Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Suriye’nin Bayırbucak bölgesinde bulunan Burç İslam kasabasında ‘Kardeşlik İftarı’ düzenledi. Bayırbucak Türkmenleri, şehit aileleri, Türkiye mezunları ve ihtiyaç sahiplerinin katıldığı 500 kişilik iftar programı, Türkiye’nin bölge halkıyla olan bağlarını bir kez daha gözler önüne serdi.

YTB Başkanı Turus’tan Suriye ve Türkmenler Hakkında Güçlü Açıklamalar
İftar programında konuşan YTB Başkanı Abdulhadi Turus, Suriye’nin son 13 yılda ağır bir imtihandan geçtiğini belirterek, “Savaş gördü, sürgün gördü, yıkım gördü. Ama onurunu kaybetmedi. Kimliğini kaybetmedi. Kardeşliğini kaybetmedi” dedi.
Turus, yıllarca süren mücadelenin özgür, inancını ve ruhunu koruyan bir Suriye için verildiğini vurgulayarak, “Bu uğurda canını feda eden aziz Suriyeli şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Bu uğurda hiç düşünmeden öne atılan gazilerimizin hakkı çok büyüktür. Allah her birinden razı olsun” ifadelerini kullandı.

“Türkmen Olmak Vefadır, Sadakattir”
Bayırbucak Türkmenlerinin bu direncin en önemli temsilcilerinden biri olduğunu vurgulayan Turus, Türkmenlerin kimliklerini ve tarihlerini koruyarak büyük bir mücadele ortaya koyduklarını söyledi. Turus, “Türkmen olmak vefadır, sadakattir, zor zamanlarda dimdik durabilmektir. Biz dirayetinize de dostluğunuza da inancınıza da şahidiz” şeklinde konuştu.
Bin Yıllık Ortak Tarih ve Kardeşlik Bağı
Türkiye’nin Suriye’yi hiçbir zaman yalnızca bir sınır komşusu olarak görmediğini dile getiren YTB Başkanı Turus, iki ülke arasındaki bağın diplomatik metinlerin ötesinde olduğunu belirtti. Turus, “İki ülke arasındaki bağ, diplomatik metinlerin ötesinde bin yıllık ortak tarihten, ortak acılardan ve sevinçlerden doğdu” dedi.

YTB’nin düzenlediği bu iftar programı, Türkiye’nin dış politikasının ve akraba topluluklarla ilişkilerinin önemli bir ayağını oluşturan insani diplomasi ve dayanışma faaliyetlerinin somut bir örneğini teşkil etti. Program, bölge halkı ile Türkiye arasındaki güçlü bağları pekiştirmeyi amaçladı.

YTB’nin Suriye’nin Bayırbucak bölgesindeki bu organizasyonu, Türkiye’nin sınır ötesindeki soydaş ve akraba topluluklara yönelik desteğinin devam ettiğinin ve bu desteğin sadece siyasi değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel boyutları da kapsadığının açık bir göstergesi oldu.
