Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, geleneksel Türk sanatlarının yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik önemli bir görüşme gerçekleştirdi. Bakan Ersoy, somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı ve ebru sanatçısı Duygu Orak ile Bakanlık’ta bir araya geldi.

Görüşmenin ardından sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Bakan Ersoy, Türkiye’nin kültürel miras alanındaki dünyadaki lider konumuna ve bu mirasın korunması için yürütülen çalışmalara dikkat çekti.
“UNESCO Listesinde 32 Unsurla Dünyada İkinci Sıradayız”
Bakan Ersoy yaptığı açıklamada, “Somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı ebru sanatçımız Duygu Orak ile bir araya gelerek yaşayan mirasımız üzerine kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdik.” ifadelerini kullandı.
Ersoy, Türkiye’nin kültürel miras alanındaki başarısını şu sözlerle vurguladı: “UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerinde kayıtlı 32 unsurla dünyada 2’nci sırada yer alan Türkiye, bu alanda ustalarına ve kültürel miras taşıyıcılarına yaslanan güçlü bir birikime sahip.”
7 Bin 36 Kültürel Miras Taşıyıcısı Görev Başında
Bakanlığın bu alandaki çalışmalarına değinen Ersoy, “Bugün ülke genelinde 7 bin 36 kültürel miras taşıyıcısı sanatçımız, somut olmayan kültürel mirasımızı yaşatmaya devam ediyor.” dedi.
Ersoy, mirasın aktarılmasında kritik rol oynayan bir diğer unsuru da şöyle açıkladı: “Öte yandan, ustalık düzeyinde bilgi ve becerileri temsil eden Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanterinde yer alan 100 miras taşıyıcısı ve 2 kurum, bu mirasın kuşaktan kuşağa aktarılmasında önemli bir rol üstleniyor.”
Genç Kuşaklarla Buluşturma Çalışmaları
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın geleneksel sanatları geleceğe taşımak için hayata geçirdiği projelere de değinen Bakan Mehmet Nuri Ersoy, “Kültürel miras taşıyıcısı sanatçı kartı uygulamamız ve Yaşayan Miras Okulu ile geleneksel sanat ve zanaatlarımızı genç kuşaklarla buluşturuyor, yaşayan mirasımızı güçlü adımlarla geleceğe taşıyoruz.” şeklinde konuştu.
Bu görüşme, AK Parti hükümetinin kültür politikaları çerçevesinde, geleneksel Türk sanatlarının korunması ve yaşatılmasına verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi.
