Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ali Babacan’dan Kritik Uyarı: ‘Bölgede Ateş Çemberi Büyüyor, Türkiye Provokasyonlara Gelmemeli’

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İsrail-ABD’nin İran saldırılarını hukuksuz ilan etti. Türkiye’nin provokasyonlara kapılmadan aklıselimle hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

DEVA Partisi Genel Başkanı

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını ‘hukuksuz’ ilan ederek, Türkiye’nin aklıselimle hareket etmesi ve provokasyonlara kapılmaması gerektiğini vurguladı. Babacan, partisinin önümüzdeki seçimlerde iki kutuplu siyasete alternatif güçlü bir tercih sunmayı hedeflediğini açıkladı.

“Ateş Çemberi Gittikçe Büyüyor”

Partisinin iftar programı için Aydın’a gelen Ali Babacan, basın mensuplarına önemli açıklamalarda bulundu. Babacan, bölgedeki gerilime dikkat çekerek, “Şu an içinde bulunduğumuz bölgede maalesef bir ateş çemberinin gittikçe büyüdüğünü görüyoruz.” dedi.

Babacan, Gazze’de yaşananları ‘soykırım’ olarak nitelendirdikten sonra, yeni gelişmeleri şöyle değerlendirdi: “Bundan 2,5 sene önce Gazze’de başlayan ve 70 binden fazla insanın öldüğü, tam bir soykırımın yaşandığı savaştan sonra İsrail ve Amerika’nın İran’a karşı başlattığı bir savaşla karşı karşıyayız. Bu saldırı hukuksuzdur, Birleşmiş Milletler şartına aykırıdır.”

“Önleyici Savaş” Gerekçesi Kabul Edilemez

ABD ve İsrail’in ‘önleyici savaş’ gerekçesini eleştiren Babacan, “Gerekçe olarak gösterdikleri ‘önleyici savaş’, yani ‘Ben ona saldırmasaydım o zaten bana saldıracaktı’ gerekçesi hiçbir uluslararası hukuk belgesinde yoktur.” ifadelerini kullandı.

Babacan, saldırıların hedef gözetmediğini vurgulayarak, “İlk gün özellikle yaklaşık 170 küçük kız çocuğunun bir okulda hedef alınması ve onların hayatını kaybetmesi, savaşı başlatanların nasıl hedef gözetmeksizin, nasıl bir vahşi saldırı içinde olduğunu aslında bize bütün açıklığıyla göstermiş oldu.” dedi.

Türkiye’nin Arabuluculuk Çabaları ve Trump’ın Rolü

Türkiye’nin arabuluculuk çabalarının değerli olduğunu ancak bir tarafın saldırmaya kararlı olduğu durumda sınırlı kaldığını belirten Babacan, geçmişteki bir başarıya dikkat çekti: “2007 yılında aslında Türkiye’nin arabuluculuğuyla İran ile Batı arasında bir anlaşma yapılmıştı. Nükleer programla ilgili bir anlaşma yapılmıştı ve o anlaşma Trump’ın birinci dönemine kadar devam etti. Türkiye’nin, benim de Dışişleri Bakanı olarak başlattığım ve sonra başarıyla devam eden arabuluculuğuyla bir bakıma 2007’den 2026’ya kadar savaşı 19 yıl aslında ötelemiş olduk.”

Ancak bu anlaşmanın Trump döneminde iptal edildiğini hatırlatan Babacan, “İptal edilince o günden bugüne İran’la ilgili gerginlik yoğun bir şekilde devam etti ve maalesef şu an bu savaşa kadar mesele uzandı.” şeklinde konuştu.

“Türkiye Provokasyonlara Kapılmamalı”

Babacan, Türkiye’nin izlemesi gereken yolu şöyle özetledi: “Peki bundan sonra Türkiye ne yapmalı? Öncelikle gelişmeleri çok yakından takip etmek zorunda. Her zaman aklıselimle hareket etmek zorunda. Asla provokasyonlara kapılmaması lazım. Türkiye’yi bu sürece çekmek isteyen ülkeler olabilir. Türkiye’nin de bu süreçte zarar görmesinden memnun olacak farklı çevreler olabilir. Bu provokatif girişimlere Türkiye’nin prim vermemesi gerekir.”

Türkiye’nin bölgedeki tarihsel rolüne vurgu yapan Babacan, “Türkiye’nin tam bir aklıselimle ve bu bölgenin en kadim ülkesi olarak, kökleri Osmanlı ve Selçuklu dönemine kadar uzanan bir devlet olarak, bütün bu coğrafyanın en önemli ve tarihte de en büyük ülkelerinden biri olarak her zaman dengeleyici rolünü ve gücünü kullanması lazım.” dedi.

Hükümetin Tutumu ve Silahlı Kuvvetler

Hükümetin son dönemdeki tutumuna ilişkin eleştirel bir şey görmediğini ifade eden Babacan, Silahlı Kuvvetlerin performansını övdü: “İlgili birimler, başta Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere, müttefiklerimizle beraber zaten ilk füze daha havadayken Türkiye’ye yöneldiği anda imha edilmesi, ikincisinin derhal imha edilmesi, ardından da Malatya’da Patriot batarya sistemlerinin konuşlandırılması; aslında Silahlı Kuvvetlerimizin içinde bulunduğumuz ittifak sistemiyle beraber son derece koordineli bir şekilde hareket ettiğini bize gösteriyor.”

DEVA Partisi’nin Seçim Stratejisi: İki Kutuplu Siyasete Alternatif

Konuşmasının son bölümünde partisinin gelecek vizyonuna değinen Ali Babacan, DEVA Partisi’nin Türkiye’ye yeni bir siyasi tercih sunmayı hedeflediğini belirtti. “Biz artık ülkeyi bu iktidara bırakmak istemiyoruz. Ama ana muhalefetin de ülkeyi yönetme ile alakalı artık zafiyetler olduğunu görüyoruz. Türkiye’de iki kutuplu siyasete karşıyız.” diyen Babacan, şöyle devam etti:

“Türkiye’yi ‘siyah ya da beyaz, bunlardan birini seçmek zorundasınız’ diye bir tercih alanına hapsetmek istemiyoruz. Bunun siyaseti çoraklaştıracağına inanıyoruz. Dolayısıyla şu andaki bütün hazırlığımız, Türkiye’ye yeni bir tercih; net, iddialı ve güçlü bir tercih sunmak. Bu tercihin oluşması için hem partimiz içerisinde hazırlıklar yapıyoruz hem de bizimle aynı vizyonu ve aynı görüşü paylaşan siyasi partilerle iletişim içindeyiz.”

Babacan, önümüzdeki seçimin DEVA Partisi için ilk gerçek sınav olacağını, çünkü bir önceki seçime ortak listelerle girdiklerini ve kendi tabanlarının net olarak görülemediğini sözlerine ekledi.