Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

MİA’dan Kritik Uyarı: Çip Savaşları ve Nadir Toprak Elementleri Türkiye’nin Jeopolitik Konumunu Belirleyecek

Milli İstihbarat Akademisi (MİA), Çip Savaşları ve Nadir Toprak Elementleri analizini yayımladı. Raporda, Türkiye’nin küresel rekabetteki stratejik konumu ve atması gereken adımlar detaylandırıldı.

Milli İstihbarat Akademisi (MİA),

Milli İstihbarat Akademisi (MİA), küresel güç dengelerini yeniden şekillendiren “Çip Savaşları” ve “Nadir Toprak Elementleri” konusunda stratejik bir analiz yayımladı. Dr. Öğr. Üyesi Celal Erbay tarafından kaleme alınan çalışma, bu alanların artık sadece teknolojik değil, ekonomik güvenlik, dijital egemenlik ve uluslararası politikanın merkezinde yer alan stratejik mücadele sahaları olduğunu ortaya koyuyor.

Küresel Üretim Zincirindeki Kırılganlık ve Stratejik Bağımlılık

Analizde, çip üretiminin tasarım, üretim, test ve paketleme gibi birbirine sıkı sıkıya bağlı aşamalardan oluşan karmaşık bir süreç olduğu vurgulanıyor. Bu üretim zincirinin büyük ölçüde ABD, Tayvan, Güney Kore, Çin, Japonya ve Hollanda gibi belirli ülkelerde yoğunlaştığı belirtiliyor. MİA’nın değerlendirmesine göre, bu yapı küresel verimliliği artırsa da ülkeler arasında kritik stratejik bağımlılıkları da beraberinde getiriyor. 2020-2023 döneminde yaşanan küresel çip krizinin, bu sistemin ne denli kırılgan olduğunu tüm dünyaya gösterdiği ifade ediliyor.

Çipler: Yeni Jeopolitik Mimarinin Anahtarı

Çalışmada, çiplerin artık basit teknolojik bileşenler olmaktan çıkarak küresel güç mimarisini şekillendiren stratejik araçlara dönüştüğünün altı çiziliyor. Yapay zeka, yüksek başarımlı hesaplama ve veri işleme kapasitesi gibi alanlardaki ilerlemenin doğrudan çip teknolojisinin niteliğiyle bağlantılı olduğuna dikkat çekiliyor.

ABD ile Çin arasındaki rekabetin bu alanda çok katmanlı bir hal aldığı belirtilen analizde, bu mücadelenin standart belirleme, tasarım yazılımları, ekipman tedariki ve kritik ham madde erişimi gibi geniş bir alana yayıldığı vurgulanıyor. Özellikle Çin’in nadir toprak elementleri (NTE) üretimi ve rafinaj süreçlerindeki üstünlüğünün, çip savaşlarını daha geniş bir jeopolitik düzleme taşıdığı ifade ediliyor.

Kritik Ham Maddelerdeki Rekabet ve “Tayvan+1” Stratejisi

Değerlendirmede, çip üretiminde kullanılan NTE’ler, galyum ve germanyum gibi stratejik girdilerin tedarik zinciri güvenliği açısından hayati öneme sahip olduğu kaydediliyor. Çin’in hakimiyetindeki bu girdilere yönelik olası ihracat kısıtlamalarının küresel maliyetleri artırabileceği ve üretimi yavaşlatabileceği uyarısı yapılıyor.

Bu nedenle birçok ülkenin “en az iki tedarikçi ve iki coğrafya” ilkesine dayalı çeşitlendirme stratejilerine yöneldiği belirtiliyor. Analizde, küresel çip üretiminin merkezindeki Tayvan merkezli TSMC firmasında yaşanacak olası bir aksaklığın tüm dünyayı etkileyeceği vurgulanırken, “Tayvan+1” stratejisi kapsamında üretimin farklı ülkelere kaydırılmasının önemli bir eğilim haline geldiği ifade ediliyor.

MİA’dan Türkiye’ye Stratejik Konumlanma Önerileri

Dr. Celal Erbay’ın değerlendirmesinde, Türkiye için sıfırdan ileri çip üretim hattı kurmak yerine, güçlü olunabilecek belirli aşamalara odaklanmanın daha gerçekçi ve etkili bir strateji olacağı öne sürülüyor. Bu kapsamda öne çıkan öneriler şöyle:

  • Çip tasarımı, ileri paketleme ve test altyapılarının geliştirilmesi,
  • Güç elektroniği gibi yükselen talep alanlarına yönelik modül üretiminin desteklenmesi,
  • Türkiye’nin sahip olduğu NTE kaynaklarının ülke içinde işlenerek kalıcı mıknatıs gibi katma değerli ürünlere dönüştürülmesi,
  • AB ile standardizasyon ve sertifikasyon alanında uyum sağlanarak, Türkiye’nin kıta pazarına yakın ve güvenilir bir tedarik ortağı konumuna getirilmesi.

Analizde, çip üretiminde mutlak bağımsızlık hedefinin gerçekçi olmadığı, bunun yerine çeşitlendirme, yerli işleme kapasitesi, geri dönüşüm ve stratejik stok yönetimine dayalı dört ayaklı bir dayanıklılık mimarisinin kurulması gerektiği vurgulanıyor.

Sonuç olarak, MİA raporu, çip ve nadir toprak elementleri stratejilerinin giderek daha fazla kaynak siyasetiyle iç içe geçtiğini ortaya koyarken, Türkiye’nin bu alanda etkin ve akıllı bir pozisyon almasının, ülkenin hem ekonomik geleceği hem de bölgesel jeopolitik rolü açısından belirleyici olacağına işaret ediyor.