Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

BAU’da Kritik Panel: Orta Doğu’daki Savaşın Türkiye Ekonomisine Etkileri Masaya Yatırıldı

BAU’da düzenlenen panelde uzmanlar, Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelerin Türkiye ekonomisi ve dış politikası üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi. Enerji fiyatları ve ticaret güvenliği masaya yatırıldı.

BAU'da düzenlenen panelde uzmanlar,

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenen panelde, Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelerin Türkiye’ye olası siyasi, askeri ve ekonomik etkileri derinlemesine analiz edildi. “Orta Doğu’daki Jeopolitik Gelişmelerin Türkiye’ye Etkileri” başlıklı panel, bölgedeki çatışmaların Türkiye üzerindeki çok boyutlu yansımalarını ele aldı.

BAU Orta Doğu Paneli

Panelde Siyasi ve Askeri Analizler Yapıldı

BAU Campüs Konferans Salonu’nda gerçekleşen ve Dr. Beyhan İncekara’nın moderatörlük yaptığı panelin açılışını BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu yaptı. Panelde, Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyeleri ve dışarıdan konuk uzmanlar bölgedeki krizi farklı açılardan değerlendirdi.

Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Esra Albayrakoğlu ‘Siyasi Gerilimler ve Askeri Tırmanış’, Prof. Dr. Çağla Gül Yesevi ‘İstihbarat ve Kimlik Siyaseti’, Dr. Öğretim Üyesi Levent Aksoy ‘Deniz Ticareti ve Tedarik Zincirine Etkisi’, Prof. Dr. İbrahim Ünalmış ise ‘Ekonomik ve Finansal Etkiler’ konularını ele aldı. Medipol Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Resül Usul ‘Orta Doğu’da istikrar arayışı: Türkiye’nin rolü, kapasitesi ve sınırları’, Emekli Büyükelçi Uluç Özülker ise ‘Orta Doğu’daki çatışmaların enerji güvenliğine etkisi’ konusunda konuşma yaptı.

Prof. Dr. Çağla Gül Yesevi konuşma yapıyor

Prof. Dr. Yesevi: “Savaşın Maliyeti Belirleyici Olacak”

Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Çağla Gül Yesevi, birçok ülkeyi kapsayan gelişmeleri değerlendirerek; savaşın Lübnan’a yayılmasının süreci nasıl etkilediği sorusuna da yanıt verdi. Prof. Dr. Yesevi “Bölgedeki gelişmeler yalnızca Lübnan’la sınırlı değil. Sadece Lübnan’dan bahsetmiyoruz; İran’ın farklı ülkelerde bulunan Amerika Birleşik Devletleri’nin askeri üslerine yönelik saldırılarının yayılmasından söz ediyoruz. Lübnan, bizim açımızdan her zaman İran-İsrail çatışmasının bir kolu, bir boyutu olarak görüldü. Bu gerilim uzun zamandır devam ediyor. Biz bunu özellikle 7 Ekim sonrasında daha görünür biçimde izlemeye başladık. Hizbullah ile İran arasında çok ciddi bir ilişki var ve Lübnan’da çatışmaların yoğun şekilde sürdüğünü görüyoruz” dedi.

Hamaney’in Seçilmesinin Önemi

İran’da Mücteba Hamaney’in liderliğe seçilmesinin önemine değinen Prof. Dr. Çağla Gül Yesevi “Trump, yeni liderin kim olacağına karar vereceğinden söz ediyordu ve bu konuda çeşitli açıklamalar yapmıştı. Hatta Hamaney’in oğlunun dini lider olarak seçilmemesi yönünde uyarılarda bulunmuştu. Ancak Mücteba Hamaney uzun zamandır İran’daki yönetim kademesiyle güçlü ilişkiler içinde olan bir isim. İran’ın yapılan uyarılara kulak asmayarak Mücteba Hamaney’i seçmesi, Ali Hamaney sonrasında da mevcut düzenin devam edeceğini gösteriyor. Bu, dini kurumların ve yönetim yapısının benzer şekilde işleyeceği anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Savaşın Süresi ve Maliyet Dengesi

Prof. Dr. Çağla Gül Yesevi savaşın ne kadar süreceği konusunda şöyle konuştu:

“Savaşlarda en çok siviller etkileniyor. Devletlerin varlık nedeni güvenliği, adaleti ve refahı sağlamak. Ancak savaşın yükünü çoğunlukla siviller taşıyor. Bu çatışmada füzeler ve dronlar yoğun biçimde kullanıldı. Bunların ne kadar süre yeteceği ve maliyetinin ne olacağı belirleyici olacak. Eğer maliyet karşılanamaz hale gelirse, hedeflerle maliyetler örtüşmezse savaş daha kısa sürede sona erebilir. Savaşın başında İran’daki komuta kademesinin tasfiye edilmesi ve rejim değişikliği hedefi konuşuluyordu. Ali Hamaney’in öldürülmesi kısa vadeli bir hedef olarak dillendirildi. Hatta bu olayın birkaç gün içinde sonlanabileceği de söylenmişti. Ancak İran’ın nasıl karşılık vereceği belirsizdi.”

