Akdeniz Üniversitesi (AÜ), kanser tedavisinde çığır açan CAR-T hücre tedavisi için dünyadaki 8. üretim ve uygulama merkezini Türkiye’ye kazandırdı. Özellikle lösemi ve lenfoma gibi kan kanserlerinde umut olan bu yöntem, artık yerli ve milli imkanlarla, çok daha uygun maliyetlerle hastalara sunulacak.

Dünyada Sadece 7 Merkezde Uygulanıyordu
CAR-T hücre tedavisi, hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvar ortamında güçlendirilip, çoğaltılarak tekrar hastaya enjekte edildiği ve kanser hücreleriyle mücadele etmesinin sağlandığı son teknoloji bir immünoterapi yöntemi. Dünyada şu ana kadar sadece 7 ülkede ve 7 merkezde uygulanabilen bu tedavi, yüzbinlerce dolarlık maliyetlerle yapılabiliyordu.

“Yerli ve Milli İmkanlarla Türk Halkına Sunacağız”
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, 14 Mart Tıp Bayramı’nda bu müjdeyi vermenin mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, “Dünyada yüz binlerce dolara uygulanan bu tedaviyi yerli ve milli imkanlarla Türkiye’de hastalarımıza sunacağız” dedi.
Prof. Dr. Özkan, 2020 yılında göreve geldiklerinde Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ile bu fikri paylaştıklarını ve Cumhurbaşkanı’nın da desteğiyle 5 yıllık bir serüvenin sonunda bu merkeze kavuştuklarını ifade etti.

Başarı Oranı Yüzde 95’in Üzerinde
Özellikle lenfoma ve lösemi gibi kan kanserlerinde, standart tedavilere yanıt vermeyen dirençli hastalarda kullanılan CAR-T yönteminin başarı oranının yüzde 95’in üzerinde olduğu vurgulandı. Prof. Dr. Özkan, “Hastanın kendi bağışıklık hücreleri güçlendirilerek sayıları artırılacak ve yaklaşık 10 gün içinde tekrar hastaya enjekte edilecek. Böylece hastanın kanserle mücadelesi daha güçlü şekilde desteklenecek” açıklamasını yaptı.

15 Nisan’da İlk Hastalar Tedaviye Başlıyor
Merkezin en önemli özelliklerinden birinin hem araştırma yapılabilmesi hem de bu araştırmaların hemen klinikte hastalara uygulanabilmesi olduğunu belirten Rektör Özkan, 15 Nisan itibarıyla ilk hastaların tedavilerine başlanacağını müjdeledi.
Prof. Dr. Özkan, “Türkiye’de bu merkezin olması, hastaların başka yerlerde tedavi aramasının önüne geçecek. Çünkü bu tedaviler çok maliyetli ve herkesin gidebildiği yerler değil” diye konuştu.

Stratejik Bir Yatırım: Maliyetler Ciddi Oranda Düşürüldü
Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise merkezin stratejik önemine dikkat çekti. Dünyada bu tedavinin maliyetinin yaklaşık 200 bin dolar civarında olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ömer Özkan, “Biz ise üniversitemizin kendi imkanları ve BAP projeleriyle bu maliyetleri ciddi şekilde düşürdük. Bu tamamen üniversitemizin imkanlarıyla gerçekleştirilen bir proje. Bu anlamda çok daha uygun fiyatlarla hastalarımıza bu tedaviyi sunacağız” dedi.

Sadece Tedavi Değil, Araştırma ve Geliştirme Üssü
Kurulan laboratuvarın GMP (İyi Üretim Uygulamaları) standartlarında olduğunu ve sadece tedavi değil, aynı zamanda güçlü bir araştırma-geliştirme merkezi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ömer Özkan, şunları söyledi:
“Burada sadece kanser tedavisi değil, ihtiyaç olduğunda aşı geliştirme gibi çalışmaların da yapılabileceği bir laboratuvardan bahsediyoruz. Bu yüzden bu merkez ülkemiz için stratejik bir yatırım.”

Merkez, öncelikle Türk vatandaşlarına hizmet verecek, ancak sağlık turizmi kapsamında çevre ve dost ülkelere de tedavi imkanı sunma potansiyeli taşıyor. Bu atılım, Türkiye’nin sağlık alanındaki dışa bağımlılığını azaltma ve yüksek teknoloji tedavilerde kendi kendine yetebilme yolunda atılmış tarihi bir adım olarak değerlendiriliyor.

