Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde, İran’da İsrail füzesinin isabet ettiği TIR’da hayatını kaybeden şoför Hüseyin Fırat için acı dolu bir cenaze töreni düzenlendi. Dışişleri Bakanlığı’nın girişimleriyle memleketine getirilen Fırat’ın naaşı, damatlık elbisesiyle birlikte toprağa verildi.
Damatlıkla Gömülen Bir Hayal
Mezarlık kompleksinde düzenlenen törene, şehidin ailesi, Reyhanlı Kaymakamı Muharrem Coşkun, Emniyet Müdürü Mehmet Türken, yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Hüseyin Fırat’ın yakınları, evlilik hayali kurduğu oğullarının tabutuna bir damatlık elbisesi koyarak son vazifelerini yerine getirdi. Dualar eşliğinde defnedilen Fırat’ın acısı, törene katılan herkesin yüzüne yansıdı.
Baba Coşkun Fırat’ın Yürek Burkan Anlatımı
Olay anını yaşayan ve aynı konvoyda bulunan baba Coşkun Fırat, yaşadığı travmayı anlattı. “Peş peşe gidiyorduk. Aramızda sadece 30 metre vardı. Bir patlama sesi duydum. Lastik patladı sandım. Aynaya baktığımda oğlumun aracına bomba düşmüştü, alev alıyordu. Etraf cesetlerle doluydu.” ifadelerini kullandı.
Baba Fırat, yaşananları şiddetle kınayarak, “İsrail’i kınıyorum. İnsanlar öldürülüyor, bunlara hep şahit oluyoruz.” dedi. Ayrıca, oğlunun hastanedeki tedavi sürecinde İranlı yetkililerin kendilerine gösterdiği ilgi ve alakadan da bahsetti.
Dışişleri Bakanlığı’nın Hassas Operasyonu
Hüseyin Fırat’ın cenazesinin Türkiye’ye getirilmesi, Dışişleri Bakanlığı’nın yoğun diplomatik çabaları sonucunda gerçekleşti. Bakanlık, yurtdışında hayatını kaybeden vatandaşların haklarını korumak ve ailelerin acılarını hafifletmek için gereken tüm prosedürleri hassasiyetle yürüttü. Bu olay, Türk vatandaşlarının uluslararası arenada karşılaştığı trajedilerde devletin desteğinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Bir Eski Uzman Çavuşun Sessiz Kahramanlığı
Hayatını kaybeden Hüseyin Fırat’ın eski bir uzman çavuş olduğu öğrenildi. Vatani görevini tamamladıktan sonra ticari araç şoförlüğü yaparak hayatını kazanan Fırat, yine bir vazife esnasında canından oldu. Onun hikayesi, sınır ötesinde sessiz sedasız ülke ekonomisine ve ailesine hizmet eden binlerce meslek erbabının yaşadığı risklerin ve kayıpların acı bir örneği oldu.
