Antalya’da milyarlarca dolar değerindeki arazilere ilişkin 67 yıldır süren miras davası, sahte mirasçıların müdahaleleriyle karmaşık bir hal alıyor. Davanın avukatlarından Necati Yılmaz, “Ailesinde ‘Süleyman’ ismi bulan her kimse geliyor bu dosyaya” diyerek durumun vahametini gözler önüne serdi.

Dev Araziler ve 67 Yıllık Hukuk Mücadelesi
Antalya’da, Arap Süleyman ve Hacı Bekirzade Mehmet Ağa’nın mirasçıları ile Hazine arasında paylaşımı süren 2 milyon 400 bin metrekarelik devasa arazi, kentin kalbinde yer alıyor. Bu alanda; Turizm Uygulama Oteli, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Rixos otelleri, Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi, Antalyaspor Tesisleri, Corendon Stadyumu, Antalya Adliyesi, binlerce konut ve daha birçok kamu ve özel yapı bulunuyor. 1958 yılından bu yana devam eden dava, çuvallar dolusu evrakla Türkiye’nin en uzun süren hukuk mücadelelerinden biri haline geldi.

“Nasıl Mirasçı Olduklarını Bile Bilmiyorlar”
Hacı Bekirzade Mehmet Ağa ve Arap Süleyman’ın bazı mirasçıları adına 20 yılı aşkın süredir davayı takip eden Avukat Necati Yılmaz, dosyada yüzlerce sahte mirasçının taraf gibi gözüktüğünü belirtti. Yılmaz, yaptığı açıklamada, “Bunlar ‘Arap Süleyman’ın mirasçısıyız’ diyorlar ama nasıl mirasçı oldukları hakkında en ufak fikirleri yok. Ailesinde ‘Süleyman’ ismi bulan her kimse geliyor bu dosyaya. Mahkemelerin de hatası var. Hiç incelemeden, usul prosedürlerini yerine getirmeden, bu taleplerle ilgili asli müdahale taleplerinin kabulüne karar vermişler” ifadelerini kullandı.

Dosyayı Sürüncemede Bırakma Çabaları
Davada en son Hacı Bekirzade Mehmet Ağa mirasçısı olduğunu iddia eden bir kişinin talebinin reddine karar verildiğini aktaran Yılmaz, bu kararın usulsüz olduğunu ve dosyanın tekrar Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderildiğini söyledi. Yılmaz, “Bölge Adliye Mahkemesi 3 ay önce zaten bir karar vermiş. Aynı kararı bir daha oraya göndermenin anlamı ne? Buradaki amaç dosyayı bir şekilde sürüncemede bırakmak. Çeşitli insanlar bundan yararlanmaya çalışıyor” dedi.
“Annesinden Önce Doğmuş Çocuklar İddiası”
Sahte mirasçı iddialarının boyutunu vurgulamak için çarpıcı bir örnek veren Avukat Yılmaz, şunları söyledi: “Mesela Süleyman Ağa’nın torunu Zeynep’in mirasçısı olduklarını iddia edenler var. Zeynep’in doğum tarihi 1877. Zeynep’in kızı yani sülalelerinde oldukları kızı, oğlu olduğu iddia ettikleri kişilerin doğum tarihi 1872. Yani annesinden önce doğmuş çocuklar olduğunu iddia ediyorlar. Bu kadar komik durumlar. Fakat mahkemeler de yeterince inceleme yapmadan, müdahale taleplerini kabul ediyor.”

Her Yeni Taraf Davayı Zorlaştırıyor
Dosyaya usulsüz şekilde müdahil olan her kişinin davayı daha da karmaşık hale getirdiğini vurgulayan Necati Yılmaz, “Ne kadar taraf var, o kadar zorlu oluyor. Herkesin bir temyiz hakkı oluyor. İstinaf hakkı oluyor. İlgili, ilgisiz bir sürü insanın böyle hakları var. Usulsüz bu hakları vermiş oluyorsunuz. Dolayısıyla dosya bu nedenle sürüncemeye uğruyor. İki duruşma arasında bir sürü insan ölüyor. Onların davalara katılması gerekiyor” diye konuştu.

Serik ilçesindeki benzer bir davada adı geçen ‘Süleyman Ağa’ mirasçılarının da müdahil olmasıyla iyice karmaşıklaşan bu miras davası, Türk yargı sistemindeki usul sorunlarına ve miras davalarının ne denli istismar edilebildiğine dair çarpıcı bir örnek teşkil ediyor.
