İzmir’de düzenlenen ‘Su Konferansı’nda, iklim krizi nedeniyle stratejik önemi her geçen gün artan su kaynaklarının geleceği, tüm paydaşların katılımıyla masaya yatırıldı. Konferansta konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, çarpıcı açıklamalarda bulunarak su krizinin boyutlarına dikkat çekti.
“Bu Gidişatın Durması Kolay Gözükmüyor”
İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirilen ve Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) ev sahipliğindeki konferansta açılış konuşmasını yapan Başkan Tugay, insanın günlük yaşamında kullanabildiği tatlı suyun toplam suyun yalnızca yüzde 2,5’i olduğunu vurguladı. En değerli olan ve en çok korunması gereken suyun yer altı su rezervleri olduğunu aktaran Tugay, iklim krizi ve insanların neden olduğu kullanımlar nedeniyle suyun giderek azaldığını belirtti.
“Bu gidişatın durması kolay gözükmüyor. Tasarruf edeceğiz, deniz suyunu arıtacağız. Su kaynakları yer altı ve yer üstünde bittiği zaman ne yapacağız? Yapacak şeyler bir noktada yetersiz hale gelecek. Bu kötü tablodan bizi çıkartacak şey insanoğlunun aklı, bilimle ulaşacağı çözümler olacak” dedi.
“Su Yönetemeyen Kentler Kriz Yönetmek Zorunda Kalacak”
Dünya nüfusunun yaklaşık yarısının, yılın en az bir ayında ciddi su kıtlığı yaşadığını söyleyen Tugay, “2015 yılında mutlak su stresi altında yaşayan ülke sayısı 25’ti, 2050’de bu sayının 45’e çıkması bekleniyor. Türkiye de bu risk kuşağının içinde yer alıyor. Bu nedenle su, kentlerin güvenliği ve geleceğiyle doğrudan ilgili. Bugün suyu yönetemeyen kentler, yarın kriz yönetmek zorunda kalacaktır” ifadelerini kullandı.
Bu tabloyu en ağır yaşayan bölgelerden birinin Akdeniz Havzası olduğunu kaydeden Tugay, “Kıtlık yaşayan Gediz ve Küçük Menderes, İzmir’i doğrudan ilgilendiren ve suyun stratejik biçimde yönetilmesi gereken havzalardır. Su krizi tarım, sanayi ve kent politikalarının birlikte ele alındığı bütüncül bir dönüşümle yönetilebilir” dedi.
Gri Su Sistemleri Zorunlu Hale Geliyor
Belediyenin 2024-2025 döneminde kayıp-kaçak oranını düşürmek için altyapı yatırımlarına odaklandığını belirten Tugay, “1 yılda 5,6 milyon metreküp suyumuzu kaybetmemiş olduk. İzmir, kayıp-kaçak oranında Türkiye’nin en iyi 5’inci şehri” açıklamasını yaptı.
Evsel atık suların yüzde 50-80’inin gri su olduğunu ve bu suların geri kazanımıyla binalarda şebeke suyu tüketimini yüzde 40 ila yüzde 50 arasında azaltmanın mümkün olduğunu vurgulayan Tugay, şu önemli adımları duyurdu:
“7 Akdeniz kentiyle birlikte pilot çalışma yürütüyoruz. Kendi tesislerimizde ve belediyemize ait binalarda kullanılan suyun yüzde 30-50’sini gri sudan elde etmeyi amaçlayan bir çalışma yapılıyor. Lavabo ve duşlardan gelen suların sterilize edilerek yeniden kullanılmasını sağlayacak sistemleri devreye alacağız. Önümüzdeki dönemde büyük ölçekli binalarımızın önemli bir bölümünde bu dönüşümü hayata geçireceğiz. Yeni yapılan binaların hemen hepsinde gri su sistemlerinin kurulmasını zorunlu hale getireceğiz.”
Baraj Yatırımlarının Aciliyeti Vurgulandı
Yeni kuyuların açıldığını ve mevcut kuyuların yenilendiğini söyleyen Tugay, baraj yatırımlarının önemine dikkat çekerek, DSİ’nin yapımına başladığı 2 barajın İzmir için acil ihtiyaç olduğunu ve kısa sürede tamamlanmasını beklediklerini ifade etti.
“DSİ başta olmak üzere tüm ilgili kurumların görevi; suyu sadece tahsis eden değil, havza ölçeğinde yöneten, riskleri önceden gören ve veriye dayalı karar alan bir yaklaşımı birlikte hayata geçirmektir. Valiliğin koordinasyonunda kurumlar arası veri paylaşımının güçlendirilmesi, planların sahada karşılık bulması ve risklere karşı ortak hareket edilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur” diye konuşan Tugay, “Beklentimiz açık: Aynı suyu paylaşanların, aynı gelecek için birlikte çalışması. İzmir, başta su olmak üzere küresel iklim krizinin olumsuz etkilerini çok çalışarak ve dayanışmayla ortadan kaldıracaktır” açıklamasında bulundu.
Sanayi ve Tarım Temsilcilerinden Kritik Mesajlar
Konferansta konuşan ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, su yönetiminin artık doğrudan kalkınma, rekabet gücü ve risk yönetimi meselesi haline geldiğini belirterek, “Su yoksa üretim yoktur. Su yoksa sürdürülebilir kalkınma mümkün değildir. Su yoksa kentlerde yaşam son derece zordur” dedi.
İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak ise su kıtlığının sadece bir çevre sorunu olmadığını, tarımsal üretimin azalması, gıda güvencesi ve ekosistem risklerini barındıran çok boyutlu bir etkiden bahsettiklerini söyledi. Tarım sektörünün küresel tatlı su tüketiminin yaklaşık yüzde 70’ini, Türkiye’de ise yüzde 77’sini oluşturduğunu belirten Uçak, “Tarımsal sulamada geleneksel yöntemlerden akıllı ve sürdürülebilir sistemlere geçmek bir tercih değil, zorunluluktur” ifadelerini kullandı.
Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün de “Suyun değeri kuyu kuruyunca anlaşılırmış, tam da böyle günlerden geçiyoruz. Suyun, geleceğin Bitcoin’i ve geleceğin altını olması bekleniyor” diyerek suyun stratejik önemine vurgu yaptı.
