Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Prof. Dr. Gönültaş’tan TBMM’ye Çarpıcı Uyarı: Aile Bağları Zayıfladıkça Çocuk Suçluluğu Artıyor

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklar Komisyonu’nda Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, aile bağları zayıfladıkça çocukların suça karışma oranının arttığını açıkladı. İşte çarpıcı araştırma sonuçları.

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklar

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda yapılan sunumda, aile bağlarının çocuk suçluluğundaki belirleyici rolüne dikkat çekildi. Komisyona sunum yapan Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, yaptıkları araştırmanın sonuçlarını paylaşarak, “Aileye bağlılık düştükçe sapkın arkadaşlara sahip olma ihtimalleri artıyor. Yine suça karışma düzeyi anlamlı olarak artıyor” dedi.

Komisyon Çalışmalarına Başladı

TBMM’de Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Durgut, konunun önemine vurgu yaparak, “Suça sürüklenen çocuklar meselesini yalnızca adli süreçler üzerinden ele almayacağız. Önleyici mekanizmalar ve etkili müdahale modelleri çerçevesinde ele almak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz” ifadelerini kullandı. Durgut, madde bağımlılığı ile suça sürüklenme arasındaki güçlü ilişkinin, konunun bilimsel kanıta dayalı değerlendirilmesini zorunlu kıldığını belirtti.

Araştırmanın Çarpıcı Sonuçları

Komisyonda sunum yapan Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, 2017 yılında İstanbul’da 2 bin 336 çocukla yapılan ‘Uluslararası Öz Bildirim Çocuk Suçluluğu Projesi’ araştırmasının sonuçlarını aktardı. Gönültaş, araştırmaya katılan çocukların profiline ilişkin şu bilgileri verdi: “Bunların genel profiline baktığımızda yarı yarıya erkek ve kız çocuğu diyebiliriz. Yüzde 86’sı anne babası birlikte yaşıyor, yüzde 90’ı da belli bir gelir durumuna sahip.”

Gönültaş, araştırmanın en önemli bulgularını şöyle açıkladı: “Çocuklarda aileye bağlılık düştükçe okula bağlılığın da düştüğünü bulgulamışlar. Bu çocuklarda aynı zamanda okuldaki ve mahallede algıladıkları sosyal düzensizlik de artıyor. Yine aileye bağlılık düştükçe sapkın arkadaşlara sahip olma ihtimalleri de artıyor. Yine suça karışma düzeyi anlamlı olarak artıyor.”

Bu bulgular ışığında Gönültaş, “Çocuk suçluluğunu önlemek için özellikle çocukların ebeveynleriyle kurdukları bağlılık durumunu güçlendirmek gerekiyor” çağrısında bulundu.

“Suçun Kökleri Ailede Yatıyor”

Çocuk suçluluğunun yeniden tanımlanması gerektiğini ifade eden Gönültaş, önleme, erken müdahale ve adli sistem süreçlerinin önemine değindi. Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, Milli Eğitim ve İçişleri Bakanlıklarının çocuk suçluluğu ile ilgili yeni bir teşkilatlanmaya gitmelerine ihtiyaç duyulduğunu savundu.

Gönültaş, çocuk adalet sistemindeki bir başka kritik soruna da dikkat çekti: “Çocuk, ceza adalet sistemi içerisine girdiğinde başka suçlularla karşılaşma ihtimali var. Biz bunu istemiyoruz. Hem onlarla network oluşmasına sebebiyet verebilir hem de yeni suçlar öğrenmesine sebebiyet verebilir.”

Suçun temel nedenlerine ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Suçun kökleri ailede yatıyor. Çatışma ve ihmal en güçlü tetikleyiciler. Dünyadaki hemen hemen tüm çalışmaları şöyle bir gözden geçirdiğimde şunu fark ettim; çocuk suçluların arka planında iki büyük problem var. Birincisi aile içi çatışma ve aile fonksiyonlarındaki bozukluklar. İhmal ve kötü muamele olduğunu görüyoruz.”

Tam tersine, suça karışmayan çocuklarda ise “yüksek akademik başarı, eğitime devam etmek ve güçlü ebeveyn ilişkilerinin” önemli bir koruyucu faktör olduğunu vurguladı.

Adana’daki Başarılı Proje: Yaşam Koçlarıyla Umut Yıldızı

Prof. Dr. Gönültaş, Adana’da uygulanan ‘Yaşam Koçlarıyla Umut Yıldızı Projesi’nden örnek verdi. Proje kapsamında, adli kaydı bulunan ve malvarlığına yönelik suç işleyen 16-18 yaş arası 120 çocukla çalışıldığını anlatan Gönültaş, şunları söyledi: “Bu projede özellikle toplum destekli polis arkadaşlarımızı her bir çocuğa yaşam koçu olarak belirledik. Bu personellerimize de yaşam koçluğu eğitimi verdik.”

Çocuklara mobilyacılık, elektrik tesisatçılığı gibi meslek edindirme eğitimleri verildiğini, kültürel ve sportif faaliyetler düzenlendiğini belirten Gönültaş, projenin sonucunu şöyle açıkladı: “105 çocukla bitirebildik, 15 çocuğumuz ayrıldı. Bu çocuklarımızdan 65 çocuğu sivil toplum örgütleri ve özellikle meslek odaları vasıtasıyla işlere yerleştirdik. Ama 65 çocuk devamlılığını sağlayabildi, yüzde 55’lik bir başarı oluştu.”

Yeşilay’dan Bağımlılık ve Suç İlişkisine İlişkin Veriler

Komisyonda bir sunum da Yeşilay Akademi Direktörü Hakan Çetin tarafından yapıldı. Çetin, bağımlılık ve suç arasındaki ilişkiye dair uluslararası verileri paylaştı. Çetin, “Aile içi istismar olaylarının yaklaşık yüzde 40’ında madde kullanımının olduğunu ortaya koyan bir araştırma sonucumuz var” dedi.

Ergenlik dönemine ilişkin verileri aktaran Çetin, şöyle devam etti: “Dünya Sağlık Örgütüne göre gençlerin şiddete sürüklenmesinde erken yaşta alkol, tütün ve uyuşturucu kullanımının önemli bir düzeyde risk faktörü olduğu ortaya konulmuş. Dünyada en çok kullanılan madde alkol, Türkiye’de ise tütün alkolden daha fazla kullanılıyor. Yasa dışı maddeler açısından da dünyada da Türkiye’de de en çok kullanılan madde esrar.”

TÜİK verilerine göre, çocukların karıştığı suç olaylarında uyuşturucu veya uyarıcı madde ile ilişkili suçların, yaralanma ve hırsızlığın ardından üçüncü sırada geldiğini sözlerine ekledi.