Diyarbakır’da Tıbbi Bilgilendirme Eksikliği Mahkemeye Taşındı: 77 Milyon TL Tazminat Kararı Çıktı
Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde yaşanan ve tıbbi etik ile hasta haklarını merkezine alan bir dava, mahkemeden çıkan rekor tazminat kararıyla Türkiye gündemine oturdu. Down sendromlu olarak dünyaya gelen bir çocuğun ailesi, doğum öncesi kendilerine gerekli bilgilendirmenin yapılmadığını iddia ederek dava açmıştı. Mahkeme, ailenin 700 bin TL’lik ara buluculuk talebini reddetmesine rağmen, nihai duruşmada 77 milyon TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
“Çocuğumun Durumunu Hemşireden Öğrendim”
Davacı baba Hüseyin Kızmaz, yaşadıklarını kamuoyu ile paylaşarak, sağlık sistemindeki bilgilendirme zaafına dikkat çekti. Kızmaz, yaptığı açıklamada şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
“Diyarbakır’da çocuğumu hastaneye götürdüm. Diğer iki çocuğumun da doktoru aynı doktordu. Bize her şeyin yolunda olduğunu, sağlıklı bir kız çocuğu olduğunu söyledi. Daha sonra Ergani’de doğum gerçekleşti. Çocuğumun Down sendromlu olduğunu hemşireden öğrendim. Ben de özel hastaneye gittim ve durumu izah ettim. Böyle bir şeyin imkansız olduğunu söylediler.”
“Doğuma Son Verme Hakkımız Elimizden Alındı”
Hüseyin Kızmaz, davayı açmasındaki asıl amacın, benzer durumdaki ailelerin yaşadığı mağduriyetin önüne geçmek olduğunu vurguladı. Kızmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mahkemeye vermemin asıl nedeni de bundan sonraki aileler doğumda çocuklarının Down sendromlu olduğunu öğrenmeden doktordan bilgi alsın. Doktor bize bilgi vermiş olsaydı ben istemezdim. Doğuma son verme hakkı elimizden alındı. Doktor bize herhangi bir bilgi vermedi.”
Bu açıklamalar, tıp etiğinin temelini oluşturan “aydınlatılmış onam” ilkesinin ihlal edildiği iddiasını güçlendiriyor. Aile, hamilelik sürecinde yapılan tetkiklerde bebeğin Down sendromlu olduğunun tespit edilebileceğini, ancak bu bilginin kendilerine aktarılmadığını öne sürüyor.
Mahkeme Süreci ve Çıkan Karar
Diyarbakır’da görülen davada, taraflar önce arabuluculuk sürecine başvurdu. Ailenin 700 bin Türk Lirası talep ettiği bu süreçte anlaşma sağlanamadı. Davanın mahkemeye intikal etmesinin ardından yapılan bilirkişi incelemeleri ve tanık ifadeleri dinlendi.
Mahkeme, delilleri değerlendirdikten sonra, sağlık personelinin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğine kanaat getirdi. Bu kusurun, ailenin yaşam planını ve karar alma özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle, manevi tazminat miktarını belirlerken ağır bir rakam üzerinde karar kılındı. Sonuç olarak, davalı sağlık kuruluşunun aileye 77 milyon TL tazminat ödemesine hükmedildi.
Hukuki ve Toplumsal Yansımaları
Bu karar, Türkiye’deki tıbbi malpraktis (hekime bağlı hata) davalarında verilen en yüksek tazminat miktarlarından biri olarak kayıtlara geçti. Karar, yalnızca maddi bir sonuç olmanın ötesinde, hasta-hekim ilişkisinde şeffaflık ve bilgilendirmenin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Hukuk çevreleri, kararın, benzer vakalarda sağlık çalışanlarını daha dikkatli ve özenli olmaya, hastaları ise haklarını aramaya teşvik edeceği yönünde değerlendirmeler yapıyor. Aynı zamanda, Down sendromu gibi genetik durumlar hakkında toplumsal farkındalığın artırılması ve ailelere sunulan danışmanlık hizmetlerinin önemi de bu dava ile bir kez daha vurgulanmış oldu.
Kararın kesinleşmesi halinde, Türkiye adliye tarihinde önemli bir emsal teşkil edeceği ve hasta hakları konusundaki yargısal standartları etkileyeceği öngörülüyor.
