NATO müttefikleri, İttifak’ın askeri liderliğinde Avrupalı üyelerin rolünü artıran yeni bir komuta yapısı üzerinde tarihi bir anlaşmaya vardı. Bu değişiklik, Avrupa’nın savunmasında sorumluluğun daha adil paylaşımına yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Avrupa Komutanlıklarına Geçiş
NATO’dan yapılan resmi açıklamada, 6 Şubat’ta varılan mutabakatla, İttifak’ın en yeni üyeleri de dahil olmak üzere Avrupalı müttefiklerin, NATO komuta yapısında daha belirgin bir rol üstlenmesinin kararlaştırıldığı belirtildi. Bu kapsamda, halihazırda ABD tarafından yönetilen Norfolk Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nın İngiltere, Napoli Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nın ise İtalya tarafından devralınacağı kaydedildi. Brunssum Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nın ise Almanya ve Polonya tarafından dönüşümlü olarak yönetileceği ifade edildi.

Böylece, kriz ve çatışma dönemlerinde operasyonel liderliği üstlenen üç ‘Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nın kontrolünün tamamen Avrupalı komutanlara geçeceği vurgulandı. Bu değişim, NATO’nun Avrupa kanadının askeri kapasitesini ve karar alma süreçlerindeki etkinliğini artırmayı hedefliyor.
ABD’nin Yeni Rolleri
Değişiklik kapsamında ABD’nin üç harekat alanı bileşen komutanlığının liderliğini üstleneceği aktarıldı. ABD’nin, Müttefik Deniz Komutanlığı’nın sorumluluğunu yeni üstlenirken, mevcut Kara ve Hava Komutanlıklarındaki liderliğini sürdüreceği bildirildi. Söz konusu değişikliklerin, mevcut personel rotasyon planına uygun olarak gelecek yıllarda kademeli şekilde hayata geçirileceği belirtildi.
Ayrıca ABD’nin, Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SACEUR) rolünü korumaya devam edeceğinin kaydedildiği açıklamada, “Anlaşma, NATO içinde sorumluluğun daha adil bir şekilde paylaşılmasına yönelik bir değişimin parçasıdır. Bu değişimle, Avrupalı müttefikler NATO’nun komuta yapısında daha büyük liderlik rollerini üstlenirken, ABD’nin NATO komuta ve kontrolüne olan bağlılığını açıkça ortaya koymaktadır” ifadelerine yer verildi.
Stratejik Anlam ve Türkiye’ye Yansımaları
Bu yapısal değişiklik, NATO’nun küresel güvenlik ortamındaki dönüşüme uyum sağlama çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırması ve askeri kapasitelerini güçlendirmesiyle paralel ilerleyen bu süreç, İttifak’ın caydırıcılığını pekiştirmeyi amaçlıyor.
Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip bir müttefik olarak, bu yeni komuta yapısı içinde konumunu ve etkinliğini nasıl sürdüreceği merak konusu. Türk yetkililerin, İttifak’ın karar alma mekanizmalarındaki bu değişime ilişkin değerlendirmeleri ve NATO’nun gelecekteki dönüşüm sürecindeki rolü, Türk dış politikasının öncelikli gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek.
