Suriye’de uzun yıllardır devam eden iç savaşta kritik bir dönüm noktası yaşandı. Suriye hükümeti ile terör örgütü PKK’nın Suriye’deki kolu olarak tanımlanan YPG/SDG arasında, örgütün Suriye ordusuna tam entegrasyonunu ve kapsamlı bir ateşkesi öngören tarihi bir anlaşma imzalandı.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, anlaşmanın imzalanmasının ardından yaptığı konuşmada, “Suriye devleti bir bütündür, karar alma mekanizması merkezidir; kurumları tüm Suriye topraklarına girecek ve tüm bölgesel işleri yönetecektir. Özel niteliklere sahip bölgelerde, güvenlik personeli yerel halk arasından atanacaktır” ifadelerini kullandı.
Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşmasının 14 Maddelik Detayları
İmzalanan anlaşma, bölgenin geleceğini şekillendirecek 14 maddelik kapsamlı bir çerçeve sunuyor. Anlaşmanın en kritik maddeleri şu şekilde:
1. Suriye Hükümeti güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında, tüm cepheler ile temas hatlarında derhal ve kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesi; yeniden konuşlanma için ön adım olarak tüm SDG güçlerinin Fırat Nehri’nin doğusuna çekilmesi.
2. Deyrizor ile Rakka illerinin idari ve askeri olarak tamamen ve derhal Suriye hükümetine devredilmesi.
3. Haseke ilindeki tüm sivil kurumların, Suriye devletinin kurumları ve idari yapılarına entegre edilmesi.
4. Suriye hükümeti, Suriye güvenlik güçleri tarafından korunması suretiyle bölgedeki tüm sınır geçişlerinin, petrol ve doğal gaz alanlarının kontrolünü ele alacak.
5. Tüm SDG askeri ve güvenlik personeline, gerekli güvenlik soruşturmalarından geçtikten sonra bireysel esasla Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıkları bünyesine tam entegrasyon; askeri rütbe, mali haklar ve lojistik gereksinimler sağlanacak.
6. SDG liderliği, eski rejimin kalıntılarını saflarına katmaktan kaçınmayı ve Suriye’nin kuzeydoğu bölgelerindeki eski rejim yetkililerinin listesini sunmayı taahhüt eder.
7. Siyasi katılım ve yerel temsilin garantisi olarak, Haseke Valiliği görevine atanacak adayı belirleyen bir başkanlık kararnamesinin yayınlanması.
8. Ayn el-Arab (Kobani) bölgesinden ağır askeri varlığın çekilmesi, kentin sakinlerinden oluşan bir güvenlik gücünün kurulması ve idari olarak Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı yerel bir polis teşkilatının korunması.
9. DEAŞ tutukluları ile kampları dosyasından sorumlu idarenin ve tesislerin güvenliğini sağlayan güçlerin Suriye hükümetiyle entegre edilmesi, böylece Suriye hükümetinin bunlar üzerinde tam hukuki ve güvenlik sorumluluğunu üstlenmesi.
10. Ulusal ortaklığı sağlamak amacıyla, merkezi devlet yapısı içinde üst düzey askeri, güvenlik ve sivil görevlere atanmak üzere SDG liderliği tarafından sunulan aday listesinin kabul edilmesi.
11. Kültürel ve dille ilgili hakların tanınmasını ve kayıt dışı/vatansız kişiler ve önceki on yıllarda biriken mülkiyet hakları talepleri dahil olmak üzere, hak temelli ve vatandaşlık konularında çözülmemiş sorunların ele alınmasını öngören 2026 tarihli 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin memnuniyetle karşılanması.
12. SDG, egemenliğin ve bölgesel istikrarın sağlanması amacıyla Suriyeli olmayan tüm PKK lider ve üyelerini Suriye Arap Cumhuriyeti dışına çıkarma taahhüdünde bulunur.
13. Suriye devleti, bölgenin güvenlik ve istikrarını sağlamak amacıyla ABD ile koordinasyon içinde Uluslararası Koalisyonun aktif bir üyesi olarak terörle (DEAŞ) mücadeleyi sürdürme taahhüdünde bulunur.
14. Afrin ve Şeyh Maksud bölgeleri sakinlerinin evlerine güvenli ve onurlu dönüşü konusunda anlaşma sağlanması için çalışılması.
Türkiye’nin Güvenlik Parametrelerini Etkileyecek Gelişme
Bu anlaşma, sadece Suriye’nin iç dinamiklerini değil, aynı zamanda Türkiye’nin güney sınırındaki güvenlik parametrelerini de doğrudan etkileyecek nitelikte. Özellikle SDG’nin Suriye devlet kurumlarına entegre olması ve Suriyeli olmayan PKK üyelerinin ülkeden çıkarılma taahhüdü, bölgedeki denklemde önemli bir değişime işaret ediyor. Anlaşmanın uygulanması, Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarının ve bölgesel politikalarının geleceği açısından da kritik önem taşıyor.
Suriye’deki bu yeni düzenleme, uzun süredir devam eden parçalanmışlığın sona erdirilmesi ve merkezi otoritenin yeniden tesis edilmesi yönünde atılmış en somut adım olarak değerlendiriliyor.
