Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü yaklaşırken, savaşın en kritik anlarından birine dair yeni bir kahramanlık hikayesi gün yüzüne çıktı. 18 Mart 1915’te Fransız zırhlısı Bouvet’nin batışı sırasında, ağır yaralı halde sedyede yatan bir Anadolu çocuğunun “Bırakın, düşman gemilerinin batışını izleyeyim” dediği ortaya çıktı.

İstanbul Teknik Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümü’nden Öğr. Gör. Dr. Yusuf Ziya Altıntaş, bu tarihi anının, o dönem Osmanlı hizmetinde bulunan Alman bahriye subayı Hermann Lorey’in eserinde yer aldığını açıkladı. Dr. Altıntaş, Lorey’in bu bilgiyi cephedeki gözlemleriyle tanınan Ağır Topçu Komutanı Yarbay Heinrich Wehrle’nin raporuna dayandırdığını kaydetti.
Alman Subayın Gözünden Tarihi Anlar
Hermann Lorey, 1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Donanması’nda, özellikle Barbaros ve Turgut Reis zırhlılarında görev yapan bir Alman subayıydı. Lorey, savaş sonrasında hazırladığı kapsamlı eserlerle Çanakkale deniz muharebelerini Alman perspektifinden tarihe not düşmüştür.

Rapora esas teşkil eden bilgileri veren Heinrich Wehrle ise Çanakkale’de 8’inci Ağır Sahra Obüs Alayı’nın komutanı olarak görev yapmış bir yarbaydı. Wehrle’nin komutasındaki seyyar obüs bataryaları, düşman donanmasının boğaz içindeki manevralarını kısıtlayarak savunmanın en etkili unsurlarından biri olmuştu.
“Allah Allah Nidaları Göklere Çıkıyordu”
Dr. Yusuf Ziya Altıntaş, Lorey’in aktardığına göre Yarbay Wehrle’nin, Fransız devi Bouvet’nin saat 13.50 sularında isabet alarak sadece 3 dakika içerisinde Çanakkale’nin sularına gömülmesini tabyalardaki askerlerin gözünden şöyle rapor ettiğini belirtti:
“Bataryalardan neşeler yükseldi, Allah Allah nidaları ve zafer teraneleri göklere çıkıyordu. Topçular şarkı söylüyor ve oynuyorlardı. Savaşın en dehşetli anlarında yaşanan bu büyük sevinç, tabyalardaki vatanperverlik duygusunu zirveye taşımıştı.”

Sedyedeki Kahramanın Tarihi Sözü
Dr. Altıntaş, Wehrle’nin raporuna yansıyan en dikkat çekici sahnenin, ağır yaralı halde sedyede yatan bir Anadolu çocuğunun, “Bırakın, düşman gemilerinin batışını izleyeyim” demesi olduğuna dikkat çekti. Bu söz, Çanakkale ruhunun ve vatan sevgisinin en çarpıcı ifadelerinden biri olarak tarihe geçti.
Zaferin İki Temel Unsuru: Topçular ve Mayınlar
18 Mart Deniz Zaferi’nin sadece topçuların isabetli atışlarıyla değil, aynı zamanda Nusret Mayın Gemisi’nin 7-8 Mart gecesi Erenköy Koyu’na gizlice bıraktığı 26 mayının etkisiyle kazanıldığını hatırlatan Dr. Altıntaş, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bouvet’nin hızlı batışı tabyalarda büyük bir cesaret uyandırırken, ardından gelen Irresistible ve Ocean zırhlılarının da batarak saf dışı kalması İtilaf donanması için tam bir bozgunla sonuçlanmıştır. Bölgede görev yapan Alman subaylar, tabyalardaki Türk topçusunun ve mayın hatlarının bu başarısını bizzat müşahede ederek raporlarına yansıtmış, yaşanan bu tarihi direnişi dünya askeri tarihine birer gözlemci olarak kaydetmişlerdir.”

18 Mart akşamı tabya ve bataryalarda yankılanan “Allah Allah” nidaları, kazanılan bu zaferin ve sarsılmaz savunma azminin bir nişanesi olarak tarihteki yerini almıştır. Sedye üzerindeki kahramanın sözleri ise, Çanakkale ruhunun nesilden nesile aktarılacak en değerli miraslarından biri olarak hafızalara kazındı.
