Bingöl Üniversitesi Enerji, Çevre ve Doğal Afet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Kenan Akbayram, Kuzey Anadolu Fayı’nda kırılmayı bekleyen iki kritik bölge olduğunu açıkladı. Akbayram, 50 yılda meydana gelen depremlerle büyük kısmı kırılan fayda, sadece Marmara ve Yedisu Fayı’nın tehlikeli olduğunu belirterek, Doğu Anadolu Fayı’nda ise Bingöl sismik boşluğunun deprem üretme riski taşıdığını vurguladı.

Yedisu Fayı: 7 İli Tehdit Eden Potansiyel
Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Krizden Dayanıklılığa: Afetlerde Bilişim ve Haberleşme Çözümleri’ konulu panelde konuşan Akbayram, Kuzey Anadolu Fayı’nda 1949 yılından başlayan bir deprem silsilesi yaşandığını hatırlattı. Fayda genel olarak batı yönlü bir deprem göçü olduğunu belirten Akbayram, şu çarpıcı açıklamayı yaptı:
“Yaklaşık 50 yılda meydana gelen depremler Marmara’ya kadar gelen Kuzey Anadolu Fayı’nın büyük bir kısmını kırmış. İki kısım kırılmamış. Birisi İstanbul’un güneyindeki Marmara sismik boşluğu diyebileceğimiz bölge diğeri de Yedisu. Bu iki bölgede tehlikemiz çok yüksek.”

Akbayram, Kahramanmaraş depremlerinin 13 ili etkilediğine dikkat çekerek, Yedisu Fayı’nda olacak bir depremin de geniş bir alanı etkileyeceğini söyledi. “Çok büyük bir ihtimalle Yedisu Fayı’nda olacak bir depremde bu bölgede birçok ilimizi etkileyecek. Bütün şehirler tarumar olacak demiyoruz ama şehirlerde sismik riskin yüksek olduğu alanlarda yıkımlar olacaktır maalesef eğer hazırlanmazsak.” diyen Akbayram, Erzurum, Erzincan, Tunceli, Elazığ’ın bir kısmı, Muş, Diyarbakır ve Bitlis’in etkilenebileceğini ifade etti.
Doğu Anadolu Fayı’nda Kritik Boşluk: Bingöl
Akbayram, Kahramanmaraş depremleriyle 330 kilometrelik Doğu Anadolu Fay zonunun büyük bir kesiminin kırıldığını, ancak kırılmayan bir bölge bulunduğunu kaydetti. Bu bölgeye ‘Bingöl sismik boşluğu’ adını verdiklerini belirten Akbayram, “Palu ile Bingöl’ün Ilıcalar beldesi arasındaki kesimde sismik boşluğumuz var. Buranın ne kadar büyüklükte bir deprem üreteceğine dair bir fikrimiz yok. Çok büyük bir ihtimalle 7 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeli var. Bunun da bölgedeki illeri etkileme tehlikesi var maalesef.” şeklinde konuştu.

Erzurum ve Çevresindeki Riskler
Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erdem Bayrak da panelde yaptığı konuşmada, 30 istasyonla bölgeyi anlık olarak takip ettiklerini söyledi. Tüm Türkiye’nin ve bölgenin deprem konusunda riskli olduğunun görüldüğünü ifade eden Bayrak, Erzurum çevresinde Karlıova Yedisu, Aşkale ve Horasan Faylarının devamında sismik boşluklar olduğunu anlattı.

Doç. Dr. Bayrak, “Yaptığımız çalışmada özellikle sismik boşluğa denk gelen kısımlarda sismik gerilmenin gittikçe arttığı gelecekte potansiyel bir deprem üretebileceğini görebiliyoruz.” dedi. Bölgedeki coğrafi zorlukların da afet anında büyük sorun teşkil edebileceğine dikkat çeken Bayrak, dağlarla çevrili olmanın ulaşımı zorlaştırdığını, bu nedenle lojistik ve iletişim tedbirlerinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Erken Uyarı Sisteminin Önemi
Doç. Dr. Bayrak, erken uyarı sistemleri ve yapısal sağlık izleme yöntemleriyle saniyeler kazanılabileceğinin altını çizdi. “Erken uyarı sistemi yapısal sağlık izlemeyle saniyeler kazanabiliriz.” diyen Bayrak, bu sistemlerin hayat kurtarıcı olabileceğini ifade etti.

Afet Sonrası İletişim Kritik Rol Oynuyor
Panelde konuşan Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti Erzurum Şube Başkanı Ömer Faruk Özler ise deprem sonrası iletişim ve haberleşmenin önemine dikkat çekti. Afet anında alternatif iletişim yöntemlerinin hayati derecede önem kazandığını belirten Özler, amatör radyo sistemlerinin bu noktada devreye girdiğini anlattı.

Panel, konuşmacıların izleyenlerin sorularını cevaplandırmasının ardından sona erdi. Uzmanlar, özellikle Yedisu ve Bingöl sismik boşluklarına dikkat çekerek, bu bölgelerdeki yerleşim alanlarının depreme hazırlıklı olması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

