Diyarbakır’da 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde düzenlenen yürüyüşte konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Barışın dilini bu ülkede kurmaya ihtiyacımız var. Sözde barışın yanında durup esasen zehirli dil kullananlara buradan 1 Eylül’de bir kez daha sesleniyoruz. Barışın dilini kurmak herkesin görevidir. Barışın dilini kurmak sadece bir kesimin değil, burada özne olan herkesin görevidir” dedi.
Diyarbakır’da 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinlikleri kapsamında Demokratik Kurumlar Platformu tarafından bir yürüyüş düzenlendi. Polisin geniş güvenlik önlemleri aldığı yürüyüş, Bağlar ilçesi Turgut Özal Bulvarı’nda başlayıp Yenişehir ilçesi Ofis semtinde sona erdi. Programa DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, DEM Partili milletvekilleri, belediye eş başkanları ve çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

Barış ve Demokrasi Vurgusu
Yürüyüşün ardından basın açıklaması yapan Hatimoğulları, barışın inşası için başlatılan sürecin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bugün Türkiye’de barış ve demokratik toplum çağrısıyla başlayan bu süreç, elbette bizlerin geçmiş dönemde yaşanan acıları unutmadan, onların acılarını yüreğimizde taşıyarak, ödenen bedelleri yüreğimizde taşıyarak onurlu bir barışı inşa etmek üzere başladı. Barış, adalet demektir. Barış, demokrasi demektir. Barış, eşit kardeşlik demektir. Barış, bu coğrafyada demokrasiyi gerçek anlamda kurmak demektir. Barış onurlu cesurların işidir ve şimdi ne mutlu bize. Barışa cesurlar, barışa mücadele edenler, mücadeleye baş koyanlar öncülük ediyor.”

‘Barış İçin Kenetlenmeye Devam Edeceğiz’
Hatimoğulları, konuşmasının devamında bölgesel ve küresel barışa vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye bir yandan kendi iç barışını tahkim ederken, bizler aynı zamanda bölge barışına da hep beraber öncülük etmek durumundayız. Bizler Türkiye’de iç barışı, bölgede barışı savunuyoruz. Dünyada barışı savunuyoruz. Bunun için en güçlü şekilde bir enternasyonalist barış hareketini inşa etmek dışında bir seçeneğimiz yoktur.”
“Çünkü biz şunu biliyoruz ki; biz barışı savunanlar, savaşları çıkaranlardan çok daha güçlüyüz. Yeter ki bir arada olalım, yeter ki kenetlenelim. Biz ne olursa olsun, hangi provokasyonlarla karşılaşma ihtimalimiz olursa olsun, bu süreci her kim ki enfekte etmeye çalışıyor olursa olsun, şunu bilsinler ki barış konusunda kararlı olmaya, barış için mücadele etmeye, barış için kenetlenmeye devam edeceğiz.”



