gibi ilkelerin yerine gelmesi lazım. Gazze’de ikinci aşamaya geçilmesini engelleyen güç İsrail’dir.”
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın barışın sağlanması ve diplomasi masalarının güçlendirilmesi ekseninde dış politika mesaisinin devam ettiğini söyledi.
Fransa ve Yunanistan’a Tepki
Çelik, basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Fransa’nın Türkiye karşıtı açıklamalarına tepki göstererek, şunları söyledi:
“Türkiye’ye karşı birtakım aşırı söylemler kullanmada gereksiz bir cömertlik ve cüretkarlık içerisinde olduğunu görüyoruz Fransa’nın. Bu doğru bir tavır değil. Fransa’nın Akdeniz’deki istikrarsızlıkla ilgilenmesi gerekir, Rusya-Ukrayna savaşın sona ermesiyle ilgilenmesi gerekir. Suriye’nin istikrarına katkı sağlayacak siyasi bir teşvik içinde olması gerekir. Fransa’nın ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı karşısında daha net konuşması gerekir. Ancak bunun yerine, ne zaman tartışma çıksa Rum kesiminin etrafında bir bayrak göstermekten, gemi göndermekten, ittifak kurmaktan bahsediyor. Bu tip tavırların Fransa’ya ne faydası var? Bu tavırların NATO müttefikliğine ne katkısı var? Bu soruların cevabı olumsuzdur.”
Yunanistan için de benzer bir durumun geçerli olduğunu belirten Çelik, “Günün sonunda herkes gidiyor biz baş başa kalıyoruz. Yunanistan’ın Türkiye ile sorunlarını masada çözme imkanı varken sürekli olarak İsrail’den başkalarına kadar ittifak peşinde koşup, Türkiye karşıtlığı söylemini yükseltip bundan elde edeceği şey nedir? Üçüncü taraflar araya girmesin, Türkiye ile Yunanistan berrak, net müzakereler yoluyla kendi sorunlarını çözebilecek kapasiteyi üretsin diyoruz” dedi.
