Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında kurulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısına ev sahipliği yaptı. Toplantının ardından önemli açıklamalarda bulunan Fidan, ittifakın bölgesel barış ve güvenlik için attıkları somut bir adım olduğunu vurguladı.

İLK TOPLANTI İSTANBUL’DA GERÇEKLEŞTİ
Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında tesis edilen Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, ilk toplantısını İstanbul’daki Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirdi. Toplantıya; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı İshak Dar, Pakistan Federal Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asıf, Pakistan Savunma Kuvvetleri Komutanı Mareşal Syed Asım Münir, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan el Suud, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Salman bin Abdülaziz el Suud ve Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Fayyadh bin Hamed Al-Ruwaili katıldı.
BAKAN FİDAN’DAN KRİTİK MESAJLAR
Toplantının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Fidan, önce Girne açıklarında meydana gelen gemi kazasında hayatını kaybedenlere taziye diledi. Ardından Mekke Savunma İttifakı’nın kuruluş sürecini ve önemini anlattı.
Bakan Fidan, “Bildiğiniz üzere 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke’de Cumhurbaşkanımızın önderliğinde tarihi bir adım attık. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladık. Anlaşma, bölgesel sahiplenme anlayışının bir ürünüdür. Her zaman ifade ettiğimiz gibi, bölgemize dışarıdan getirilmeye çalışılan çözüm arayışları sorunlarımıza deva olmamakta; aksine ağır bedeller ödenmesine sebep olabilmektedir. Bölge ülkelerinin güvenlik, istikrar, refah ve kalıcı barış için ortak hareket etmelerini ve bu yönde attıkları adımlara kurumsal bir nitelik kazandırmaları acil bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu anlaşmayla bölgemize yeni bir güvenlik ve iş birliği mimarisinin tesis edilmesi süreci böylece başlamıştır” dedi.
İTTİFAKIN ADI: MEKKE SAVUNMA İTTİFAKI
Toplantıda ittifakın resmi adının belirlendiğini açıklayan Fidan, şunları kaydetti: “Bugün itibarıyla anlaşmayla öngörülen kurumsal yapının oluşturulması için çalışmalarımıza da başlamış olduk. Her şeyden önce ittifakımızın resmi adı üzerinde mutabık kaldık. İttifakımızın resmi adı Mekke Savunma İttifakı. Mekke Savunma İttifakı Anlaşması’nda biliyorsunuz bir sekretarya kurulması söz konusuydu. Bu sekretaryanın Riyad’da kurulması öngörülmüştü. İlk genel sekreterin de bir Pakistanlı kardeşimizin olması konusunda genel mutabakat kararı alınmıştı.”
İTTİFAK GENİŞLEMEYE AÇIK
Mekke Savunma İttifakı’nın genişlemeye açık olduğunu vurgulayan Bakan Fidan, “Güvenli, istikrarlı ve müreffeh bir gelecek vizyonumuzla imzalanan bu ittifak savunma temellidir. İttifak, devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı ile iç işlerine müdahale etmeme gibi uluslararası hukuk ilkelerine dayanmaktadır. İttifakın herhangi bir devlete karşı olmadığını, aksine bu temel ilkelere riayet eden bölgemizdeki tüm devletlere açık olduğunu bir kez daha buradan vurgulamak istiyoruz. Mekke Savunma İttifakı’nın ortaya koyduğu barışçıl vizyonun, anlaşmanın özünde yer alan ilkeleri paylaşan diğer dost ülkelerle beraber ilerletilmesi ortak temennimizdir.” ifadelerini kullandı.
İttifak genişlemesine ilişkin süreci de değerlendiren Fidan, “İttifakımıza başka ülkelerin katılımı konusu anlaşma gereği mümkün. Bunun tabii şartları, süreçleri, standartları konusunda hem ittifaka girmek isteyen ülkelerle hem ittifaktaki diğer ülkelerle görüşmelerin yapılması gerekiyor. İttifaka katılım süreçleriyle ilgili bir yol haritası konusunda da çalışıyoruz. Altını çizeyim; ittifak zaten genişlemek için kurulmuş bir ittifaktır. Ama başlangıç itibarıyla temellerinin çok iyi atılması gerekiyor” dedi.
