Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bakan Kurum: Dirençli Altyapı ve Bina Standartlarını Küresel Ölçekte Yaygınlaştırmalıyız

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 hazırlıkları kapsamında Ankara’da düzenlenen İklim Dirençli Şehirler Programı’nda dirençli altyapı ve bina standartlarının küresel ölçekte yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı.

Çevre, Şehircilik ve İklim

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 hazırlıkları kapsamında Ankara’da düzenlenen ‘İklim Dirençli Şehirler Programı’na katıldı. Bakan Kurum, burada yaptığı konuşmada, “Dirençli şehirleri COP31’de ana başlıklarımızdan biri haline getirdik. Dirençli altyapı ve bina standartlarını küresel ölçekte yaygınlaştırmalıyız” dedi.

Bakan Kurum, İklim Dirençli Şehirler Programı’nda konuştu

Programa Bakan Kurum’un yanı sıra Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, İLBANK Genel Müdürü Eyyüp Karahan, Asya Kalkınma Bankası yöneticileri, uluslararası finans kuruluşları ve Birleşmiş Milletler kuruluşlarının temsilcileri katılım sağladı.

‘ATMOSFERİN PASAPORTU YOK’

Bakan Kurum, konuşmasında Türkiye ve COP31 Başkanlığı olarak, Afrika’nın finansmana erişim sorununu, Pasifik ada devletlerinin varoluşsal kaygılarını, Asya’nın hızla büyüyen şehirlerini ve Avrupa’nın iklim uyum ihtiyacını aynı sorumluluk duygusuyla ele aldıklarını belirterek, şunları söyledi:

“Atmosferin pasaportu yok. Kuraklık sınır kapısında durmuyor. Sel ülke seçmiyor. Bu anlayışla Antalya’da verilen sözlerin sahada karşılık bulduğu bir uygulama, COP’u gerçekleştirmek için çok çalışıyoruz. COP31 Eylem Gündemimizi temiz enerji dönüşümünden yeşil sanayileşmeye, Sıfır Atık’tan gıda güvenliğine, İklim Uygulama Köprüsü’nden dirençli şehirlere, gençlikten okyanuslara uzanan, insanlığın açık yaralarına merhem olacağına yürekten inandığımız 10 başlık etrafında şekillendiriyoruz. Hedefimiz çok açık ve net; her şart, her zorluk altında çalışan çözümleri büyüteceğiz, taahhüdü projeye, projeyi yatırıma, yatırımı insana ulaştıracağız. Antalya’da, dünyanın birbirine ne anlatacağını konuşmakla yetinmeyeceğiz; dünyanın birlikte ne yapacağını da, bir insanlık borcu olarak ortaya koyacağız.”

AFETLERİ ÖNCEDEN HESAPLAYAN ŞEHİRCİLİK ANLAYIŞI

Afetleri önceden hesaplayan, riski azaltan ve kaynağı doğru yöneten bir şehircilik anlayışının kurulması gerektiğini vurgulayan Bakan Kurum, Türkiye’nin yangın, sel ve kuraklık gibi birçok afetle mücadele ettiğini hatırlatarak, en acı tecrübenin 6 Şubat 2023 depremlerinde yaşandığını ifade etti. Kurum, şöyle devam etti:

“6 Şubat 2023, belki de tarihimizin en uzun günüydü. 11 ilimizde, 14 milyon insanımız bu felaketten doğrudan etkilendi. 110 bin kilometrekarelik geniş bir alanda büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldık. O günlerde insanlarımız evlerinin eski yerini bile bulmakta zorlandı. Bu acı hepimizin hafızasına kazındı ama biz o en uzun gecede bile umudumuzu kaybetmedik. 650 bin yardım görevlisi, lojistik çalışanı ve arama kurtarma personeliyle sahadaydık. 200 bin mimar, mühendis ve işçiyle tek yürek olduk. Devlet ve millet el ele verdi; asrın dayanışmasını asrın inşa seferberliğine dönüştürdük.”

