Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği arasında, Balkanlar’daki Osmanlı mirasını korumak için tarihi bir iş birliği protokolü imzalandı. Protokol kapsamında, Üsküp’teki Hacı Balaban Camisi ile Kalkandelen’deki Alaca Camisi’nin restorasyon çalışmaları başlatılacak.

Kuzey Makedonya Cumhuriyeti İslam Dini Birliği Başkanı Şakir Fetai, Genel Sekreter İrsal Yakupi ve beraberindeki yüksek düzeyli heyet, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü ziyaret etti. Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen görüşmeye, Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kemal Aran ve Dış İlişkiler Daire Başkanı Kadir Kantekin de katıldı.
İki Tarihi Camiye Hayat Verilecek
Ziyaretin ana gündem maddesi, Kuzey Makedonya sınırları içinde bulunan Osmanlı dönemi vakıf eserlerinin restorasyonuydu. Yapılan görüşmelerin ardından, Üsküp Hacı Balaban Camisi ile Kalkandelen Alaca Camisi’nin restorasyonlarına ilişkin iş birliği protokolü imzalandı.

“Ecdat Yadigarı Eserleri Yaşatmak Borcumuz”
Protokolün imzalanmasının ardından bir açıklama yapan Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu, Türkiye’nin Osmanlı coğrafyasındaki tarihi mirasa verdiği önemi vurguladı. Aksu şunları söyledi:
“Türkiye Cumhuriyeti’nde bulunan vakıf eserlerini yaşattığımız gibi, Osmanlı coğrafyasında yer alan ecdat yadigarı eserlerin restorasyonuna da büyük önem veriyoruz. Osmanlı geleneği olan her bir vakfiyeyi yaşatmaya özen gösteriyoruz. Bu mirası unutturmamak bizlerin boynunun borcudur.”
Gönül Coğrafyasına Yatırım
Aksu, konuşmasının devamında, Türkiye’nin bölgesel kültür politikasına dair önemli mesajlar verdi:
“Bu anlamda, gönül coğrafyamızda yer alan ülkelerdeki eserlerin gün yüzüne çıkarılması ve geleceğe aynı orijinalliğiyle taşınması için gayret gösteriyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği istikamette, Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un sonsuz desteğiyle Kuzey Makedonya’da geçtiğimiz yıllarda tamamladığımız üç eserin yanı sıra, bugün de iki vakıf eserini restore etmek üzere protokolümüzü imzaladık. Hayırla sonuçlanmasını diliyorum.”

Bu protokol, Türkiye’nin Balkanlar’daki kültürel ve tarihi varlığını pekiştirmeye yönelik diplomatik adımlarının somut bir örneğini teşkil ediyor. İki ülke arasındaki dini ve kültürel bağların güçlendirilmesi hedefiyle atılan bu adım, bölgedeki Osmanlı mirasının korunması açısından da büyük önem taşıyor.
