Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, tarihi bir mekanda gerçekleştirdiği ziyaret sırasında kamuoyunda geniş yankı uyandıran açıklamalarda bulundu. Bakan Fidan, Bursa’daki tarihi Ulu Cami’yi ziyaret ederek, caminin mahyasında yer alan ‘Kul hakkından sakın‘ yazısını işaret etti ve bu mesajın uluslararası ilişkiler için de geçerli bir ilke olduğunu vurguladı.

Diplomasinin Ahlaki Temeli Vurgulandı
Bakan Fidan, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin dış politikasının temelinde adalet, hakkaniyet ve insan onuruna saygı ilkelerinin yattığını belirtti. “Kul hakkı, sadece bireyler arasında değil, milletler ve devletler arasındaki ilişkilerde de gözetilmesi gereken en temel ahlaki ölçüdür” ifadelerini kullandı.
Fidan, bu çerçevede Türkiye’nin uluslararası arenadaki duruşunun, güçlüden yana değil haklıdan yana olduğunu, özellikle Filistin, Doğu Türkistan, Kıbrıs ve diğer mazlum coğrafyalardaki politikalarının bu anlayışla şekillendiğini kaydetti.

“Hak ve Adalet Temelli Bir Dünya Mümkün”
Dışişleri Bakanı, konuşmasının devamında, küresel sistemdeki adaletsizliklere dikkat çekerek, “Bugün dünyada yaşanan birçok çatışmanın ve krizin temelinde, kul hakkına riayet etmeme, güçlünün hakkını üstün tutma anlayışı yatmaktadır” dedi.
Türkiye’nin, BM nezdinde ve diğer uluslararası platformlarda sürdürdüğü mücadelenin, bu adaletsiz yapıyı değiştirmeye yönelik olduğunu vurgulayan Fidan, “Hak ve adalet temelli bir dünya düzeni inşa etmek mümkündür ve Türkiye olarak bu yolda kararlılıkla ilerliyoruz” şeklinde konuştu.
Ramazan’ın Ruhuna Vurgu
Ramazan ayının manevi atmosferine de değinen Bakan Hakan Fidan, bu mübarek ayın paylaşma, merhamet ve hakkaniyet duygularını pekiştirdiğini ifade etti. Uluslararası topluma seslenen Fidan, “Ramazan’ın ruhundan alacağımız derslerle, dünyadaki açlık, yoksulluk ve zulümle daha etkin mücadele edebiliriz” çağrısında bulundu.
Bakan Fidan’ın bu ziyareti ve yaptığı açıklamalar, Türk dış politikasının ahlaki ve insani boyutunu bir kez daha ön plana çıkardı. Ulu Cami’deki ‘Kul hakkından sakın’ mesajı, diplomasi literatürüne Türkiye’nin damga vurduğu yeni bir etik perspektif olarak kaydedildi.