BÖLGESEL İSTİKRARIN ÖNEMİ
Bölgesel istikrarın küresel etkilerine dikkat çeken Bakan Fidan, “Bölgemizde sahici manada ittifak ve güven oluşmadığı zaman oluşan güvensizlik ikliminden ortaya çıkan çok fazla problem alanı oldu. Özellikle bölgesel güvenlikle ilgili bizim bölgemizde ortaya çıkan bölgesel güvenlik sorunları da maalesef küresel etkiye sebep olmakta. Dolayısıyla bölgesel aktörlerin dışında birdenbire küresel aktörlerin de karıştığı olaylar oluyor. Son 30 yıla bakarsanız birçok olayda bunu görüyorsunuz. Bunu gidermenin yolu, bölge ülkelerinin bu soruna sahip çıkması. Dolayısıyla bölgedeki ülkeler bir araya gelip birbirlerinin egemenliklerine, toprak bütünlüklerine ve güvenliklerine saygı duydukları zaman ve bunu da taahhüt altına aldıkları zaman, daha da ileri gidip bunu koruyacak bir yapı kurdukları zaman bölgesel güven ve müttefiklik ilişkileri konusunda bir sıkıntı kalmaz. Bu, bölgedeki sorunların yüzde 85-90’ının an itibarıyla çözülmesi gerekiyor, samimi olarak bu prensiplere taahhüt eden ülke olduğunuz zaman.” şeklinde konuştu.
NETANYAHU’YA SERT TEPKİ
Bakan Fidan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik söylemlerine de sert tepki gösterdi. Fidan, “Bir süredir seçim sürecine girdiği andan itibaren Netanyahu hükümetinin, başta Netanyahu olmak üzere destekçilerinin artan bir şekilde Türkiye’ye yönelik bir söylemi var. Ve Cumhurbaşkanımızı ve bazı arkadaşlarımızı hedef alan yaklaşımları var. Biz bunu baştan beri takip ediyoruz. Şunun altını çizmek gerekiyor. İnsanlığın ve uluslararası toplum ve güvenliğin ortak düşmanı haline gelmiş Altını çiziyorum, Netanyahu canisi, soykırımcısı, bu noktada ciddiye alınacak bir insan değildir. Netanyahu’nun muhatap olduğu ana kitle uluslararası toplumdur, uluslararası sistemdir. Sadece Türkiye için değil, bütün küresel güvenlik için Netanyahu, onun zihniyeti ve onunla beraber hareket eden soykırımcı kitle bir tehdit oluşturmaktadır. Bunu sadece Türkiye’nin problemiymiş gibi düşünmek büyük bir hata. Dolayısıyla burada uluslararası toplumun şu ana kadar yapmadığı görevi yerine getirip bu caniyi, bu soykırımcıyı durdurması; bu soykırımcının bölgeye, İsrail’e, Yahudi halkına ve bütün dünyaya zarar vermesinin artık önüne geçmek gerekiyor. Filistinli kanı dökmekten, Müslüman kanı dökmekten zevk alan bu caninin artık durdurulması gerekiyor. Bunun durduğu yer İsrail’e de büyük zarar, Filistinlilere zaten zarar, bölgeye de büyük zarar. Konuşmalarına baktığınız zaman Filistin devletinin kurulmasını istemiyor, bölgedeki ülkelerde devam eden işgalden vazgeçmesini istemiyor, soykırımcı ve işgalci yaklaşımın, bölgesel güvenliği ve uluslararası güvenliği tehdide atan yaklaşımın devamını istiyor. Şimdi bu sadece bizim değil, bütün bölgenin ve uluslararası toplumun büyük bir tehdididir. Bu tehditle, bu Netanyahu tehdidiyle uluslararası sistem savaşmalıdır arkadaşlar. Benim mesajım bu” ifadelerini kullandı.
TAHIL ANLAŞMASI ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nın yeniden canlandırılması için çalışmaların devam ettiğini belirten Bakan Fidan, “Bu gerçekten büyük bir sorun olmaya devam ediyor. Sadece Karadeniz güvenliği için değil, artık global gıda güvenliği için de büyük sorun oluyor. Biliyorsunuz Rusya’dan ve Ukrayna’dan gelmesi gereken tahıl ürünleri dünya marketlerine gidemediği için bize bir çok ülkeden bu konuda gerçekten müracaat geliyor şu anda. Türkiye olarak bir şey yapabiliyorsanız lütfen yapın diye. Bizim hazırladığımız bir çalışma var. Her iki tarafla da temas halindeyiz bu çalışma üzerinden. Geçmişte yaptığımız gibi inşallah gerekli şartların oluşması durumunda bir özellikle Tahıl Anlaşması’na benzer bir anlaşmayı daha yapmak için çalışıyoruz.” dedi.