İran’ın çatışmayı bölgeselleştirdiğini söyleyen Prof. Dr. Yesevi, “İran, savaşın bölgeselleşmesini sağladı ve yoğunluğu artırdı. Daha önce 12 gün süren düşük yoğunluklu bir çatışma yaşanmıştı; fakat bu kez yoğunluğun artması savaşın uzayabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Burada maliyetler son derece önemli. Amerika Birleşik Devletleri ticari savaşlarda da sürekli olarak maliyet hesabı yapıyor. Bu savaşın finansmanını kim üstlenecek? Körfez ülkeleri mi bu maliyeti karşılayacak? Finans kapital bu sürecin neresinde duruyor? Kar-maliyet dengesi savaşın gidişatını belirleyecek temel unsurlardan biri olacak” diye konuştu.

BAU Panelinde Konuşmacılar

Prof. Dr. Ünalmış’tan Ekonomik Uyarılar

Yaşanan gelişmelerin ilk yansımasının finansal piyasalarda görüldüğünü belirten Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Ünalmış ise “Türkiye ekonomisi üzerinde bu gelişmelerin farklı kanallardan etkilerini hissediyoruz. İlk doğrudan etkiyi piyasalarda gördük. Faizlerde artış yaşandı, hisse senedi fiyatlarında aşağı yönlü hareketler oldu. Bunlar ilk etapta gözlemlediğimiz doğrudan etkilerdi. Sonrasında özellikle petrol ve genel olarak enerji fiyatlarındaki artışın etkilerini görmeye başladık. Benzin ve motorin fiyatlarında son dönemde yaşanan yükselişleri Orta Doğu’daki gelişmelere bağlayabiliriz. Bunlar ilk elden ve hızlı şekilde yansıyan etkiler. Eğer Orta Doğu’daki savaş ortamı daha uzun sürerse, farklı kanallar üzerinden de Türkiye ekonomisini etkileyecektir. Özellikle ithal ettiğimiz ürünler, petrol ve petrole bağlı yan sanayiler; kimyasallar, plastik ürünler ve gübre gibi alanlarda fiyat baskısı artacaktır. Bu da birçok sektörü maliyetler üzerinden olumsuz etkileyecektir” dedi.

İran ile Ticaret ve Küresel Belirsizlik

Prof. Dr. Ünalmış, “Sektörel bazda İran’la doğrudan ticaret açısından baktığımızda ise çok güçlü bir etki beklemeyiz. İran’a ihracatımız toplam ihracatımızın yaklaşık yüzde 1’i seviyesinde. Dolayısıyla İran’ın Türkiye’den ithalatı azaltması ihracat tarafında büyük bir darbe yaratmaz. Ancak küresel ölçekte oluşan savaş ortamının yarattığı tedirginlik önemli. Bu belirsizlik tüketicilerin harcamalarını kısmalarına yol açabilir. Artan fiyatlar da tüketimi aşağı çeker. Bu durum birçok sektörü dolaylı olarak olumsuz etkiler. İlk aşamada enerji sektörü ve buna bağlı olarak havayolları ile turizm gibi alanlar Türkiye’de olumsuz etkileri daha hızlı hissedecek sektörler olacaktır” ifadelerini kullandı.

Çin ve ABD’nin Konumu

Çin’in savaşın doğrudan tarafı olmadığını ancak enerji fiyatları ve tedariki açısından en kırılgan ülkelerden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Ünalmış, “Çin şu an savaşın doğrudan tarafı değil ve mümkün olduğunca dışında kalmayı tercih ediyor. Ancak enerji fiyatları ve enerji tedariki açısından en kırılgan ülkelerden biri. Hürmüz Boğazı’ndan günlük olarak dünya petrol ve doğal gaz üretiminin yaklaşık yüzde 20’si geçiyor. Bu petrolün önemli bir kısmı Çin’e gidiyor. Çin enerji ithalatında dışa bağımlı bir ülke. Doğal gaz ve petrol tedarikinde sorun yaşarsa üretim tarafında da sıkıntılar ortaya çıkar. Alternatif bulsa bile daha yüksek fiyatlarla ithalat yapmak zorunda kalacaktır. Bu da maliyetleri artırır. Dolayısıyla Çin’in ilk etapta karşılaşacağı en önemli sorun yükselen enerji maliyetleri olacaktır.”

Prof. Dr. Ünalmış, ABD’nin konumunu ise şöyle değerlendirdi: “Amerika Birleşik Devletleri savaşın bir tarafı konumunda olsa da coğrafi avantajını yaşıyor. İki okyanus arasında yer alması ve enerji alanında son 20 yılda dışa bağımlılığını ciddi ölçüde azaltmış olması önemli bir avantaj. Şu anda ciddi bir doğal gaz ihracatçısı konumunda. ABD açısından ilk etapta olumsuz etki yaratan unsur varlık fiyatları, özellikle hisse senedi piyasalarındaki düşüşlerdir. Ancak genel tabloya baktığımızda, bu gelişmelerden en az etkilenen ekonomilerden biri şu aşamada Amerikan ekonomisidir.”

Panel, Orta Doğu’daki istikrarsızlığın Türkiye’nin dış politikası, güvenliği ve ekonomisi üzerinde yaratabileceği uzun vadeli risklerin tartışılmasıyla sona erdi. Uzmanlar, bölgedeki gerilimin devam etmesi halinde etkilerin daha derin ve yaygın olabileceği konusunda uyarılarda bulundu.