DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Türkiye’de kalıcı barışın yolunun demokratikleşme, hukukun üstünlüğü ve özgürlüklerden geçtiğini vurguladı. Hatimoğulları, TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, “İnfaz rejimi toplumsal barışı güçlendirmelidir. ‘Umut Hakkı’nı Abdullah Öcalan dahil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanımadan hukuki zemin eksik kalır” ifadelerini kullandı.

Barış Süreci ve Suriye Mutabakatı
Hatimoğulları, Türkiye’deki barış ihtiyacının uzun süredir Suriye’deki gelişmelere bağlandığını belirterek, “Her defasında, ‘Önce orası, önce orası’ denildi. Barış sürecinde somut adımlar atılmadı” dedi. DEM Parti olarak defalarca uyarıda bulunduklarını söyleyen Hatimoğulları, “Türkiye’de barışı başka dosyaların rehinesi haline getirmeyin” çağrısını yineledi.
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi arasında imzalanan 30 Ocak Mutabakatı’na değinen Hatimoğulları, “Bu mutabakatın gereklilikleri üzerinde pratik çalışmalar yürütülüyor. Uluslararası topluma düşen görev, bu mutabakatın sağlıklı bir şekilde hayata geçmesi için destek ve katkı sunmaktır” dedi. Türkiye’nin bu konuda büyük sorumlulukları olduğunu vurgulayarak, “30 Ocak Mutabakatı sabote edilmemeli. Komşu ülke Suriye’de bu mutabakatın hayata geçmesi için azami düzeyde katkı sağlanmalı. Bu hem Suriye’nin hem Türkiye’nin geleceği için hayati önemdedir” şeklinde konuştu.
Milli Dayanışma Komisyonu Raporu ve Üç Temel Perspektif
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ortak rapor yazım sürecinin sonuna geldiğini belirten Hatimoğulları, “Bizce bu rapor, temennilerin ötesine geçmelidir. Barışı gerçekten mümkün kılacak siyasal ve hukuki bir çerçeve ortaya konulmalıdır” dedi. DEM Parti olarak barış sürecini üç temel perspektiften ele aldıklarını açıkladı:
- Demokratikleşme: “Barış, demokrasiden sonra hatırlanacak bir hedef değildir. Demokrasiyle eş zamanlı yürütülmek zorundadır. Bu yüzden demokratikleşmenin vazgeçilmez koşulu olarak kayyım uygulamaları kaldırılmalıdır. Seçilmişler makamlarına, kayyımlar kendi görevlerine dönmelidir.” Hatimoğulları, ana dilinde eğitimin bir hak olduğunu ve kalıcı güvence için anayasal vatandaşlık ve tekçiliği reddeden eşit yurttaşlığın şart olduğunu söyledi.
- Hukuk: “Hukukun askıya alındığı yerde, barış kalıcı olamaz. AYM ve AİHM kararlarının uygulanmadığı bir ülkede barış söylemi inandırıcılığını yitiriyor.” Komisyon raporunun Türk Ceza Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve İnfaz Kanunu’nda kapsamlı değişiklikler önermesi gerektiğini belirtti. “İnfaz rejimi toplumsal barışı güçlendirmelidir. ‘Umut Hakkı’nı Abdullah Öcalan dahil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanımadan hukuki zemin eksik kalır” diye konuşan Hatimoğulları, sürecin en önemli aktörünün Abdullah Öcalan olduğunu ve buna göre hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.
- Özgürlükler: “Barış, toplumun nefes alması demektir. Düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme ve basın özgürlüğü olmadan barış olamaz.” İnanç ve ibadet özgürlüğünün sağlanması, Aleviler başta olmak üzere tüm yurttaşların kendini öz evlat hissedebileceği bir uygulamanın hayata geçmesi gerektiğini söyledi. Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi temel haklar üzerinde çalışılması, kadın ve çocukların yaşam hakkının korunması ve şiddete karşı etkin mücadele yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Hatimoğulları’nın bu açıklamaları, Türkiye’deki barış ve demokratikleşme tartışmalarına yeni bir boyut kazandırarak, siyasi gündemdeki yerini aldı.
