Gaziantep’te 10 yaşında çırak olarak başladığı sedef kakma sanatında 40 yılı geride bırakan Mehmet Bülent Fıstıkçı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen görkemli bir törenle ‘Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülü’ne layık görüldü. Ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden alan Fıstıkçı, mesleğine olan aşkını ve bu büyük onurun kendisi için ne anlama geldiğini anlattı.

Çıraklıktan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne Uzanan Bir Hayat Hikayesi
Mesleğe henüz 10 yaşındayken bir arkadaşının babasının yanında çırak olarak adım atan Mehmet Bülent Fıstıkçı, duygularını şu sözlerle ifade etti: “Ben mesleğime aşığım. Mesleğimi çok seviyorum. Bu mesleğim sayesinde evimi geçindirdim, çocuklarımı büyüttüm. İyi bir ustadan öğrendim mesleğimi. Sürekli üzerine koyarak geliştirdim kendimi bu alanda. Bu emeklerim karşılığında ödülümü Cumhurbaşkanımızın elinden almak ise beni ayrıca onurlandırdı.”

Ustasının Vefatından Sonra Kendi Atölyesini Kurdu
Kültür ve Turizm Bakanlığı tescilli zanaatkarı olarak sanatını icra eden Fıstıkçı, meslek serüvenini şöyle özetledi: “Sedef kakma el sanatıyla uğraşıyorum. Mesleğe 10 yaşında arkadaşımın babasının yanında çırak olarak başladım. Onun yanında 15 sene çıraklık, kalfalık ve ustabaşılık yaptım. Sonra ustam vefat edince 3 yıl oğluyla birlikte çalıştık ve 2001 yılında ‘Sedefkar Sedefçilik’ diye kendi atölyemizi kurduk. Altyapıdan eleman yetiştiriyoruz. Çıraklar yetiştiriyoruz. Kültür Bakanlığı tescilli zanaatkarıyız ve festivallere katılıyoruz.”

“Başaramayacağınızı Söylediler Ama…”
Fıstıkçı, ödül başvurusu sırasında yaşının genç olduğu gerekçesiyle bazı çekincelerle karşılaştığını ancak pes etmediğini belirterek, “İlk müracaatı yaptık ancak yaşımızın genç olduğunu söylediler. Başvuru yapsam da zor olacağını, başaramayacağımı söylediler. 3 oğlum var, üçümüz de bu işi yapıyoruz” dedi.

Mesleği Yok Olmasın Diye Ailesini Yetiştiriyor
Geleneksel sanatların en büyük sorunu olan çırak bulma sıkıntısına da değinen usta sanatçı, çözümü kendi ailesinde bulduğunu söyledi: “Mesleğimizde şu anda çırak yetişmiyor. Gençlerimiz zorunlu olarak liseyi bitirmek durumunda. Bu yüzden çırak olarak çalıştıramıyoruz. Bu yüzden kendi çocuklarımızı, yeğenlerimizi yetiştirmeye çalışıyoruz. Mesleği öğretemiyoruz başka çıraklara.”

Fıstıkçı, mesleğin geçmişteki cazibesini de şu sözlerle anlattı: “Bizim zamanımızda bu mesleğin kazancı çok iyiydi. Bir kalfamız, bir memurun maaşını 1 haftada kazanırdı. Bu yüzden bana ‘meslek öğrensin’ dediler. Çocuk yaşta marangoz olarak başladığım iş hayatımda sedef kakma zanaatkarı oldum.”

Yurt Dışında da Türk Kültürünü Temsil Ediyor
Mehmet Bülent Fıstıkçı, sanatını sadece yurt içinde değil, uluslararası arenada da tanıtmak için büyük çaba sarf ediyor. “Yurt dışı fuarlarına katılıyoruz. Almanya, Fransa, İsviçre, Çin, Umman, Bahreyn, Katar gibi yerlerde fuarlara katılıyoruz. Bu mesleğim sayesinde de Cumhurbaşkanımızın elinden ödül aldım. Mesleğime şükrediyorum” diye konuştu.

Mesleğine Yenilikler Kattı, Orijinal Sedefi İşledi
Severek yaptığı sedef kakma sanatına yenilikler de getiren Fıstıkçı, bu katkısını şöyle açıkladı: “Çıraklığım zamanında sedef, plastik düğmeydi. Biz bunları kerpeten ile kırıp taşla yontarak işliyorduk. Sedef, plastik düğmeydi. Şöyle düşündüm, neden bu plastik? Biz bu işe orijinal sedefi ve renkli sedefi de kattık.”

“Bir Kızım Olsaydı İsmini Sedef Koyardım”
Mesleğine olan tutkusunu en içten şekilde ifade eden Fıstıkçı, “3 oğlum var. Evimi bu mesleğim ile geçindirdim. İstanbul’da bir mağazamızı da açtık yine sedef kakma üzerine. Mesleğimi o kadar çok seviyorum ki eğer bir kızım olsaydı ismini sedef koyardım. Ben bu işe aşığım. Tekrar dünyaya gelsem yine bu işi yapardım” dedi.

Fıstıkçı, ödülün kendisi için anlamını ise şu sözlerle özetledi: “Mesleğimizin zirvesini yaşıyorum. Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülü’nü, Cumhurbaşkanımızın elinden almak beni çok onurlandırdı. Gençlerimize de tavsiyelerde bulunuyorum, gelsinler öğretelim. Onlar da usta olsun, bu meslek yaşasın.”



