Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen 15. Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), Türkiye ve dünyanın önde gelen iş dünyası liderlerini, siyasetçilerini ve akademisyenlerini bir araya getirdi. ‘Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası’ temasıyla gerçekleşen zirvede, küresel ticaretteki yeni dengeler ve Türkiye’nin konumu masaya yatırıldı.

Küresel Maliyet Şokları ve Türkiye’nin Stratejik Avantajları
Zirvenin ‘Küresel Ticarette Yeni Dengeler ve Türkiye İçin Yol Haritası’ başlıklı panelinde konuşan Şölen İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Erdoğan Çoban, küresel tedarik zincirindeki kırılmalara ve artan maliyet baskılarına dikkat çekti. Çoban, en önemli hammadde olan kakao fiyatlarının son iki yılda yaklaşık beş kat arttığını belirterek, “En büyük hammaddemiz olan kakaoyu 2 bin pound seviyesinden 10 bin pound seviyesine almak zorunda kaldık. Bu, bizim gibi büyük üreticiler için ciddi bir maliyet şoku anlamına geliyor” dedi.

Çoban, bu tablonun gıda güvenliği açısından küresel tedarik zincirlerinin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu net şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. Türkiye’nin bu yeni dönemde öne çıkan üç temel avantajına işaret eden Çoban, lojistik konumunun kritik önemini vurguladı.
“Türk Şirketleri Krizler Karşısında Çok Kuvvetli”
Erdoğan Çoban, Asya’dan Avrupa ve Afrika’ya sevkiyat sürelerinin krizlerle 2-3 aya uzadığı bir dönemde, Türkiye’den aynı pazarlara 2-3 gün içinde erişim sağlanabildiğini kaydetti. Güvenilirliğin de en az maliyet kadar kritik hale geldiğini belirten Çoban, Türkiye’nin uluslararası anlaşmalar ve jeopolitik konumu sayesinde bu alanda güçlü bir pozisyona sahip olduğunu dile getirdi.

Çoban, değerlendirmesini şu çarpıcı sözlerle sürdürdü: “Türk şirketleri küresel krizler karşısında o kadar kuvvetli ki bunun gerçekten ben çok büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Hem coğrafyanıza hem de yakın coğrafyaya bakarsak. Bu avantajı kullanmalıyız. Çünkü Türkiye, özellikle pandemiden sonra bakarsak, çözüm ülkesi oldu. Yani Türkiye, en büyük krizlerin normale çeviren bir ülke pozisyonuna giriyor. Biz de Şölen olarak, Türkiye’nin stratejik pozisyonunun bizim avantajımız olduğunu düşünüyorum.”
Enerji ve Teknoloji Sektöründen Önemli Mesajlar
Panelde konuşan SHELL Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, jeopolitik gerginliklerin enerji piyasalarına etkisine değinerek, “Hemen hemen her ülkenin ekonomisine yansır bir durum söz konusu oldu. Enerjiyi farklı kaynaklardan almaya çalıştıkları için fiyatlarda yükselme oldu” dedi. Erdem, talep artışının düşük emisyon kaynaklarıyla karşılanması gerektiğinin altını çizdi.

Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural ise küresel ticaret kurallarının yeniden yazıldığına dikkat çekerek, “Pandemi sürecinin ardından yeni bir ekonomik düzene geçildiğini belirten Kural, mevcut savaş ortamının da bu dönüşümü derinleştirdiğini” ifade etti.

Lenovo Türkiye Genel Müdürü Emre Hantaloğlu da teknolojik dönüşümün hızına vurgu yaparak, küresel bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının 2026’da 6,15 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini açıkladı. Hantaloğlu, Türkiye pazarının son 4-5 yılda yaklaşık iki kat büyüdüğünü belirtti.

Türkiye’nin Bölgesel Liderlik Potansiyeli
Zirvede öne çıkan ortak görüş, Türkiye’nin artan korumacılık eğilimleri ve iklim değişikliğinin yarattığı riskler karşısında stratejik bir partner olma potansiyeli taşıdığı yönünde. Özellikle gıda arz güvenliği konusunda bölge ülkeleriyle geliştirilecek anlaşmaların, Türkiye’nin küresel ticaretteki konumunu güçlendireceği vurgulandı.

İş dünyası liderleri, Türkiye’nin lojistik üstünlüğü, güvenilir ticaret ortamı ve kriz yönetimindeki başarısının, küresel ekonomik dönüşüm sürecinde önemli fırsatlar yarattığı konusunda hemfikir oldu. Zirve, Türk şirketlerinin küresel rekabetteki dayanıklılığının ve inovasyon kapasitesinin önümüzdeki dönemde daha da kritik hale geleceği mesajıyla sona erdi.

