Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TBMM’den Çarpıcı Rapor: Suça Sürüklenen Çocukların Yüzde 92’sinde Psikiyatrik Bozukluk Tespit Edildi

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda açıklanan çarpıcı verilere göre, suça sürüklenen çocukların yüzde 92.6’sına psikiyatrik tanı konuldu. İşte araştırmanın şoke eden sonuçları.

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, çocuk suçluluğuna ilişkin çarpıcı verileri ve araştırma sonuçlarını masaya yatırdı. Komisyon Başkanı AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut yönetiminde gerçekleşen toplantıda, uzmanlar tarafından sunulan veriler, sorunun boyutunu ve çözüm için atılması gereken adımları gözler önüne serdi.

Uzmanlar Komisyona Çarpıcı Veriler Sundu

Toplantıda ilk sunumu yapan Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Didem Behice Öztop, derneğin Marmara Üniversitesi ve Adana Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri Hastanesi ile yaptığı araştırmalardan bahsetti. Öztop, “Ergen anneliği, eğitim düzeyi, tekrarlayıcı suçlarda ailesel risk faktörlerini görmekteyiz” dedi.

Öztop, erken yaşta suçla tanışan çocuklar için sonraki süreçlerin olumsuz etkilendiğini ve bu çocuklarda okul devamsızlığı, okul terki ve akademik başarısızlığın ciddi oranda görüldüğünü vurguladı. Çözüm için Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’nın birlikte çalışmasının gerekliliğine dikkat çekti.

Suçlar Okul Çıkış Saatlerinde İşleniyor

Suça sürüklenmenin çocuğun cezasızlığıyla ilişkili olmadığını belirten Öztop, önemli bir tespitte bulundu: “Suçun okul çıkışında işleniyor olmasıdır. 15.00-20.00 saatleri ve okul günlerinde şiddet içerikli suçlar genellikle akşamüzeri meydana geliyor.”

Öztop, yalnız geçirilen sürenin artmasının ergenlikle birlikte olağan bir süreç olduğunu, ancak bu sürenin akademik başarıyı, sosyal duygusal zorlukları ve riskli davranışları etkilediğini ifade etti. Kontrolsüz ortam ve akran etkisinin riski artırdığını, düşük sosyoekonomik düzeyde bu sürenin daha fazla olduğunu ve bunun çocuk suçluluğu ile ilişkili olduğunu kaydetti.

Cezaevindeki Gençlerle Yapılan Araştırmanın Çarpıcı Sonuçları

Ardından ÇOGEPDER Çocuk Ergen Psikiyatrisi Yataklı Servisleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Selma Tural Hesapçıoğlu, 2015-2017 yılları arasında Ankara Sincan Cezaevi’nde hüküm giymiş gençlerle yapılan bir çalışmanın sonuçlarını paylaştı. Araştırmada, 76 suça sürüklenen çocuk ile psikiyatri kliniğine başvuran 76 çocuk karşılaştırıldı.

Hesapçıoğlu, cezaevindeki gençlerin daha kalabalık ailelerden geldiğini, okuma yazma bilmeme oranının anlamlı derecede yüksek olduğunu ve 56 kişinin eğitimine hiç devam etmediğini belirtti. Suça sürüklenen çocukların aile gelir düzeyinin düşük olduğunu, annenin ve babanın okuryazar olma oranlarının azaldığını, kendine zarar verici davranışlar, ailede suç öyküsü ve madde kullanımının daha fazla görüldüğünü aktardı. İlginç bir bulgu olarak, bu gruptaki çocukların dövme oranlarının da daha yüksek olduğunu söyledi.

Psikiyatrik Bozukluk Oranları Şoke Etti

Prof. Dr. Hesapçıoğlu, araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından birinin psikiyatrik tanılar olduğunu açıkladı: “Cezaevinden gelen çocuklarda davranım bozukluğunun yüzde 85,5’ine biz davranım bozukluğu tanısı koyduk. Kontrol grubunda ise bu oran 11,8’di.”

Hüküm giymiş ergenlerde depresyon, travma sonrası stres bozukluğu ve alkol-madde kullanım bozukluğunun daha yüksek olduğunu kaydeden Hesapçıoğlu, şu önemli bilgiyi paylaştı: “Cezaevinden gelen çocukların hiçbirinin daha önce bir psikiyatrik takibi, psikiyatrik herhangi bir muayenesi yoktu ama bu grupta çok daha fazla sayıda psikiyatrik bozukluk ve birden fazla psikiyatrik bozukluğun aynı anda görünmesi daha fazlaydı.”

Yüzde 92,6’sına Psikiyatrik Tanı Konuldu

Hesapçıoğlu, araştırmada ulaştıkları en kritik bulguyu şu sözlerle açıkladı: “Olguların yüzde 92,6’sına biz psikiyatrik tanı koyduk. Sadece 4 olguya psikiyatrik tanı koymadık ve çoğunda da 2 ve daha fazla psikiyatrik tanı vardı.”

Tanı konmayan 4 olgunun işlediği suçların genellikle ilk suç durumunda olduğunu, planlayıcı ve yineleyici bir eğilim taşımadığını, daha çok durumsal ve bağlamsal faktörlerle ilişkili olduğunu belirtti.

Suça sürüklenen çocuklarda en sık görülen psikiyatrik tanıların başında yüzde 61,1 ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun geldiğini ifade eden Hesapçıoğlu, bunu yüzde 50 ile davranış bozukluğu ve yüzde 42,6 ile zihinsel yetersizliğin takip ettiğini, çoğunda birden fazla tanının bir arada bulunduğunu vurguladı.

Araştırmanın Diğer Önemli Bulguları

Hesapçıoğlu, sunumunda diğer önemli bulguları da paylaştı:

  • Suça sürüklenen çocukların yaklaşık yüzde 30’unda aile üyelerinden birisi cezaevine girmişti.
  • Suç türlerine göre dağılımda hırsızlık, cinsel suçlar ve kasten yaralama daha fazlaydı.
  • Suçu işleme sırasında yaklaşık yüzde 50’si bir arkadaşıyla, yüzde 40’ı ise tek başına yaptığını ifade etmişti.

TBMM komisyonu, uzmanların sunmuş olduğu bu çarpıcı veriler ışığında, suça sürüklenen çocuklar sorununa yönelik kapsamlı ve bütüncül politikalar geliştirilmesi için çalışmalarına devam edecek.