İklim Dirençli Şehirler Programı

‘YAPTIĞIMIZ 500 BİNE YAKIN EVİN TAMAMI İKLİM DİRENÇLİDİR’

Bakan Kurum, deprem bölgesindeki 11 ilin belediyelerin desteğiyle ayağa kaldırıldığını belirterek, İLBANK ile 11 bin kilometrelik altyapının yenilendiğini söyledi. Kurum, 27 Aralık 2025 itibarıyla 455 bin konut ve iş yerinin hak sahiplerine teslim edildiğini aktararak, bu sayının nüfus bakımından Litvanya, yüz ölçümü açısından Bulgaristan ve İzlanda büyüklüğünde bir ülkeye denk geldiğini sözlerine ekledi. Kurum, “Yaptığımız 500 bine yakın evin tamamı iklim dirençlidir, Sıfır Atık uyumludur, enerji verimlidir” dedi.

“İnanın kolay değildi. Bunu yalnızca bir inşa başarısı olarak da görmüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yaraları sarma, güveni yeniden kurma ve umudu ayağa kaldırma iradesi olarak değerlendiriyoruz.”

‘DİRENÇLİ ŞEHİRLER İÇİN YENİ FİNANSMAN MEKANİZMALARI GELİŞTİRMELİYİZ’

Bakan Kurum, 11 ilde edinilen tecrübeyi Türkiye’nin tüm şehirlerine taşıdıklarını belirterek, kentsel dönüşüm ve sosyal konut projeleriyle şehirleri afetlere dirençli hale getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Kurum, şu ifadeleri kullandı:

“Kentsel dirençlilik; afet yönetimi ile iklim değişikliğini ayırmaz, aynı vizyonun parçası olarak görür. Bunun için de dirençli şehirleri COP31’de ana başlıklarımızdan biri haline getirdik. Dirençli şehirler için yeni finansman mekanizmalarını geliştirmeliyiz. Dirençli altyapı ve bina standartlarını küresel ölçekte yaygınlaştırmalıyız. Yeşil Bina sertifikasyon sistemlerini güçlendirmeliyiz. Biz, depremden etkilenen 11 ilimizde tam da bu anlayışla hareket ettik. Tarihin en büyük kentsel yeniden inşa sürecini, yeni bir yol haritasına dönüştürdük ve deprem sonrası tasarladığımız sıfır enerjili bina konseptiyle enerji tüketimini yüzde 39, sera gazı emisyonunu yüzde 38 azalttık. COP31 sürecinde tüm bu başlıkları ölçülebilir hedeflerle somut uygulamalara dönüştürecek adımı atacağız. COP31 Başkanlığı olarak, dünyaya hedef sunmakla kalmayacak, uygulanmış örnekler, ölçülmüş sonuçlar ve ölçeklendirilebilir bir model de önereceğiz.”

Bakan Kurum, COP31 hazırlıklarını anlattı

‘DÖNÜŞTÜRDÜĞÜMÜZ AMBALAJ SAYISI 100 MİLYONU GEÇTİ’

Kaynak verimliliği konusuna değinen Bakan Kurum, “Bir şehir şebekesinde suyu kaybettiğinizde suyla beraber onu arıtmak için kullandığınız enerjiyi, altyapı yatırımını ve kamu kaynağını da kaybedersiniz. Bir malzemeyi attığınızda ham maddesini, üretiminde kullanılan enerjiyi, nakliyesini ve insan emeğini de kaybedersiniz. Yani kaynak verimliliği, çevre politikasıyla beraber ekonomi, kalkınma, milli kaynak ve nesiller arası adalet meselesidir” dedi.

“Bu düşünce, Türk milletine son derece tanıdık. Bizim kültürümüzde bunun çok sade bir karşılığı var, nimeti israf etmemek. Bunun en somut çıktısı da ‘Sıfır Atık’tır. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde Türkiye, Sıfır Atık düşüncesini devlet politikasıyla, milletin katılımıyla, yerel uygulamayla ve diplomasiyle buluşturarak küresel bir çevre hareketine dönüştürdü. Devamında ‘Depozito İade Sistemiyle’ yepyeni bir evreye geçtik. Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) ile Sıfır Atık’ı günlük hayatın her alanına taşıdık. Bugüne kadar dönüştürdüğümüz ambalaj sayısı 100 milyonu geçti. İnşallah milletimizin çok sevdiği DOA’yı daha da büyütecek, yaygınlaştıracak, etki alanını artıracağız.”

Sıfır Atık ve Depozito İade Sistemi