Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Türkiye’nin İran’a gelişmiş uçaksavar ve İHA füzeleri tedarik ettiği iddialarını kesin bir dille yalanladı. Yapılan açıklamada, bu iddiaların Türkiye’nin bölgesel barış çabalarını hedef alan bir psikolojik harp saldırısı olduğu vurgulandı.
Asılsız İddialar ve Kara Propaganda
DMM, sosyal medya ve dezenformasyon odaklı mecralarda dolaşıma giren iddialara karşı resmi bir açıklama yayınladı. Açıklamada, “‘Türkiye’nin İran’a gelişmiş uçaksavar ve İHA füzeleri tedarik ettiği, düşürüldüğü iddia edilen ABD’ye ait F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu’ yönündeki paylaşımlar tamamen asılsızdır ve gerçeği yansıtmamaktadır” ifadeleri kullanıldı.
Merkez, bu tür iddiaların kaynağının tahmin edilebileceğini belirterek, “Nereden kaynaklandığı tahmin edilebilecek bu tür gerçek dışı iddialar, Türkiye’nin bölgesel krizlerde üstlendiği yapıcı rolü ile barış ve diplomasi odaklı gayretlerini zedelemeye yönelik kasıtlı birer psikolojik harp saldırısı ve kara propaganda girişimidir” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin Barış ve İstikrar Duruşu
Açıklamada, Türkiye’nin bölgedeki tüm süreçlerde huzur ve istikrarın korunmasını esas alan bir politika izlediğinin altı çizildi. DMM, “Türkiye, bölgedeki tüm süreçlerde huzur ve istikrarın korunmasını esas alan bir duruş sergilemektedir. Ülkemizin küresel ölçekte takdir gören diplomatik başarısını hedef alan bu algı operasyonları, uluslararası kamuoyunu yanıltma amacı taşımaktadır” ifadelerine yer verdi.
Kamuoyu Uyarısı
DMM, manipülasyon amaçlı bu tür bilgi yayma faaliyetlerine itibar edilmemesi ve vatandaşların dikkatli olması gerektiği konusunda uyardı. Açıklamanın son bölümünde, “Kamuoyunu manipüle etmeye ve bölgedeki hassas dengeleri hedef almaya yönelik bu tür kirli bilgi yayma faaliyetlerine itibar edilmemelidir. Resmi kaynaklar dışındaki spekülatif açıklamalara karşı dikkatli olunması büyük önem arz etmektedir” çağrısı yapıldı.
Bu açıklama, bölgede artan gerilimler ve dezenformasyon faaliyetleri arasında Türkiye’nin resmi pozisyonunu net bir şekilde ortaya koyarak, uluslararası arenadaki yapıcı ve istikrar odaklı rolünü bir kez daha teyit etmiş oldu.
