Antalya Olgunlaşma Enstitüsü, Selçuklu sanatının unutulmaya yüz tutmuş ihtişamlı kumaşlarını gün yüzüne çıkarıyor. Selçuklu Sultanı 1. Gıyaseddin Keyhüsrev’in Antalya’yı fethinin 819. yıl dönümü kutlamaları kapsamında başlatılan projeyle, dünya müzelerinde sergilenen 9 farklı kemha ipek kumaş deseni, orijinal teknik ve kompozisyonlarıyla birebir yeniden dokunmaya başlandı.

10 Yıllık Araştırmanın Meyvesi
Antalya Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Emine Erkal, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Selçuklu kumaşları üzerine 10 yıldır araştırma yaptıklarını ve bu çalışmanın nihayet meyve vermeye başladığını belirtti. Erkal, “9 adet Selçuklu kumaş deseni birebir analiz edilerek günümüze uyarlandı. En kısa zamanda ipek dokuma atölyemizde tam teçhizatlı birebir dokumalara da başlayacağız. Şu anda deneme niteliğinde dokumalarımız başladı. Bu ürünler 5 yıllık araştırmanın sonucunda ortaya çıktı. Kemha-i Antalya adıyla çıktı. Zaten Selçuklu dönemindeki ismi de budur” dedi.

Marka Tescili İçin Başvuru Yapıldı
Selçuklu sultanlarının bu kumaşları diplomatik hediye olarak başka ülkelere gönderdiğini hatırlatan Erkal, marka tescili için de harekete geçtiklerini açıkladı. Erkal, “Şu anda marka başvurusunu başlattık. 800 yıl önceki ismiyle başvurduk. Kumaşların desen tasarımlarının birebir tasarım tescil hakkı da alınacak. Onun için de başvurular yapıldı. Tüm bu işlemlerden sonra tüm halkımız bu kumaşlara ulaşabilecek” ifadelerini kullandı.
Dünya Müzelerinden Örnekler İncelendi
Enstitünün Ar-Ge biriminden sanat tarihçisi Semiha Aleyna Ergezer ise beş yıllık kapsamlı bir araştırma sürecinden geçtiklerini vurguladı. Ergezer, “Selçuklu kumaşlarının yurt dışındaki özel sergiler veya müzelerde bulunan örneklerini araştırdık. Çoğunluğu Anadolu kökenli, çok geniş çaplı bir araştırma yaptık. Çeşitli koleksiyonlarda, Avrupa’da çeşitli müzelerde bulunan örnekleri bulduk” dedi.

Ergezer, kemha kumaşının en önemli özelliğinin, dönemin ipek kumaşının üzerine gümüş veya altın ipliklerle işlendiği bir tür olması olduğunu belirterek, “Selçuklu’nun ihtişamını yansıtır, hükümdarlık ihtişamını yansıtmaktadır. Bu bakımdan geleceğe taşıyacağımız çok önemli bir kültürel miras” şeklinde konuştu.
New York’tan Kopenhag’a Kapsamlı Araştırma
Araştırma ekibi, kemha kumaşlarının dünya müzelerinde yer alan örneklerini New York’taki The Metropolitan Museum of Art’tan Lyon Tekstil Müzesi’ne, Berlin Dekoratif Sanatlar Müzesi’nden Almanya’daki Aziz Servatius Kilisesi Hazinesi’ne, Kopenhag Davids Samling Koleksiyonu’na kadar karşılaştırmalı olarak inceledi. Kumaşların teknik yapısı, kompozisyon düzeni ve sembolik dili titizlikle analiz edildi.

İktidar ve Statü Sembolü: Kemha
Orta Çağ’ın en görkemli dokumalarından biri olarak kabul edilen kemha, çözgü ve atkısı ipekten, desenleri ise altın ve gümüş tellerle işlenen özel bir dokuma. Metal ipliklerin verdiği parlaklık, kemhayı sıradan bir giysi olmaktan çıkararak bir iktidar ve statü sembolüne dönüştürüyordu.

Selçuklu sanatında kemha kumaşlar; madalyonlu düzenleri, simetrik figürleri ve Rumi motifleriyle dikkat çekiyor. Çift başlı kartallar, aslanlar, ejderler, şahinler ve atlar gibi figürler, hükümdarlık ideolojisini, askeri kudreti ve aristokrat kimliği temsil ediyor. Bu figürler yalnızca süsleme değil, dönemin siyasal ve kültürel dünyasını anlatan görsel birer metin niteliği taşıyor.

Kemha kumaşlar saray çevresinde kullanılmış, diplomatik hediyelerde yer almış ve hatta vergi sistemi içinde önemli bir unsur olmuştur. Yani kemha, estetik olduğu kadar ekonomik ve siyasi bir güç göstergesidir. Kemha, Anadolu’da gelişen bir sanat geleneğinin zirvesi olarak kabul ediliyor.



Antalya Olgunlaşma Enstitüsü’nün bu önemli çalışması, kaybolmaya yüz tutmuş bir kültürel mirası canlandırmanın yanı sıra, geleneksel sanatların modern dünyada nasıl yaşatılabileceğine dair de önemli bir örnek teşkil ediyor.
