Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde yaptığı çarpıcı konuşmada, insanlığın karşı karşıya olduğu tehlikelere dikkat çekti. Bayraktar, “Ruhsuz bir rasyonalizmin, kendinden başka kimseye hayat ve hürriyet hakkı tanımayan materyalizmin tahakkümü altındayız. Makinelerin ve makine insanların istilasıyla karşı karşıyayız. Makine insanlar için; inanç, sevgi, merhamet ve hürriyet yoktur” dedi.

Teknokapitalist Küresel Tahakküm Uyarısı
Bayraktar, 21. yüzyılın en keskin teknolojik ve ahlaki yol ayrımında olunduğunu belirterek, “Bundan yaklaşık 30 yıl önce insanlığa bir ‘teknoloji ütopyası’ satıldı. İnternetin sınırları kaldıracağı, bilginin serbest dolaşımının dünyayı eşitleyeceği ve sivil teknolojilerin küresel barışı getireceği söylendi. Oysa bugün görüyoruz ki, bağımsızlığımızı tehdit eden en büyük unsur, sınırlarımıza yığılan konvansiyonel ordular değil. Tedarik zincirlerimize, veri merkezlerimize ve doğrudan cebimizdeki cihazlara sızan ‘teknokapitalist küresel tahakkümdür.’ Milyarlarca insanı uyuşturucu gibi müptela kılan bir sistemle, ‘gönüllü bir esaret’ olarak hayatımıza giriyor” ifadelerini kullandı.
Sosyal Medya Bağımlılığı: “Gönüllü Bir Esaret”
Sosyal medyanın temel algoritmasının adeta eroine benzer bir dopamin girdabı oluşturduğunu vurgulayan Selçuk Bayraktar, “Arka planda çalışan yapay zeka, nörolojik zaaflarımızı analiz ederek dopamin salgımızı tetikleyecek, bizi o ekranda 10 saniye daha fazla tutacak ‘öfke, hedonizm ve korku’ temelli içerikleri optimize ediyor. Baktıkça ağına daha fazla çekiyor, içine çekildikçe daha fazla bakıyorsunuz. Bu bağımlılık sinsi bir şekilde insanı sağlığından, akli melekelerinden ve en önemlisi hürriyetinden koparıyor. İnsanın irade göstermesine, bir insan olarak asli fonksiyonlarını yerine getirebilmesine engel oluyor ve nihayetinde zayıf düşürüyor” diye konuştu.
“İnsan ve Makine Arasındaki Çizgi Bulanıklaşıyor”
İnsan ile makine arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığının altını çizen Bayraktar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Sadece makinelerin insanı taklit etmesinden bahsetmiyorum, insanların hızla makineleştiği karanlık bir çağa doğru yol alıyoruz. Ruhsuz bir rasyonalizmin, kendinden başka kimseye hayat ve hürriyet hakkı tanımayan materyalizmin tahakkümü altındayız. Makinelerin ve makine insanların istilasıyla karşı karşıyayız. Makine insanlar için; inanç, sevgi, merhamet ve hürriyet yoktur. Onlar için acı, hasret, keder de yoktur. Makine acı çekmez, makine özlem duymaz, makine ‘Neden’ diye sormaz. Makineler ve makine insanlar için sonsuz döngüler, programlı kısır görevler, manayı yitirmiş karanlık ve en nihayetindeyse kaçınılmaz yok oluş ve mutlak yıkım vardır.”
Teknolojik Kuşatma: Örümcek Ağı Benzetmesi
Bayraktar, makinelerin ve makine insanların yaptığı kuşatmanın neredeyse birer silaha dönüştüğünü belirterek, “Bu kuşatma sadece cihazlarımıza değil, doğrudan irademize ve ruhumuza yapılmaktadır. Bugün sivil teknoloji ürünlerinin neredeyse tümü birer silaha dönüştürülmüş durumda. Bütün uzuvlarıyla örümcek ağına hapsolmuş bir insanı ve onu iliklerine kadar sömüren bir canavarı düşünün. Bedelini ödeyerek aldığımız akıllı telefonlar, saatler, iletişim ağları adeta insanlığı bir örümcek ağına hapsetti. Oysa inancımızda örümcek ağı, insanı zulümden, kötülüklerden muhafaza eden ve hürriyeti koruyan adeta mucizevi bir perdedir” dedi.
“Telefonlar Terör Eylemlerinde Silaha Dönüşebiliyor”
Selçuk Bayraktar, yakın zamanda bazı devletlerin terör eylemlerinde de görüldüğü gibi, tedarik zincirine sızdırılan bombalarla cep telefonları, akıllı saatler ve hatta kulaklıkların bile insanları katletmek için birer silaha dönüşebildiğini söyledi. Bu durumun, teknolojik bağımlılığın ve küresel tekellerin kontrolünün ne kadar tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini gösterdiğini vurguladı.
Milli Teknoloji Hamlesi ve Yeni Bir Paradigma
Türkiye gibi dost ve kardeş devletlerin kısıtlı kaynaklarla rekabet ettiğini ifade eden Bayraktar, “Bizim yapmamız gereken, İHA ve SİHA serüvenimizde yaptığımız gibi bugüne değil geleceğe odaklanıp, başkalarının belirlediği kuralları takip etmek yerine paradigma dönüşümü oluşturarak yepyeni bir kırılım yakalamaktır. Temelinde bir istatistik tahminleme makinesi olan büyük dil modellerinde, yakın zamanda gerçekleşen ilerlemeler, aslında doğru yönlendirildiğinde bu kırılımın en büyük göstergesidir. Kaba işlem gücü yerine, insanın düşünsel yeteneğine benzer yöntemsel iyileşmeler, bu makineleri çok daha az işlem gücüyle daha ileri seviyede bir başarıma ulaştırmıştır” diye konuştu.
“Biz Mümkün Olduğunu Gösterdik”
Bayraktar, küresel dijital tahakkümü yıkmak ve yüz yüze bakar gibi bir sosyal medya deneyiminin mümkün olacağını göstermek adına NSosyal’i geliştirdiklerini söyledi. “NSosyal ile zararlı içeriklere müptela etmeden, tahkir ve linç etmeden, kutuplaştırmadan, yüz yüze bakar gibi bir sosyal ağın mümkün olduğunu gösterdi. Ulusların dijital egemenliğini teminat altına almak adına bunu da tüm dost ve kardeş coğrafyalarla paylaşmak üzere geliştirdi. TEKNOFEST kuşağı yüzyıllardır bilimsel metodolojide olduğu gibi doğru ve güvenilir bilgiyi insanlara ulaştırabilmek adına, kaynağı, kökü ve müellifi belli olan açık kaynaklı KÜRE Dijital Ansiklopedi’yi de geliştirdi” dedi.
