Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’de düzenlenen Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı’nda önemli açıklamalarda bulundu. Arıkan, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin şeffaflık ve hukuki güvence çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Arıkan, konuşmasında siyasi partiler arasındaki transferleri de eleştirerek, “Yaz aylarındayız. Eskiden yaz aylarında futbolcu transferlerini konuşurduk; bugün iktidar partisinin transferlerini konuşuyoruz. Futbol takımları harıl harıl Amerika’da transfer edecek futbolcu arıyor, iktidar ise muhalefet belediyeleri içerisinde transfer edecek belediye başkanı arıyor. Futbol takımlarının transfere ne verdiğini biliyoruz ama iktidarın bu transferler karşısında ne verdiğini bilmiyoruz. Bunun adı milli irade değildir, demokrasi değildir, siyasi ahlak hiç değildir. Bunun adı, demokrasi maskeli rövanşizmdir. Sandıkta verilmeyeni, masada almaktır, milli iradenin gaspıdır. Unutulmamalıdır ki bu ülkede aklanmanın yeri; iktidar partisinin binası değil, mahkemelerdir” ifadelerini kullandı.
Farklı Kesimlerde Farklı Kaygılar Var
‘Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, bu sürecin beraberinde getirdiği üç krize dikkat çekti: Kurumsallaşamama krizi, siyasal irade krizi ve giderek derinleşen güven krizi. Arıkan, “Milletimizin olan biteni bilmeye, anlamaya ve güven duymaya ihtiyacı var. Bugün kamuoyunda sıkça tartışılan çerçeve yasa meselesi de tam olarak bu noktada önem kazanıyor. Eğer Türkiye yeni bir döneme girecekse, 100 yıllık bir mesele çözülecekse, bu süreç kişilerin niyetlerine, dönemsel siyasi hesaplara veya sözlü taahhütlere değil; hukuka, Meclis iradesine ve açık, yasal güvencelere dayanmalıdır” dedi.
Güçlü devletlerin temel özelliğinin süreçleri kişiler üzerinden değil, kurumlar ve hukuk üzerinden yürütmek olduğunu belirten Arıkan, toplumun farklı kesimlerinde farklı kaygılar bulunduğunu ifade etti. “Toplumun bir kesimi geçmişte de verilen bazı sözlerin yerine getirilmediğini düşünürken, diğer kesimlerde ise ülkenin birliği, bütünlüğü ve güvenliği konusunda çeşitli endişeler bulunuyor. Yapılması gereken, bütün toplumsal kesimlerin kendisini güvende hissedeceği, şeffaf, açık ve hukuki bir zemini oluşturmaktır” diye konuştu.
Barış ve Demokrasi Birbirinin Tamamlayıcısıdır
Saadet Partisi olarak bir kez daha ifade ettiklerini belirten Arıkan, “Türkiye’nin kronik meseleleri baskıyla değil, diyalogla çözülür. Kardeşliğin temeli zorbalık değil, hak ve hukuktur. Barış ile demokrasi birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Demokratik standartların yükselmediği bir yerde toplumsal barış kalıcı hale gelemez. Toplumsal barışın tesis edilmediği bir ülkede de gerçek bir demokrasiden söz edilemez” dedi.
Arıkan, Türkiye’nin ihtiyacının kutuplaşmayı derinleştiren değil, toplumsal mutabakatı güçlendiren bir anlayış olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’nin ihtiyacı gizlilik ve belirsizlik değil, şeffaflık ve hukuktur. Türkiye’nin ihtiyacı gerilim değil, kardeşliktir. Biz Saadet Partisi olarak, hak ve adalet zemininde yürütülen her türlü samimi çabanın yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Arıkan ayrıca, İsrail’in Orta Doğu’daki sınır tanımaz mücadelesine karşı Türkiye’nin yeni adımlar atması gerektiğini belirterek, İsrail’in ‘İstenmeyen devlet’ olarak ilan edilmesi gerektiğini söyledi.
