İletişim Başkanı Burhanettin Duran, TRT World Forum kapsamında düzenlenen TRT Next Programı’nda önemli açıklamalarda bulundu. Duran, savaş ve teknoloji arasındaki karmaşık ilişkiye dikkat çekerek, günümüz dünyasında bu sarmalın giderek hızlandığını vurguladı.
‘Savaşlar Teknolojiyi Geliştiriyor’
Duran konuşmasında, “Teknoloji dediğimiz şey çoğu zaman savaşlarla gelişmiş. Şimdi bu sarmal, yani savaşlar teknolojiyi geliştirirken teknoloji tekrar savaşları güçlendiriyor” dedi. Bu durumun, teknoloji şirketlerinin gücünü de artırdığını belirten Duran, “Artık teknoloji şirketleri bize bir takım mecraları sunmuyorlar, aynı zamanda bizleri kontrol eden, bizlerin anlatılarını kuran çok etkili bir konuma geliyorlar” ifadelerini kullandı.

Algoritmaların Tehlikesi ve Yankı Odaları
İletişim Başkanı, yazılımların masum olmadığının altını çizerek, “Bu yazılımların hiç de masum olmadığını biliyoruz. Ama farkında olmadığımız o kadar çok veriyi veriyoruz ki” dedi. Özellikle son dönemde yaygınlaşan yapay zeka kullanımına dikkat çeken Duran, “Bazen kendimizle ilgili karar almamızla ilgili bir şeyi, -mesela son dönemde yaygınlaşan bir özellik bu- yapay zekaya belli bilgileri verip nasıl karar almamız gerektiğini soruyoruz” diye konuştu.
Yapay Zeka ve İnsanlık: Yarı İnsan Yarı Makine mi?
Yapay zekanın karar alma süreçlerindeki etkisine değinen Duran, kuantum teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte insanlığın yeni bir dönemece girdiğini belirtti. “Acaba yarı insan yarı makineye doğru giden bir süreci mi yaşayacağız?” sorusunu yönelten Duran, şunları söyledi:
“Şimdi kuantum teknolojisinin yaygınlaştığı, kuantum bilgisayarların yaygınlaştığı ve birçok seçeneğin aynı anda değerlendirilip proses edildiği bir yerde, bir cerrahın hastasına müdahale etme konusunda kullanabileceği çok önemli bir özellik bu. Fakat insan olmanın yerine geçecek kararları da herhangi bir yapay zeka formuna mı aldıracağız? Bu soru, çok önemli bir soru. Bir çip takarak onlarca dili rahatlıkla öğrenebiliriz, buna doğru gidiyoruz. Ama o çiplerin takıldığı zihin, beyin artık bizim mi, bizim mi olacak? Bilincimiz, hatta biraz daha öteye gidelim, vicdanımız nerede olacak?”
Daha Adil Bir Dünya Mümkün
Duran, çok kutuplu dünya düzeninde Türkiye’nin rolüne de dikkat çekti. “Türkiye gibi orta büyüklükte olarak görülen ama dünyaya söyleyecek sözü olan, verecek mesajı olan ülkelerin burada öne çıkarak dünyanın geleceğine dair söz söylemesi gerekiyor” diyen Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Dünya 5’ten büyüktür’ ve ‘Daha adil bir dünya mümkündür’ söylemlerinin sadece birer retorik olmadığını vurguladı.
Gazze Soykırımı ve Batı’nın Çifte Standardı
Konuşmasında Gazze’de yaşanan soykırıma da değinen Duran, bu durumun iki önemli gerçeği ortaya çıkardığını söyledi. “Bir tanesi, dünya siyasetinin bu değerler etrafında gittiğini söyleyenlerin yalancılığını, bazı ülkeler söz konusu olduğunda her şeyi nasıl kenara bıraktıklarını bize gösteren ve çıplak bir şekilde gördüğümüz bir gerçeklikti” diyen Duran, bu anlamda Batı’nın liberal söyleminin iflas ettiğini belirtti. Ancak ikinci olarak, dünya genelinde Filistin’e yönelik artan sempatinin kendilerine umut verdiğini ifade etti.
Duran, “Bugün ABD’de Filistin sempatisi İsrail sempatisinin üstüne çıkmış durumda. Ve Avrupa toplumlarında en fazla İsrail’e müzahir olması gereken toplumlardaki tepkiyi hepimiz gördük… Değişik toplumlardaki bu ortak tepkinin geldiği yer insanlığın haksızlığa karşı bir haykırışıdır. Bunu büyütmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
İletişim Başkanlığı’nın Hakikat Mücadelesi
İletişim Başkanlığı’nın çalışmalarına değinen Duran, asıl amaçlarının hakikati korumak olduğunu söyledi. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ve CİMER gibi birimlerle bu mücadeleyi sürdürdüklerini anlatan Duran, “Kamu diplomasisi, stratejik iletişim boyutlarıyla hep ana gayemiz hakikatin korunması, güvenliğin sağlanması, bilgiye ulaşımın yeterli olmadığı aynı zamanda insanın, insanların, vatandaşlarımızın hakikate ulaşabilmelerinin mümkün olabildiği bir habitatı sağlamak” ifadelerini kullandı.
Duran, TRT ve Anadolu Ajansı başta olmak üzere medya kuruluşlarının Gazze soykırımı gibi olaylarda hakikatin duyurulmasında önemli bir rol oynadığını belirterek sözlerini noktaladı: “Bu anlamda hem TRT’nin hem Anadolu Ajansı’nın hem de diğer ilgili medya kuruluşlarımızın birçok seferde sınavda iyi bir yerde olduğunu düşünüyorum.”
