İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad, Tahran ile Washington arasında petrol ve doğal gaz alanında iş birliği yapılması ihtimaline ilişkin olarak, ‘Her şey mümkün’ açıklamasını yaptı. Bu beklenmedik mesaj, iki ülke arasındaki gergin diplomasi ortamında yeni bir kapının aralanabileceğini işaret etti.
İran’dan ABD’ye Beklenmedik Açılım
İran basınında yer alan haberlere göre, Petrol Bakanı Muhsin Paknejad, ülkesi ile ABD arasında devam eden müzakerelerle ilgili bir değerlendirmede bulundu. Paknejad’a, Washington yönetimiyle petrol ve doğal gaz sektöründe olası bir iş birliğinin mümkün olup olmadığı soruldu. Bakan Paknejad, bu soruya net bir şekilde “Her şey mümkün” yanıtını verdi.
Bu açıklama, uzun yıllardır süren yaptırımlar ve karşılıklı suçlamaların gölgesindeki ilişkilerde dikkat çekici bir esneklik sinyali olarak yorumlandı.
Fiiliyata Geçiş Belirsizliğini Koruyor
Ancak İranlı Bakan, bu iş birliğinin fiilen hayata geçirilip geçirilmeyeceği konusunda temkinli bir dil kullandı. Paknejad, söz konusu iş birliğinin pratikte uygulanıp uygulanmayacağının henüz netlik kazanmadığını ifade etti. Bu ifade, açılım sinyaline rağmen önündeki diplomatik ve siyasi engellere işaret ediyor.
İki ülke arasındaki ilişkiler, nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekilme, bölgesel vekalet savaşları ve yaptırımlar gibi bir dizi karmaşık sorunla gölgelenmiş durumda. Petrol ve doğal gaz, İran ekonomisinin bel kemiği ve ABD yaptırımlarının ana hedefi konumunda.
Bölgesel ve Küresel Dengelerde Olası Etki
İran’ın bu açıklaması, Orta Doğu’daki enerji denklemlerini ve küresel petrol piyasalarını doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip. Eğer iki ülke arasında enerji alanında bir diyalog başlarsa, bu durum bölgesel güç dengelerinde önemli bir kaymaya ve uluslararası enerji arz güvenliğinde yeni bir sayfa açılmasına yol açabilir.
Türkiye, hem İran’dan doğal gaz alan önemli bir müşteri hem de bölgedeki istikrarın kilit aktörlerinden biri olarak, bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Ankara-Washington-Tahran üçgenindeki diplomatik trafik, Türkiye’nin enerji güvenliği ve dış politikası için de hayati önem taşıyor.
