İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile ilişkilerde yeni bir sayfa açılması için yalnızca nükleer konularda müzakerenin mümkün olduğunu ilan etti. Arakçi, ABD’nin 2015 nükleer anlaşmasından tek taraflı çekilmesi nedeniyle güven sorunu yaşadıklarını vurguladı.
Müzakereler İçin Yol Aranıyor
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Amerikan basınına yaptığı açıklamada, bölge ülkeleriyle ABD ile müzakerelerin yeniden başlatılmasına yönelik bir yol bulmaya çalıştıklarını bildirdi. Arakçi, bu süreçte güvene ihtiyaçları olduğunun altını çizdi.
“Yalnızca Nükleer Alanda Anlaşmak Mümkün”
Arakçi, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Başkan Trump nükleer silah olmaması gerektiğini söyledi ve biz de onunla tamamen aynı fikirdeyiz. Yalnızca nükleer alanda anlaşmak mümkün. Nükleer programımızın tamamen barışçıl olduğunun güvence altına alınması için nükleer programımız hakkında müzakere edebiliriz. Buna karşılık olarak yaptırımların kaldırılmasını bekliyoruz.”
Güven Sorunu ve ABD’nin Tutumu
İran’ın barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürmesi halinde tüm ayrıntıları konuşmaya hazır olduğunu vurgulayan Arakçi, güven sorununun kaynağını şöyle açıkladı: “2015’te ABD, Çin, Rusya, İngiltere, Fransa ve Almanya ile imzalanan ve ABD’nin 2018’de çekildiği nükleer anlaşma nedeniyle güven sorunu yaşıyoruz. ABD gerekçe sunmadan anlaşmadan çekildi. Geçen yıl ise müzakere kararı verdiğimiz bir zamanda saldırıya uğradık. Bu nedenle ABD’ye olan güvenimizi kaybettik.”
Olası Savaş Uyarısı
Arakçi, farklı unsurların ABD’yi savaşa çekmeye çalıştığını fakat ABD Başkanı Donald Trump’ın doğru kararı verecek kadar akıllı olduğunu söyledi. Olası bir savaştan tüm bölgenin olumsuz etkileneceğini kaydeden Arakçi, çarpıcı bir uyarıda bulundu: “İsrail ile savaşta, çatışmanın genişlememesi için çaba gösterdik. Ancak ABD ile savaşırsak bölgedeki ABD üsleri göz önüne alındığında çatışmanın daha geniş alanlara yayılacağı da bir gerçektir.”
Bu açıklamalar, İran ile ABD arasındaki gerilimli ilişkilerde yeni bir diplomatik sürecin sinyallerini verirken, bölgesel güvenlik dinamiklerini de doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye’nin bölgedeki aktif diplomasisi ve istikrar arayışı göz önüne alındığında, gelişmeler yakından takip ediliyor.
