İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile yürütülmesi planlanan müzakereler öncesinde üzerinde mutabık kalınan 10 maddelik önerinin üç temel maddesinin ihlal edildiğini açıkladı. Kalibaf, bu ihlaller nedeniyle “karşılıklı ateşkes veya müzakerelerin bir anlamı yok” dedi.
Tarihsel Güvensizlik ve İhlaller
Kalibaf, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD’ye karşı derin bir tarihsel güvensizlik duyduklarını belirterek, bu güvensizliğin temelinde Washington yönetiminin taahhütlerini sistematik olarak ihlal etmesinin yattığını vurguladı.
ABD ve İran arasındaki ateşkes konusunda belirlenen 10 maddenin “müzakereler için uygulanabilir bir zemin olduğunun” ABD Başkanı Donald Trump tarafından da kabul edildiğini hatırlatan Kalibaf, buna rağmen sürecin başlamasından önce 3 temel maddenin ihlal edildiğini duyurdu.
İhlal Edilen Üç Temel Madde
Kalibaf, ihlal edilen maddeleri şöyle sıraladı:
- Lübnan’daki Ateşkes İhlali: Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in de açıkça belirttiği şekilde ‘Lübnan ve diğer bölgeler de dahil olmak üzere her yerde derhal geçerli olacak bir ateşkes’ olarak ilan edilen, 10 maddelik önerinin Lübnan’daki ateşkesle ilgili ilk maddesine uyulmaması.
- Hava Sahası İhlali: İran hava sahasının daha fazla ihlal edilmesini yasaklayan maddenin açık bir ihlali olarak, İran hava sahasına Fars eyaletine bağlı Lar şehri üzerinde imha edilen bir insansız hava aracının girmesi.
- Uranyum Zenginleştirme Hakkının Reddi: Mutabakatın altıncı maddesinde yer alan İran’ın uranyum zenginleştirme hakkının reddedilmesi.
“Müzakere Zemini Çiğnendi”
Müzakere zemini olarak kabul edilen maddelerin görüşmeler başlamadan çiğnendiğini vurgulayan Kalibaf, “Şu an, müzakere için ‘uygulanabilir zemin’ daha müzakereler başlamadan açıkça ve net bir şekilde ihlal edilmiştir. Böyle bir durumda, karşılıklı bir ateşkes veya müzakereler mantıksızdır” ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, İran ile ABD arasında yeniden başlaması beklenen diplomatik görüşmeler öncesinde ciddi bir güven krizi yaşandığını gözler önüne serdi. İran tarafından yapılan bu sert çıkış, bölgesel gerilimlerin ve nükleer anlaşma müzakerelerinin geleceği konusunda belirsizliği artıran önemli bir gelişme olarak kayıtlara geçti.
