Jeoloji Yüksek Mühendisi, Bilim Akademisi Üyesi ve İTÜ emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki Marmara Denizi’nde 7’nin üzerinde bir deprem beklentisi olduğunu açıkladı. Tüysüz, “Bugün Marmara’da bir deprem beklentisi var. Özellikle 7’nin üzerine çıkabilecek bir deprem beklentimiz var. Bütün yapılan bilimsel çalışmalar bu gerçeği doğrulamaktadır” dedi.

“Geçmişte Deprem Olan Yerde Gelecekte de Mutlaka Olur”
Edirne Belediyesi’nin 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde düzenlediği ‘Hatırlamak Yetmez, Hazırlıklı Olmak Gerek’ toplantısında konuşan Prof. Dr. Tüysüz, depremlerin tekrarlayan bir doğa olayı olduğunu vurguladı. Tüysüz, “Depremlerin olduğu yerde, kuvvet sürekli olduğu için yer altından gelen levha hareketleri kayalara sürekli kuvvet uyguladığı için, sonuçta bir bölgede deprem oluyorsa stres birikir boşalır, stres birikir boşalır ve geçmişte deprem olan bir yerde kuraldır; gelecekte de mutlaka ve mutlaka deprem olur” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Fay Gerçeği: 486 Aktif Fay Hattı
Prof. Dr. Tüysüz, Türkiye’nin aktif fay haritasına göre bilinen 486 fayın olduğunu belirterek, “Türkiye’nin diri fay haritasında bugün resmi olarak bilinen 486 fay var. Önümüzdeki aylar içerisinde bunun 600 çıktığını duyacaksınız. Türkiye’nin 24 ilinin, 101 ilçesinin 550 köyünün merkezinde fay var” dedi.
Tüysüz, tarihsel sürece de değinerek, “Bu deprem sadece Türkiye Cumhuriyeti’ne, Osmanlı’ya özgü bir şey değil. Bu topraklarda hep deprem oldu, bundan sonra belki insan nesli ortadan silinecek, yine depremler olmaya devam edecekler” şeklinde konuştu.

Kuzey Anadolu Fay Hattı ve Marmara’daki Risk
Marmara Denizi’nden geçen Kuzey Anadolu fay hattının Türkiye’nin en önemli faylarından biri olduğunu belirten Tüysüz, şu uyarılarda bulundu: “Kuzey Anadolu fayı Türkiye’nin en önemli, dünyanın da birkaç önemli fayından bir tanesi. Bin 600 kilometre kare boyu var. Aynı zamanda hep büyük depremler üretmiş.”
Tüysüz, 1999 depremlerinden sonra batıda bir deprem beklentisinin devam ettiğini hatırlatarak, “Batıdaki deprem henüz olmadı, olmasını bekliyoruz. Tarih tekerrür ediyor. Marmara Bölgesi’nde de kırılmamış faylar var ve bunlar kırılacaklar. Eninde sonunda kırılacaklar. Bugün, yarın belki 50 sene sonra” dedi.

“6 Şubat Depremi Bilinen Bir Depremdi, Sonuç Değişmedi”
Doğu Anadolu Fay Hattı ve 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlere de değinen Prof. Dr. Tüysüz, şunları söyledi: “6 Şubat depremi bilinen bir depremdir. Geleceği kesin olan depremlerdir ama zamanı bilinememiş. Bütün meslektaşlarım adına söylüyorum; bunu defalarca dile getirdik ve sonuç değişmedi.”
Marmara İçin Net Tahmin: 7.2 veya 7.3 Büyüklüğünde
Prof. Dr. Tüysüz, Marmara Denizi’ndeki deprem beklentisiyle ilgili net rakamlar verdi: “Bugün Marmara’da bir deprem beklentisi var. Özellikle 7’nin üzerine çıkabilecek bir deprem beklentimiz var. Bütün yapılan bilimsel çalışmalar bu gerçeği doğrulamaktadır. Bugün bazı arkadaşlar, ‘Deprem olmayacak’ deseler de bunların yaptığı bu görüşe altlık oluşturabilecek herhangi bir bilimsel çalışma maalesef bulunmamaktadır.”
Tüysüz, olası depremin büyüklüğünü ise şöyle açıkladı: “Görünen gerçek odur ki, Marmara’da 1509, 1766 depremlerinin olduğu bölgede bir deprem daha olacaktır. Hangi büyüklükte? Olası en büyük deprem 7.2 veya 7.3 ama yedilik olasılık hep orada duruyor.”

Edirne Belediye Başkanı’ndan Hazırlık Vurgusu
Toplantıya katılan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da konuşmasında hazırlığın önemine dikkat çekti. Gencan, “6 Şubat 2023’de Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay başta olmak kentlerimiz yıkıldı, on binlerce canımızı kaybettik. Bu acı; ‘geçti’ diyerek kapanmaz. Bu acı ‘hatırladık’ diyerek hafiflemez. Çünkü deprem bir doğa olayıdır. Yıkım kader değildir” dedi.
Başkan Gencan, Edirne’nin rolünü ise şöyle tanımladı: “Edirne aktif bir fay hattının üzerinde olmayabilir. Ama hepimiz biliyoruz ki afetler sınır tanımaz. Olası bir Marmara depreminde Edirne sadece kendini koruyan değil, bölgesine omuz veren bir şehir olmak zorundadır. Edirne Belediyesi olarak afet meselesini, bir günün gündemi değil şehir yönetiminin omurgası olarak ele alıyoruz.”
