ORDU – İstanbul Kadıköy’de bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi için Ordu’nun Altınordu ilçesinde ‘Çocuklar İçin Adalet’ yürüyüşü düzenlendi. Yürüyüşe, genç Mattia’nın annesi Yasemin Minguzzi‘nin yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi, evlat acısı yaşayan anneler ve vatandaşlar katıldı.

Yanlış Bilgiye Tepki: ’24 Yıl Değil, 8-9 Yıl’
Yürüyüş sırasında konuşan Yasemin Minguzzi, medyada yer alan bir bilginin düzeltilmesi gerektiğini vurguladı. Minguzzi, “Haberlerde yanlış anlaşılan bir şey söylemek istiyorum. Hep ’24 yıl ceza aldılar’ deniliyor ama böyle bir şey yok. 8-9 yıl ceza aldılar, o kadar yatacaklar. Bu da böyle bilinsin. Aldıkları ceza kesinlikle 24 yıl değil. Atlas evladımızın katilleri de 3-4 yıl yatacak” ifadelerini kullandı.

Mücadeleye Devam Sözü
Oğlunun hayatını kaybettiği 24 Ocak tarihine dikkat çeken Minguzzi, kendilerini yalnız bırakmayan herkese teşekkür etti. Karadenizli olduğu için Ordu’da bir yürüyüş düzenlemek istediğini belirten Minguzzi, adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.
Minguzzi, Ankara’da öldürülen Hakan Çakır’ın davası için 4 Mart’ta başkente giderek Meclis’e yürüyeceklerini açıkladı. “Yasa çıkacak dediler, sözlerini tutmadılar. Bizi oyaladılar. Biz duracak mıyız, tabi ki durmayacağız. Bilindiği üzere bizim istinaf kötü sonuçlandı. Bunun daha Yargıtay’ı var, insan hakları var. Hiçbir zaman durmayacağız. Mücadeleye devam” diyerek kararlılığını gösterdi.

Adalet Talebi Büyüyor
Ordu’da düzenlenen yürüyüş, çocuklara yönelik şiddet ve cinayet davalarında adalet arayışının Türkiye’nin dört bir yanına yayıldığını gösterdi. Yasemin Minguzzi’nin açıklamaları, özellikle genç bireylere yönelik suçlarda verilen cezaların kamuoyunda nasıl algılandığı ve gerçek hukuki süreçlerle olan farkı konusunda önemli bir tartışma başlattı.
Minguzzi ve kendisi gibi adalet arayan aileler, yargı süreçlerini yakından takip ederek hem davalarının seyrini hem de ilgili yasal düzenlemelerin gelişimini etkilemeye çalışıyor. Bu mücadele, Türkiye’de çocuk hakları ve adalet sisteminin iyileştirilmesi konusundaki toplumsal baskının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
